Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ( TCMB )

    Merkez Bankası, Türkiye Cumhuriyeti’nin mali politikası üzerindeki en önemli etken olan para ve Kredi politikasının yöneten, devlet namına banknot ihraç eden ve banknot basmam tekelini elinde bulunduran ve bağımsız olarak para politikasını yöneten devletin iktisadi ve mali danışmanı kurumdur. Para basımı ve politikalarını yönettiği için Hazine Müsteşarlığı’na bağlı olan Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü’nce basılan madeni paraların da denetimi ve düzenlenmesi Merkez Bankası kontrolündedir. Dünya Bankalararası Mali İletişim Topluluğu’nun Türkiye temsilcisi olan Merkez Bankası, aynı zamanda ülkemizdeki Elektronik Menkul Kıymet Transferi (EMKT), Elektronik Fon Transferi (EFT) sistemlerinin de denetim ve tek müdahilidir.

  • Merkez Bankası’nın Misyonu ve Temel Çalışma Prensipleri Nelerdir?

        Ekonominin olmazsa olmaz koşulu devlet müdahalesi ile de sağlansa fiyat istikrarı paritesidir. Banka piyasaya banknot sunarak ve temel dengeleri sağlamaktadır fakat kuruluş amacı olarak gerekli olmadığı sürece piyasaya müdahale etmekten kaçınmaktadır. Para politikasının yürütülmesinde ülkedeki tek yetkili merciidir. Bahsi geçen kurum para politikasını fiyat istikrarı için kullandığında gerekli tüm kurumlardan bilgileri toplama ve kurumları denetleme yetkisine haizdir. Merkez Bankası kuruluş amacına uygun olarak görev ve yetkileri şu maddelerle açıklanmaktadır:

    1. Merkez Bankası, banknot basma ve paranın dolaşımını sağlamakla yükümlüdür. Ülkede geçerli olan para birimi cinsinden basılan banknot basma yetkisine sahip kurum, paranın dolaşımını ve hacmini düzenlemek için gerekli koordinasyon ve teşkilatlanmayı; bunun yanı sıra teknik alt yapı ve yöntemlerini denetler ve işlerliğini sağlar.
    2. Bankanın kuruluş amacına uygun olarak fiyat istikrarı sağlamak için para politikası belirler ve uygular. Buna bağlı olarak bağlı bankalara kredi sağlar ve faiz oranlarını belirler. Mali piyasayı takip eden kurum piyasada oluşabilecek bir spekülasyona karşı kuruluşların kurallara uygun hareket edip etmediklerini denetlemektedir. Banka piyasayı denetlemekle birlikte bazı kurum ve kuruluşlarla da iletişim ve eş zamanlı olarak işbirliği yapmaktadır.
    3. Merkez Bankası aynı zamanda mevcut hükümetin mali ajanlığını da yürütmektedir. Kurum, hükümetin alacak ve borçlarının ifasında ve hükümetin ülkenin ekonomik gidişatı ile ilgili bilgilendirilmesi konusunda devletin ajanı konumundadır. Aynı şekilde devletin ekonomik ilişkilerinde ajanlık yapan kurum, aynı zamanda ortaya çıkan ekonomik değişiklikleri ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşmaktadır.
  • Merkez Bankası, Osmanlı Döneminden Cumhuriyet Dönemine Geçiş

    Paranın icadıyla birlikte tedavülde bulunan takas usulü kaldırılarak para basmak artık devlet olmanın ibarelerinden biri sayılmaktaydı. Para genelde değerli madenlerden basılır ve devletin hakimiyetinde bulunan ülkelerde de bu para kullanılırdı. Osmanlı Beyliği 1326 yılında ilk parayı basmıştır. Para daha önceleri ticari tedavül için kullanılırken 19. yüzyıla gelinde Osmanlı Devleti 1854 Kırım Savaşı sırasında dış borç alınca ihtiyacı doğmuştur. İlk olarak 1847 yılında Galata Bankerleri tarafından kurulan Bank-ı Dersaadet, 1856 yılında İngiltere kralının fermanızla İngiliz destekli kurulan Osmanlı Bankası daha sonra İngiliz ve Fransız ortaklığıyla kurulan Bank-ı Osmani Şahane Merkez Bankası’nın şimdiki görevlerinin temellerini oluşturmaktadırlar.

