İyon Ayaklanması

    İyon Ayaklanması, Pers İmparatorluğu hakimiyetinde bulunan İyon şehir devletleri Aiolis, Doris, Kıbrıs ve Karya’nın birleşerek M.Ö 499-493 yılları arasından Önasya üzerindeki Akamenid İmparatorluğuna karşı baş kaldırışlarıdır. Bu şehir devletlerini isyana iten ana neden bölgedeki Pers hakimiyeti nedeniyle özellikle Milet’in Aristagoras ve Histiaeus olarak bilinen iki tiranının kontrolüne geçmesi ve ardından bu kişilerin kişisel çıkar ve menfaatleriyle şehir halkını ezmesidir. Tiranlar Pers kontrolü ile seçilerek şehir devletlerine otorite olarak getirilirmiştir. Fakat tiranların şehir halkı içinden seçilmemesi halkın ve yöneticilerin birbirinden uzaklaşmasını sağlamıştır. Yönetimin keyfi uygulamaları da başlayınca ayaklanma kaçınılmaz olmuştur.

  • İyon Kent Devletlerinin Pers İmparatorluğu Tarafından İşgali

    İyon kent devletleri M.Ö 540 yıllarından Pers hakimiyetine girmişti. Fakat ülke topraklarının oldukça geniş olması merkezden yönetimi zorlaştırdığı için Sard’da kalan Pers Satrap’ı bu kentlerin yönetilmesi için kentlere bir “tiran” atardı. Tabi olarak seçilen tiran, Pers otoritesine yakın olan ve tartışmasız saray ile ortak hareket edecek kişilerden seçilirdi. O dönemin Milet tiranı olarak bilinen Aristagoras Pers İmparatoru I. Darius’un kardeşi olan Artaphernes (Sard Satrabı)  ile arasını iyice pekiştirmek için M.Ö 499 yıllarında bir ortak sefer yürütmekteydi. Yürütülen seferin sonucunda Nakşa’nın ele geçirilmesi amaçlanmaktaydı. Fakat Milet tiranı olan Aristagoras, seferin başarısızlıkla sonuçlanması halinde kendisinin gücünü kaybedeceğinin farkındaydı. En sonunda Aristagoras güç kaybettiği I. Darisu’a karşı iyon devletlerini kışkırtmaya başlamıştı.

    İyon devlet birlikleri Atina ve Eretria’dan gelerek M.Ö 498 yılında Sard’a saldırdılar. İyon kuvvetleri ilerlemeye devam ederek ön şehri ele geçirdi ve Artaphernes şehrin surlarının içine çekilmek zorunda kaldı. Bu arada şehirdeki evlerin bir bir yakılması ile bütün şehir yanmaya başlayınca iyon kuvvetleri geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Ancak İyon kuvvetleri şehirlerine dönmek için harekete geçince Pers kuvvetleri onları takip ederek Efes Muharebesinde İyon kuvvetlerini bozguna uğrattılar. İyon ayaklanmasının ilk başında yapılan bu ilk saldırıdan sonra İyon kentlerinin artık savunma dönemi başlamıştı. Fakat İyonların bu ilk saldırısı Pers İmparatorluğunu çok kızdırmış ve Persler daha da saldırgan olmuşlardı. Pers orduları İyon şehir devletlerini üç koldan kuşatmaya başlamıştı. Fakat daha sonra isyana katılan Karya’nın ayaklanması Pers güçlerini zor durumda bıraktı. Pers ordusunun merkez kuvvetlerinin Kayra ayaklanmasını bastırmak için yola çıkması İyon kentlerini biraz olsa da rahatlatmıştı. Başarılı bir şekilde Karya kentine ilerleyen Pers ordularının hiç beklenmedik bir şekilde Pedasa yakınlarında pusuya düşürülmesiyle ordu tamamen imha edilmişti. Böylece Pers güçlerinin yenilgisi taraflar arasında güç dengesi oluşturdu.

    Merkez kuvvetlerini kaybeden Pers orduları M.Ö 494 yılında ordusunu ve donanmasını güçlendirerek yeniden isyanın devam ettiği Milet’e saldırıya başladı. İyon donanması ise Milet kentini savunmasına rağmen birliklerin ayrılması nedeniyle Lade Deniz Muharebesi’nde ağır bir yenilgiye uğradılar. Pers kuvvetlerinin zaferi kazanmıştı. Daha sonra Milet tamamen kuşatıldı, kent düştü ve halkı köleleştirildi. Milet’in düşmesiyle birlikte kentin bir daha ayaklanmasını önlemek için ağır bir antlaşma yerine kent kendi haline bırakılarak M.Ö 493 yılı boyunca süren diğer isyan bölgeleri üzerine sefer düzenlendi. Pers Kralı olan I. Darius her ne kadar İyon ayaklanmasını bastırmış olsa da isyana destek veren Atina ve Eretria’yı cezalandırmakta kararlıydı. Diğer taraftan pek çok Grek kent devleti Perslerin aksine bir tehdit oluşturmaya devam ediyordu. Bu ayaklanmaların en güvenilir kaynağı olan tarihçi Heredot, bu isyanın I. Darius’un bütün Yunanistan’ı işgal etmesine neden olacağını söylemektedir. Bu nedenlerle M.Ö 492’de başlatılan ilk Pers genel saldırısı İyon ayaklanmasının doğrudan bir sonucu olacaktır.

    İyon ayaklanması Grek (Yunan) dünyası ile Pers İmparatorluğu arasındaki ilk büyük çatışmayı temsil etmektedir. Bu sebeple İyon ayaklanması Yunan-Pers Savaşları’nın ilk dönemini oluşturmaktadır. 

  • İyon Ayaklanması ve Pers Mücadelesinin Heredot Anlatımı
    Heredot

    İyon Ayaklanması’nın en güvenilir kaynağı “Tarihin Babası” olarak nitelendirilen ve tarihi yazıya döken ilk kişi olan Karyalı tarihçi Heredot’tur. Pers hakimiyetinde bulunan Halikarnas’da M.Ö 484 yılında doğmuştu. Herodot’un M.Ö 440-430 yılları arasında yazdığı “Historia” adlı çalışmasında Yunan-Pers Savaşları’nı anlatılmıştır. Savaşların M.Ö 450 tarihinden sonra sona ermesiyle birlikte daha sonra gelen tarihçilerden Tukididis, Heredot’u eleştirmiştir. Tukididis, kendi tarih çalışmasını başlattığı Sestos Kuşatması’ndan başlatmıştır. Çünkü önceki dönemler incelendiğinde Heredot’un verdiği bilgiler çok tutarlıydı.

    Sonuç olarak Rönesans Avrupa’sında yazdıkları çok kullanılmaya başlansa bile Herodot hakkında olumsuz bir yargı sürmüştü. Fakat 19. yüzyılda yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda Heredot’un bütün paylaştıkları defalarca desteklenmişti. Günümüzde ise bu son görüş desteklenmekte ve tarihi belgelerde Heredot’un yazdıkları sık sık kullanılmaktadır. Heredot’un paylaştığı tarihi belgelerin güvenilir olmasının yanında verilen tarih ve ordu mevcutları hakkında kuşkulu bilgiler de yok değildir. Fakat İyon ve Pers savaşları sırasında Heredot’un İyon taraflısı olduğu özellikle George Beardoe Grundy tarafından defalarca belirtilmektedir.

  • İyon Ayaklanması’nın Arka Planı ve Başlangıcı

    Bronz Çağı’nın çöküşünün ardından Antik Yunanistan’da yaşayan birçok kabile ekonomik bunalımlar nedeniyle Önasya’ya göç etmişlerdir. Bu yerleşimcilerin üçü olan Ailoller, İyonlar ve Dorlard’dan İyonlar, Lidya ve Kayra kıyılarına yerleşerek İyonyayı 12 kent devleti şeklinde kurmuşlardır. Bu kentlerin dağılışı şöyleydi:

    Karya’da: Milet, Myus, Priene.

    İyonya’da: Efes, Colophon, Lebedos, Teos, Klozomenal, Phokaia, Erytrae.

    Ege Adaları’nda: Sisam ve Sakız.