    Osmanlı Devleti’nin yıkılışı ve ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti, dönemin mali otoritesi olan Osmanlı Bankası ile anlaşmaya giderek 1935 yılına kadar görevini sürdürmesi kararlaştırılmıştır. Fakat yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti eski düzen bir mali otorite ile politikalarını yürütemeyeceğinin farkındaydı. Merkez Bankası fikri ilk kez 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nde ele alınmış ve yeni kurulan Türk devletine yakışır milli bir banka fikri üzerinde durulmuştur. Bütün çalışmaların sonucunda 1927 yılında dönemin Maliye Bakanı olan Abdülhalik Renda bağımsız kurumun temellerinin atılması için kanun taslağı sunmuştur. Tasarının kabulünün ardından kurulması planlanan kurumun çağın gereklerine uygun yapılandırılması için yurtdışından birçok akademisyen, iktisatçı getirtilmiştir.

    Yapılan diplomatik çalışmalar sonucunda Hollanda Merkez Bankası İdare Meclisi Üyesi Dr. G. Vissering, Merkez Bankası’nın kuruluşu hakkında hazırladığı raporda, hükümete bağlı olmayan bir kurumun gerekliliğine dikkat çekmiştir. Bu raporun görüşülmesinin ardından 1929 senesinde para politikaları konusunda uzman olan İtalyan Kont Volpi, Türk parasının dünya paritesinin düşmemesi ve değer kaybetmemesi için para politikalarını yöneten bir kurumun şart olduğu belirtmiştir. Yapılan bütün görüşmeler neticesinde Merkez Bankası yasa tasarısı gündeme gelmiştir. Lozan Üniversitesinden Prof. Leon Morf’un hazırladığı taslak, TBMM tarafından görüşülerek 11 Haziran 1930 yılında kabul edilerek kanunlaşması için ilgili tasarının kabulü 1715 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanunu” ismi ile 30 Haziran 1930 senesinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 3 Ekim 1931 tarihinde göreve başlayan kurum, farklı kurum ve kuruluşların yürüttüğü çalışmaları tek elde toplamıştır. Kurumun kuruluşundan itibaren para politikalarına başlamadan önce sermaye paylaşımının öncelikle “hükümetten bağımsız kurum” sıfatının gereği olarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarından farklı anonim şirket karakterinde kurulmuştur. Merkez Bankası’nın hisseleri (A), (B), (C), (D) sınıflarına ayrılmış ve A sınıfı hisseler Hazineye ait olarak Bankanın bağımsızlığının sarsılmaması için kuruluş sermayesinin %15’ini geçmesi öngörülmez. B sınıfı hisseler Milli Bankalara, C sınıfı Hisseler yabancı bankalara ve imtiyazlı şirketlere, D sınıfı hisseler ise Türk ticari kuruluşlarıyla Türk uyruklu gerçek ve tüzel kişilere ayrılmıştır.

    Yeni kurulan ve örgütlenen Merkez Bankasının temel gayesi öncelikle genç hükümetin kalkınmasının önünü açmaktır. Bu sebeple kurum öncelikle reeskont oranlarını belirlemeyi para piyasasını ve para dolaşımını düzenlemeyi, hazine işlemlerini yerine getirmeyi ve Türk parasının değer kaybetmemesi ve istikrarının sağlanmasına yetkili kılınmıştır. Dönemin şartlarına uygun olarak kurum devletin haznedarlığını yapmış ve ülkedeki para basmaya tek yetkili kurum olmuştur. Aynı dönemde kullanılan sabit döviz kuru rejimi hükümetin yetkisi altında Merkez Bankası tarafından yönetilmektedir. Kurumun bağımsızlık ilkesi 1930’lu yıllarda hükümetin bankanın yetkili olduğu alanlara müdahale etmediği için bu ilkenin işlerliği şimdiye nazaran sağlanmış ve kurumun bağımsızlığı, dönemin enflasyon oranlarına olumlu yönde yansımıştır.