    Yukarıda belirtilen Antik Yunan kültüründen gelme Grek kentleri aslında bağımsız birer yönetim altında olmalarına rağmen aynı kültürel mirası paylaşmaktaydılar. Bu şehir devletleri Panionion’da toplanarak Poseidon Helikonios onuruna festivaller yapıldığı ve kent devletini yöneten kişilerin toplanarak karara vardığı ortak tapınak ve toplantı yerleri yapmışlardı. Batı Anadolu’daki bu Yunan kentleri, Lidya Kralı Krezüs’ün Batı Anadolu’yu işgaliyle birlikte bağımsızlıklarını kaybettiler. Ege Adaları’nda bulunan Grek kent devletleri ise Pers İmparatorluğunun donanması henüz çok güçlü olmadığı için bağımsızlıklarını sürdürdüler. Ege kent devletleri ise, M.Ö 564 yılında Akamenid İmparatorluğu tarafından yıkılana kadar Lidya hakimiyetinde kaldılar. Akamenid Kralı olan II. Kiros, Lidya’ya savaş açmadan önce devletin güçleri bölünsün diye İyon kent devletlerinden Lidya’ya karşı başkaldırmalarını istemesine rağmen bu istek geri çevrildi. Yapılan savaşların sonunda II. Kiros Lidya devletini yıkmıştır. Savaş bittikten sonra Lidya çökmüş ve İyon devletleri Lidya devletine olan bağlılıklarını aynı şekilde Akamenid İmparatorluğuna da sunmuşlardı. Fakat II. Kiros, İyon devletlerinden intikam almaya kararlıydı. İntikam alınmadan önce Babil’de ortaya çıkan sorunlar nedeniyle ülkesine geri dönmesi gerekiyordu. Ordunun büyük bir kısmı ülkesine dönerken küçük bir kısım askeri birlik ise Sard’da kalarak devletin yerel gücünü oluşturmaya çalıştı. Lidya’nın ele geçirilmesiyle birlikte kazanılan hazine, Paktyas adındaki güvendiği bir Lidyalıya emanet edildi. Fakat Pers ordusunun uzaklaşmasının ardından Paktyas, hazineyi yanına alarak asker topladıktan sonra Sard üzerine yürüyerek kenti kuşattı. Bu durumu haber alan Kral Kiros, Med Generali olan Mazares’i Lidyalı isyancının üzerine gönderdi. Fakat Mazares Sard’a ulaşmadan önce Paktyas ve topladığı isyancılar çekilmişlerdi. Lidyalılar bu yeni yönetime çabuk uyum sağladılar. Sonunda Mazares Paktyas ele geçirildi. Fakat böyle bir işgalin yetmeyeceğini anlayan Kiros, Priene’yi ele geçirdikten sonra Menderes Ovası’nı adeta ezip geçti. Magnesia’yı yağmalayan Med birliklerinin Generali Mazares hastalanarak ölünce yerine General Harpagos geçti. Harpagos farklı bir savaş tekniği geliştirerek yüksek surların ve duvarların önüne toprak yığarak geçti. General daha sonra günümüzde Foça olarak bilinen Phokaia üzerine sefer düzenledi. Fakat diğer İyon kentleri, deniz yoluyla Phokaia’ya giderek Pers hakimiyetine girmektense bütün birlikleri kılıçtan geçirdiler. Bu olaydan sonra Korsika’ya yerleştiler ve Teos’a yöneldiler. Teosluların bir kısmı Ege Denizi’nin kuzey sahillerindeki Abdera’ya göç ettiler.