  • Merkez Bankası’nın 2. Dünya Savaşı Politikası

    İkinci Dünya Savaşı yıllarında gelişimini tamamlamak isteyen Türkiye, 1940’lı yıllarda bütün dünyada olduğu gibi bağımsız bir politika izleyerek kamu kesiminin mali açığını kapatmaya çalışmıştır. Yapılan uygulamalar sonucunda fiyat düzeyi, 1938-1948 yılları arasında üç katta fazla artık göstermiştir.

    1950'li yıllara gelindiğinde Merkez Bankası, hızlı kalkınmanın mümkün olabilmesi için bütün kaynaklarını kamu yararına kullanıma açmıştır. Bu dönemde Merkez Bankası için önemli bir çalışma yürütülerek 1955 yılında Banknot Matbaası kurulmuş ve 1957 tarihinden itibaren kurum banknotları ülkemizde basmaya başlamıştır. 1960’lı yıllarda sürdürülen Planlı Ekonomi ile birlikte Merkez Bankası genişlemeci para politikalarına uygun olarak devletin çalışmalarına kaynak sağlamaya devam etmiştir. Bu dönemde hükümet, kambiyo kontrolüne ilişkin uygulamaların büyük çoğunluğu Merkez Bankasına devredilmiştir. 

  • 1970 Tarih ve 1211 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanunu

        İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan gelişmeler ve ekonomik koşullara uyum sağlamak için Merkez Bankası etkinliğini arttırmak için 14 Ocak 1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanunu kabul edilmiştir. Böylelikle tarihinde yeni bir döneme başlayan Merkez Bankası, dönemin ekonomik ve merkez bankacılığı alanındaki yeniliklerine azda olsa kavuşmuş oldu. 1211 sayılı kanun ile birlikte bankanın yasal statüsünde, organizasyon yapısında, yetki ve görevlerinde önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Anonim şirket yapısı korunan Merkez Bankası’nın sermayesi 15 milyon liradan 25 milyon liraya yükseltilmiştir. Ayrıca Bankanın genel sermayesinin devlete yani Hazineye ayrılan payının da %51’den az olamayacağı belirtilmiştir.

    1211 Sayılı kanunla birlikte dış temsil ve ilişkilerde denklik ve protokolde eşitlik sağlanması amacıyla Başkanlık makamı oluşturulmuş, oluşturulan makamın ilk ismi ise Naim Talu olmuştur. Ayrıca Başkan, Başkan Yardımcılarından meydana gelen Yönetim Komitesi karar alma organı sıfatıyla yönetime dahil edilmiştir. Bankanın üst düzey karar alma organı sekiz üyeli İdare Meclisi ise değiştirilerek altı üyeli Banka Meclisine dönüştürülmüştür. Bu değişiklerin yanı sıra Hissedarlar Umum Heyeti, Genel Kurul; Murakıplar Komisyonu, Denetleme Kurulu; Umum Müdürlük ise İdare Merkezi adını almıştır.

    1211 sayılı Kanun, Bankanın görevlerinin ve yetkilerinin genişletilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. şöyle belirtmek isterim ki, Bankanın doğrudan ve dolaylı para politikası araçları üzerindeki kontrolü artırılmış, Bankaya para arzını ve likiditeyi düzenlemek amacıyla açık piyasa işlemleri yapma yetkisi verilmiştir. Diğer taraftan Banka hükümetin para ve krediye ilişkin tedbirleri alması sırasında görüşünün alınmasını mecburi kılmıştır. Bankanın hükümete reeskont işlemleri ile yatırımları ve ekonomik kalkınmayı desteklemek amacıyla orta vadeli kredi verme olanağı sağlanmıştır. Hükümete ve doğal olarak Hazine Müsteşarlığına verilen kısa vadeli avans, ilgili yılın bütçe ödeneklerinin %15’i oranındadır.

  • Merkez Bankası'nın 1980 Sonrası Ekonomik Politikaları

    1980’lerde yaşanan askeri darbe ortamı ve buhran hem Türkiye hem de Merkez Bankası için çok önemli değişikliklere yol açmıştır. 24 Ocak 1980 tarihinde açıklanan kararlar ile Türkiye ekonomisinde yapısal bir dönüşüm başlatılmıştır. Fiyatların piyasa çerçevesinde oluşması amacıyla fiyat kontrolleri kaldırılmış ve serbest dış ticaret politikasına geçiş yaşanmıştır. Başlatılan finansal serbestleşme ile para ve kur politikalarının Merkez Bankası tarafından piyasa ekonomisi mantığına uygun olarak yürütülmesi için gerekli altyapının sağlanması yönünde önemli bir yol kat edilmiştir. Aynı dönemde para politikası kapsamında mevduat ve kredi faizlerinin piyasa koşullarından belirlenmesi de hükme bağlanmıştır. Türk parasının yabancı paralar karşısında devalüe edilmesiyle sabit kur rejimi terk edilmiştir.

    1983 yılında Banka, altın ve döviz rezervlerini etkin bir biçimde yönetmek konusunda yetkili hale getirilmiştir. Bunun yanı sıra kurumun temel görevlerini sürdürürken ekonomin temel gereklerine uygun olarak fiyat istikrarı sağlayacağı hükme bağlanmıştır. 1987 yılında açık piyasa işlemleri yapmaya başlayan Merkez Bankası, bu dönemde dünya çapında ve çağdaş para ve döviz piyasalarının kurulmasında öncülük yapmıştır.

    1989 yılına gelindiğinde Merkez Bankası Türk parasının değerinin korunması adına 32 Sayılı Karar çıkarmış ve esnek bir döviz kuru kabul edilerek ekonomik birimlerin döviz ile işlem yapmalarına izin verilmiştir.

    Merkez Bankası 1990 yılında piyasanın likidite ihtiyacını karşılayacağını belirtmiş; fakat likidite ihtiyacı karşılanırken piyasanın bu yeni para programından etkilenmemesi için döviz kurlarının ve faiz oranlarının istikrarı bozulmayacaktır. 1990 yılı Bankanın hedeflerine ulaştığı bir senedir fakat ardından yaşanan Körfez Krizi ile ülkenin mali, siyasi ve politik dengesinin bozulması ve bankacılık sektöründe tam olarak oturmamış bir düzen ve kırılgan yapının varlığı Bankayı 1994 yılının başlarında finansal bir krize sokmuştur.

    Merkez Bankası’nın para basması kamu borçlarının kapatılması için kaynak görevi üstlenemez. Çünkü kurumun piyasaya banknot arz etmesi demek enflasyon oranının uçurum boyutlarına ulaşması ve Türk parasının gerek ülke ve gerekse yabancı para birimleri karşısında alım gücü ve değer kaybetmesine neden olacaktır. Bu nedende 21 Nisan 1994 tarihinde alınan bir kararla Hazinenin Merkez Bankası kaynaklarını kullanımına sınırlamalar getirilmiştir. Ayrıca bu alandaki düzenlemeler 1997 yılında kabul edilen protokolle yasalaştırılarak 1998 yılından itibaren Hazinenin Merkez Bankasından kıza vadeli avans kullanması konusundan uzlaşılmıştır. Şöyle belirtmek gerekirse siz paranın alım gücünü düşürür ve piyasaya gerektiğinden çok banknot sürerseniz bir el arabası para ile alışverişe gitmek zorunda kalırsınız ve gelen hırsız bütün parayı dökerek el arabasını alıp götürür. Anlattığım bu durum özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan piyasaların en büyük sorunudur.