    Pers birlikleri tarafından kentlerin hepsinin istila edilmesine rağmen Milet, Kiros’la yaptığı antlaşma ile istiladan kurtuldu. Bütün bu olanlardan sonra ada devletleri de kanlı bir savaş yerine Pers hakimiyetine boyun eğmek zorundaydılar. Fakat Pers İmparatorluğu’nun İyon devletlerini hakimiyeti altında tutması oldukça zordu. Çünkü Persler Anadolu’da ele geçirdiği çoğu bölgedeki Musevi din adamlarına yaklaşarak bölge halkını kontrol edebilseler de İyon kentlerinde devletin adeta sağ kolu olan Tiranları seçmek bir mecburiyet halini almıştı. Fakat zamanla tiranların çoğu kendi bağımsızlıklarını pekiştirmeye çalışınca bu durum Pers İmparatorluğu’nun hakimiyetini de sarstı. Aristagoras’ın amcası olan Histiaeus, M.Ö 513 yılında I. Darius ile birlikte bir sefere katılmıştı. Histiaeus, bu sefer sonucunda başarı sağlanırsa karşılığında ele geçirilen Trakya toprakların bir kısmını istemekteydi. Bu istek olumlu karşılanmakla birlikte Histiaeus’un bu çıkarcı ve açgözlü tavırları danışmanların gözünden kaçmamıştı. Fakat seferin sonucunda fazlasıyla mükafatlandırılarak Kral’ın yakın çevresine dahil edilerek Susa kentinde kalmasına izin verildi. Fakat Aristagoras, Milet tiranlığını Histiaeus’dan devraldığında, Pers otoritesinin kentteki etkisi olumsuz karşılanmaktaydı. Fakat Nakşa’dan kaçarak kendilerini kurtaran bazı soylular, Aristagoras’a başvurarak ona yardımlarını sunarak Ada’nın ele geçirmesine yardım edeceklerini bildirdiler. Hatta Ada’ya yapılacak böyle bir seferin bütün mali külfetini karşılayacaklardı. Soylular Adalıların Darius’un önünde boyun eğeceğini düşünmüşlerdi. Nakşa’nın ele geçirilmesi ile Milet kentindeki gücünü arttıracağını düşünen Aristagoras, Lidya Satrap’ı olan Artaphernes’e Nakşa’nın ele geçirilmesi için ittifak teklifinde bulundu. Artaphernes, Aristagoras’a yardım etmesi halinde Nakşa’nın ele geçirilmesinin ardından ele geçirilen ganimetlerden pay verilecek ve ordusunu genişletilmesine yardımcı olunacaktı. Aptaphernes teklifi geri çeviremedi ve Aristagoras’ın 100 gemi istemesine rağmen o, 200 gemilik desteğine söz verdi. Seferin I. Darius tarafından onaylanmasının ardından Nakşa’ya denizden yapılacak saldırı için 200 gemilik bir donanma gücü ile Megabates komutasında toplandılar. Nakşa birliklerini komuta eden Megabetes, İmparator I. Darius’un kuzeni Artaphernes’in kardeşiydi.

  • Nakşa’nın Pers İmparatorluğu Tarafından Fethi (M.Ö 499)

    Lidya Satrap’ı olan Artaphernes, M.Ö 499 yılının baharında Pers kuvvetleri ile birlikte 200 gemilik (trireme) Megabetes komutasında toplandılar. Daha sonra Milet kentinde Aristagoras’ın birlikleriyle birlikte Nakşa üzerine yürüdüler. Aristagoras Nakşa’ya yelken açtıktan bir süre sonra Megabetes ile fikir ayrılığına düşmüştü. Tarihin babası olarak bilinen Heredot, bu durumdan sonra Megabates’in daha Nakşa’ya varmadan istilayı kente haber verdiğini iddia etmektedir. Bu kanı, çıkar ilişkileri nedeniyle mümkün olsa da Ada’nın kuşatılmasının ardından gelen başarısızlık nedeniyle Aristagoras’ın bu söylentiyi yaydığı rivayet edilir.