  • Merkez Bankası’nın Yaşadığı 2001 Krizi ve Sonrası Dönem

    Küresel anlamda yaşanan siyasal çatışmalar piyasalara kötü yansımış ve ülkemizde bu çalkantılı dönemde çok büyük zarar görmüştür. Bu dönemin atlatılması adına 1995-1999 yılları arasından finansal istikrarın sağlanması hükümetin ve kurumun birinci önceliğiydi. Durumun düzelmesi sağlanmış enflasyon kontrol altına alınmaya çalışılmış ve 2000 yılında döviz kuruna dayalı yeni bir istikrar programı oluşturulmuştur. Kağıt üzerinde anlatılmaya çalışılan bu durum piyasaları dengeleyemeyince ülkedeki enflasyon uçurumu daha da derinleşmiş ve ülke 2001 kriziyle karşı karşıya kalmıştır. Krizin etkisinin birazda olması için sürdürülen döviz politikası bırakılarak döviz kurları dalgalanmaya bırakılmıştır.

    Krizin ardından kurum yapısal bir değişikliğe girişmiştir. Bu değişiklikler 25 Nisan 2001 tarihinde Merkez Bankası Kanunu’nda yapılan önemli değişikliklerle, düzenlenen çalışmada kurumun öncelikli amacının fiyat istikrarını sağlamak olduğu belirtilmiştir. Bu çerçevede kurumun bağımsızlığının arttırılması yönünde kurumun uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca Banka, fiyat istikrarını sağlamak olan amacına ters düşmeden hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekleyeceğini hükme bağlamıştır. Bununla birlikte mevcut mali sistemin sürdürülebilirliği adına hükümetin desteklenmesi görev tanımına eklenmiştir. Ayrıca kurumun Hazine ile kamu kurum ve kuruluşlarına avans vermesi, kredi açması ve bu kuruluşların ihraç ettiği borçlanma araçlarını satın alarak piyasanın dengesinin bozulmasına neden olması engellenmiştir. Söz konusu Kanun değişikliği kapsamından para politikası stratejilerinin ve karar alma mekanizmalarının kurumsallaşması amacıyla Para Politikası Kurulu oluşturulmuştur.

  • 2002 Yılından Sonra Merkez Bankası’nın “Enflasyon Hedeflemesi Rejimi

    Çağdaş mübadillerine uygun olarak 2002 yılına gelindiğinde “enflasyon hedeflemesi rejimi” uygulanarak modern bir para politikası uygulanmıştır. 2002-2005 yılları arasında uygulanan ve kurumun gerek teknik gerekse kurumsal altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmüştür. Bu sürecin işleyişinde Araştırma Genel Müdürlüğü, Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü şeklinde yeniden yapılandırılmış, iletişim politikalarının etkinliğini sağlamak amacıyla İletişim Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

        2005 yılından itibaren yeniden kurusallaşma adına adımlar atılan kurumda politika kararlarının piyasalar üzerindeki etkisinin önceden tahmin edilebilmesi adına Para Politikası Kurulu bir yıllık planlanmış çizelgeler halinde önceden açıklanmaya başlanmıştır. Tüm bu süreç düzgün bir şekilde işleme konulmaya başlandıktan sonra 2006 tarihli bir karar olan açık enflasyon rejimi uygulamasına geçilmiştir.