  • İyon Ayaklanması’nın Nedenleri ve Tarihsel Gelişimi

    Her ne kadar Heredot tarafından isyanın nedenleri Aristagoras ve Histiaeus’un hakimiyet mücadelesi olarak lanse edilse de aslen İyon kent devletlerinin yönetimine getirilen tiranların haksız ve adaletsiz yönetimi kentlerin ayaklanmasına neden olmuştur. Bunun akabinde Perslilerin ele geçirdikleri Batı Anadolu kentlerinden haraç alması nedeniyle ortaya çıkan isyan adeta bir salgın gibi yayılmıştı. Bu olaylardan sonra tiranlar bütün kent devletlerinden kovularak yerine demokratik bir sistem getirilmeye çalışılmıştı. Kentlerdeki isyanlarla birlikte Pers hakimiyetine baş kaldırmak isteyen Aristagoras, M.Ö 499 yılında kendisine yakın politik zümreyi bir araya toplayarak bir toplantı düzenlemişti. Yanındakilere genel durumu anlatan Aristagoras, Histiaeus’un bir kölenin kafasına kazıdığı mesajı göstererek isyanın gerekliliğine vurgu yaptı. Toplantıya katılan bütün kişiler Aristagoras yanında isyanın başlatılmasına olumlu bakıyorlardı. Dönemin tarihçisi olan Hekataios, Pers hakimiyetine yapılacak böyle bir isyanın mantıklı olmayacağını fakat isyan edebilmek için güçlü bir donanmanın gerekliliğine vurgu yapmıştır. Bu donanmanın mali külfetinin karşılanması ise Krezüs’ün Didim Tapınağı’na bağışladığı hazinenin ele geçirilmesiyle mümkündü. Ayaklanmada bu öneri dikkate alınmadı ve içlerinden biri Myus’a gönderilerek kent devletlerinin tiranlarının ele geçirilmesini planlamaktaydı. Myus’ta, Aiol ve Doris bölgelerinden Midilli, Milas ve Kyme gibi Grek kent devletlerinden birlikler ve tiranlar bulunmaktaydı. Heredot’un çıkarımlarına göre Aristagoras’ın bütün ordu birliklerini bu isyana destek vermeye davet etmesi, kendi gücünden feragat etmesi değil aksine isyanın kazanılmasından sonra ele geçireceği liderliğin tılsımından kaynaklanmaktadır. Aristagoras’ın başlattığı isyan kısa zamanda bütün kentlere yayılmıştı. Önasya’da bulunan bütün Grek dünyasının isyana destek vermesine rağmen Pers birliklerinin sayıca üstünlüğü yeni müttefikler bulmayı gerektiriyordu. Aksi halde Pers kuvvetlerinin karşısına çıkmak tarihe geçen bir intihar olurdu. Aristagoras bu durumun farkına vardıktan sonra savaşçı bir millet olan Sparta’nın kentinin kapısını çalmıştır. Sparta Kralı olan I. Kleomenes ile yapılan ilk görüşmeden sonra Aristagoras ikna etme çabalarına rağmen Kral bu vaatlere kanmamıştır. Fakat ganimetlerde altın ve gümüşten bahsederken Pers ülkesine giden yolun deniz yoluyla 3 ay sürmesi Sparta Kralını vazgeçirmeye yetmişti. Pers ülkesinin o denli büyük olması Kral I. Kleomenes’i korkutmuştu. Bu ittifak imkansızdı ve gerçekte öyle de oldu. Kral Aritagoras’ın teklifini geri çevirdi. Sparta gibi güçlü bir ittifakı kaybeden Aristagoras, Sparta Kralı’na Grek dünyasının liderliğini sunduysa da yine de başarılı olamadı. Bu olumsuz cevabın ardından Aristagoras, Atina kentine giderek müttefik arayışlarına devam etti. Bu olaylar yaşanırken Atina tiranlığa başkaldırmış ve demokrasiyi kabul etmişti. Fakat ülkede ki bu demokratikleşme çabaları sonuçlanana kadar Perslerden destek alınmak zorundaydı. Fakat ne var ki Hippias, birkaç yıl sonra egemenliği yeniden ele geçirmek için Sparta Kralı’nın desteğini almaya çalışmıştı. Fakat Hippias bu denemesinde başarısız olarak Artaphernes’e sığındı. Hippias aynı şekilde sığındığı bu yerde de Atina’yı ele geçirmek için gayret sarf etti. Ayrıca Hippias’ın Ataphernes’e sığındığını haber alan Atina elçiler göndererek onunla savaşmak istemeyeceklerini belirterek zeytin dalı uzattılar. Fakat Eretria (Artaphernes) Hippias’ı desteklemekte kararlıydı. 

  • İyon Ayaklanması’nın Taarruz Dönemi (M.Ö 498)

    Aristagoras bir kış boyunca bütün halkları isyana katmak için çabalayıp durmuştu. Örneğin I. Darius tarafından yurtlarından kovularak Frigya’ya sürülen bir halka, ülkelerine geri dönebilecekleri vaadinde bulunmuştu. Heredot’a göre Aristagoras’ın bu isyan hareketinin temel amacı Persleri savaşmaya zorlamaktı. 