    İlk öncelikli hedef olan enflasyon oranının düşürülmesi sonunda bu piyasa dengesinin korunması ve Türk parasının itibarını yükseltmek ve yüksek sayılarda paranın yarattığı birçok sorunu ortadan kaldırmak adına ilk aşama olarak 1 Ocak 2005 yılında Türk lirasından altı sıfır atılmış ve Yeni Türk lirası ve Yeni kuruluşlar oluşturulmuştur. Para reformunun ikinci aşaması ise 1 Ocak 2009 tarihinde yürürlüğe konularak Türk lirasındaki “Yeni” ibaresi kaldırılarak tasarımı ve boyutları değişen yeni Türk lirası banknot ve kuruluşlar dolaşıma çıkarılmıştır. Merkez Bankası’nın yapısal özelliklerine geçmeden önce şunu da belirtmek isteriz ki kurum gelişen konjöktörel ve yapısal küresel değişikliklere ayak uydurmak adına sürekli kendini geliştirerek modernize etmektedir. Kurumun amacı, piyasaların ve politik dengelerin izlenerek olası dalgalanmaların önceden belirlenmesi ve ülkenin hem Türk lirası cinsinden değerinin korunması hem de fiyat istikrarı adına bu durumdan en az zararla kurtulmasının yollarının aranmasıdır.

  • Merkez Bankası’nın Para Politikası Araçları

        Para politikası, Lucas’ın Nobel Ödülü konuşmasında da belirtildiği üzere kısa vadede etkiliyken uzun vadede etkisiz kalmaktadır. Bu nedenle parasal araçlar makro ekonomik dengelerin sağlanması amacıyla kullanılmaktadır. Günümüzde merkez bankaları para politikası araçlarını faiz oranını veya para arzını belirlemek için kullanılmaktadır. Merkez Bankası para politikasını faiz oranını belirlemek için kullanır. Bu bakımdan para politikası yardımcı bir politika olup, ülkenin milli gelir istihdam gibi temek göstergelerinin ayarlanmasında kullanılırlar. Para politikası araçları şunlardır:

    1. Açık Piyasa İşlemleri (APİ): Merkez Bankası Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde likit para karşılığı bono ve tahvil alıp satarak piyasadaki likidite miktarını sınırlamaya çalışır.
    2. Reeskont Oranı: Bankalar ellerinde bulunan kısa vadeli senetleri Merkez Bankası’na kırdırarak aşağı bir miktarda alırlar. Bunun amacı bankaların müşterilerinden asıl bedelini altında aldıkları kısa vadeli senetleri merkez bankalarına tekrar iskontolu bir fiyattan satmalarıdır. Reeskont terimi bu sebepten kullanılmaktadır.
    3. Zorunlu Karşılıklar: Bankaların ellerinden bulundukları mevduat veya krediler için kasalarında bulundurmak zorunda oldukları nakit paraya verilen adıdır.
  • Merkez Bankası’nın Kurumsal Yapısı

    T.C Merkez Bankası, Yönetim, Merkez Teşkilatı, Şubeler ve Temsilciliklerden oluşmaktadır.

           Genel Kurul: Bankanın hisse sahipleri yönetim kurulunun tabii üyeleridir. Genel kurul yılda bir kere toplanır. Toplantılarda bankanın yıllık raporları değerlendirilir, Banka Meclisi ve Denetleme Kurulu üyelerinin seçimi, sermaye artırımı, banka ana sözleşmesinin değiştirilmesi ve bankanın gerektiğinde tasfiye edilmesi konusunda yetkilidir. Genel Kurul üyeleri sahip oldukları hisse senedi tiplerine göre dört sınıfa ayrılmaktadır.

    a)- A sınıfı hisse senedi sahipleri: Bu tip hisse senedine sadece Hazine’nin kendisi sahip olabilir. Bu hisse senetleri sermaye içerisinde %51 oranının altına düşemez.

    b)- B sınıfı hisse senedi sahipleri: Türkiye’de faaliyet gösteren ulusal bankaların sahip olduğu hisse senetleridir.

    c)- C sınıfı hisse senedi sahipleri: Türkiye’deki imtiyazlı şirketlerin ve yabancı bankaların sahip olduğu hisse senetleridir. Bu oran toplam hisselerin %6 oranında olabilir.

    d)- D sınıfı hisse senedi sahipleri: Türkiye’de ticari ilişkilere müdahil olan özel ve tüzel kişilerin sahip oldukları hisselerin genel adıdır.

     

          Banka Meclisi: Bankanın en yüksek karar organıdır. Merkez Bankası Başkanı dahil olmak üzere yedi üyeden oluşan genel kurulun görev süresi başkan hariç üç yıl ile sınırlıdır. Ancak bu üyeler tekrara seçilebilme hakkına haizdirler. Banka Meclisi kurumun para politikasının belirlenmesinin yanı sıra bankanın işleyişi ile ilgili kararları almaya da yetkilidir.

     

          Para Politikası Kurulu: Kurul, Başkan, Başkan Yardımcıları ve Banka Meclisi tarafından seçilecek bir üyeden meydana gelmektedir. Temel görevi para politikası belirlemek olan kurul, hükümetle eşgüdümlü olarak enflasyon hedeflemesi yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmekle yetkilidir

          Denetleme Kurulu: Kurul dört üyeden oluşmaktadır. Bu kurulun bir üyesi A tipi, iki üyesi B ve C tipi ve bir üyesi de D tipi hisse sahiplerince seçilmektedir. Yönetimsel bir çalışması olamayan bu kurul sadece hesapların ve yapılan işlemlerin incelenmesiyle yetkilidir.

          Yönetim Komitesi: Başkan ve Başkan Yardımcılarından oluşan komite, bankanın yönetimsel kararlarını almak, gerekli yönetmelikleri hazırlamak ve banka içinde koordinasyonun sağlanmakla görevlidir.

          Başkanlık: Bir Başkan ve dört Başkan Yardımcısı olmak üzere beş kişiden oluşmaktadır. Başkan, Bakanlar Kurulu tarafından beş yıllık süreyle göreve atanır. Başkan Yardımcıları ise Başkanın güvenoyunu alan kişilerden seçilecek ortak kararnameyle yine beş yıllığına atanırlar. En yüksek amir sıfatıyla görev yapan Başka, Banka Meclisince alınacak kararları ve para politikasını yönetmekle yükümlüdür.

  • Merkez Bankası’nın Merkez Teşkilatı
    1. Araştırma Genel Müdürlüğü: Bankanın para politikasını yürütmesi için analizler yapan birim, raporlar hazırlayarak kurumun para politikası için gerekli modellerini geliştirir.
    2. Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar Genel Müdürlüğü: İlgili birim bankanın yetkileri çerçevesinde finansal kuruluşları izleyerek bu konularda ilgili kurumlarla ilişkileri yürütmek ve geliştirmekle görevlidir.
    3. Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü: Banknot ve kıymetli evrak basmakla görevli birimdir.
    4. Baş Hukuk Müşavirliği ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü: kurumun hukuk ayağını oluşturan birim, yapılan işlemlerde hukuki destek sağlamak ve kanuna uygunluk için çalışmalar yürütür.
    5. Bilişim Teknolojileri Genel Müdürlüğü: Bankanın işlemlerinin gerekli donanım ve yazılımlarla kolaylaştırılmasının yanı sıra, bu yardımcı araçların sağlıklı bir şekilde korunmasıyla mükellef birimdir.
    6. Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü: kurumun uluslararası kuruluşlarla ilişkilerini yürütmek ve geliştirmekle görevli birimdir.
    7. Emisyon Genel Müdürlüğü: Banknotların dolaşımını ve gerekli görüldüğü takdirde değiştirilmesinden sorumlu birimdir.
    8. Güvenlik ve Savunma Sekreterliği: Kurumun güvenliğinden sorumlu olan birim, bu amacın gerçekleştirilmesi için kolluk kuvvetleri ile işbirliği içinde çalışır.
    9. İç Denetim Genel Müdürlüğü: Kurumun birimlerinin eşgüdümlü ve etkin çalışmasından görevlidir.
    10. İletişim Genel Müdürlüğü: Kurumun kamuoyu ile paylaşmak istediği bilgilerin sunulması ve kurumun sekreterya işlemlerinden sorumlu birimdir.
    11. İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü: Kurumun insan kaynakları departmanını yöneten birim bu görevinin yanı sıra personelin özlük haklarıyla ilgili işleri yapmakla da görevlidir.
    12. İnşaat ve Malzeme Genel Müdürlüğü: Bankanın taşınır ve taşınmaz mallarının temini ile görevli olan birim, bunların tamiri ve çalışır durumda tutulmasından sorumludur.
    13. İstatistik Genel Müdürlüğü: Kurumun gerekli analizleri yapabilmesi için gerekli olan verilerin toplanması, değerlendirilmesi ve sınıflandırılarak kamuoyu ile paylaşılmasından sorumlu birimdir.
    14. İşçi Dövizleri Genel Müdürlüğü: Türk vatandaşı olmasına rağmen yurt dışında çalışan işçilerin Merkez Bankası’nca açmış oldukları hesaplarla ilgili işlemleri yapmakla yükümlü ilgili birimdir.
    15. Muhasebe Genel Müdürlüğü: Kurumun muhasebe ayağını yöneten birim, muhasebe faaliyetleri gereği tutulması gereken verileri işlemek ve ödeme sistemlerini yönetmekle yükümlüdür.
    16. Piyasalar Genel Müdürlüğü: Kurumun para politikasından sorumlu birim, bu görevi yürütmekte ve kurumun rezervlerini değerlendirmekten sorumludur.
    17. Sosyal İşler Genel Müdürlüğü: Kurumun sahip olduğu sosyal tesisleri yönetmekle ilgili birim, Bankanın kültür ve sanatla ilgili çalışmalarını yürütmekle görevlidir. NOT: Bahsi geçen kurum, görevlerinin bir kısmı İnsan Kaynaklarına diğer görevleri ise İnşaat ve Malzeme Genel Müdürlüğü’ne devredilerek ilgili birimin görevi sonlandırılmıştır.
    18. Teftiş Kurulu Başkanlığı: Kurum dahilinde bulunan birimlerin gerekli kurallara uyup uymadığının teftiş edilmesi çalışmalarını yürütmekle görevlidir.
  • Merkez Bankası’nın Yurt İçi ve Yurt Dışı Temsilcilikleri

    Bankanın yurt içinde bulunan kurum yapılanmasının daha etkin bir şekilde sağlanması için yurt çapında 21 şube açılmıştır. Bu iller sırasıyla: Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, İskenderun, İstanbul, İzmir, İzmit, Kayseri, Konya, Malatya, Mersin, Samsun, Trabzon ve Van’dır.

    Merkez Bankası’nın yurt dışı temsilcilikleri, kurumun etkinlik alanının uluslar arası kuruluşlarda temsil edilmesi ve geliştirilmesi ile görevlidir. Kurumun Frankfurt, Londra, New York ve Tokyo olmak üzere toplam dört yurt dışı yapılanması bulunmaktadır.                   

  • Kaynaklar

İlginizi çekebilecek diğer olaylar

Biyografiler

  • Platon CV
    BİYOGRAFİ
  • Henry Ford CV
    BİYOGRAFİ
  • Galileo Galilei CV
    BİYOGRAFİ
  • Vecihi Hürkuş CV
    BİYOGRAFİ
  • Osho CV
    BİYOGRAFİ
  • Sabiha Gökçen CV
    BİYOGRAFİ
  • Alan Turing CV
    BİYOGRAFİ
  • Jean-Jacques Rousseau CV
    BİYOGRAFİ
  • Cemal Süreya CV
    BİYOGRAFİ
  • İbni Sina CV
    BİYOGRAFİ
  • Yılmaz Güney CV
    BİYOGRAFİ
  • Van Gogh CV
    BİYOGRAFİ
  • Nikola Tesla CV
    BİYOGRAFİ
  • Hulusi Kentmen CV
    BİYOGRAFİ
  • Al Capone CV
    BİYOGRAFİ

Tarihiolaylar.com internet sitesinde bulunan bütün içerikler Tarihi Olaylar editörleri tarafından hazırlanmaktadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Copyright 2020 - Tüm Hakları Saklıdır.