  • Sard Taarruzu

    Artık isyan iyiden iyiye başlamıştı. İyonya’ya gitmek için yola çıkan ve beşi Eretria’dan, yirmisi Atina’dan toplanan 25 gemilik donanma Efes yakınlarında diğer İyon filosuyla birleşti. Aslında Heredot’a göre Atinalı amiral Melanthius komutasındaki bu filo hem Grek hem de Pers güçleri için bir yıkım demekti. Milet birliklerinin komutasını kardeşi Charopius ve yine başka bir Miletli olan Hermophantus’a veren Aristagoras, kuşatmayı sadece yönetmekle görevliydi. Kuşatmanın başlamasının ardından kaledeki Pers kuvvetleri tamamen sarılmışlardı. Pers kuvvetleri bu saldırıya hazırlıksız yakalandıkları için gafil avlandılar. Artaphernes Satraplık yaptığı kaleyi savunmaya devam ediyordu. Fakat askerlerden birinin evlerden birinde yangın çıkarması aşağı kenti adeta yaktı kavurdu. Şehrin yanmasıyla birlikte Pers kuvvetlerinin köşeye sıkışmasına rağmen, Grek kuvvetlerinin ise kuşatmayı sürdürecek güçleri olmadığı için Efes’e geri döndüler. Kentteki Kibele Tapınağı’nın da yanması ilerdeki Pers istilası ve yağması için bir neden olarak gösterilecektir. Fakat Perslerin Grek kuvvetlerinden intikamı acı olacaktı.

  • Efes Muharebesi

    Sard’ın Grek ve İyon kuvvetleri tarafından yakıldığını haber alan Pers kuvvetleri, Efes’e geri dönen birliklerin üzerine yürüyerek onları savaşmaya mecbur ettiler. Pers kuvvetleri Efes yakınlarındaki Grek kuvvetleriyle karşı karşıya geldiler. Tarihçi Holland’a göre, bölgeye yetişerek Grek kuvvetlerinin önünü kesen birlikler Pers kuvvetlerinin süvarileriydi. Bu durumda İyon ve müttefikleri savaşa mecbur kalmışlardı. Öte yandan Pers kuvvetleri süvarileri ok ve mızrak ile karşı kuvvetleri yıpratmaya amaçlamışlardı. Kuşatma sırasında yıpranan Grek kuvvetleri, Pers kuvvetlerine oranla çok güçsüzdüler. Eretrialı General Eualcides’in de aralarında olan birçok kişi bu muharebede öldürüldü. Savaşın vehameti çok büyüktü. Büyük bir katliama uğrayan İyon birliklerinden iyonlar kentlerine kaçarak savunmaya geçmiş, Atinalı ve Eretrialılar ise gemilerine binerek Yunanistan’a zor kaçabilmişlerdi. 

  • İyon Ayaklanması’nın Giderek Bölgeye Yayılması

    Efes Muharebesi’nde alınan yenilginin ardından Atina ile olan birleşme çözülmüş ve İyonya yalnız kalmıştı. Ülkelerinde geri dönen Atinalıların geri dönüp yardım etmesini sağlamaya çalışan Aristagoras, tüm çabalarına rağmen başarısız oldu. İyon kentlerine yardım gelmemesine rağmen bu kentler Pers saldırılarına karşı direnmeye devam ederek isyanı sürdürdüler. Tarihi kaynaklarda belirtildiğine göre, İyonyalılar Çanakkale Boğazı’na seferler düzenleyerek buralardaki Bizans dahil diğer kentleri egemenlikleri altına almışlardı. Pers kuvvetleri Efes kenti üzerine yürümek yerine muharebede aldıkları zaferin ardından kentlerdeki havanın biraz da olsa yumuşaması için Histiaeus’u İyonya’ya göndermek zorunda kalmışlardı.

    Denizci Fenikeliler

    Aynı dönemdeki başka bir tehlike olan Kıbrıs, Mısır’ın M.Ö 525 yılında Pers Kralı II. Kambises tarafından işgalinden önce Mısır kontrolündeydi. Özellikle adada bulunan Fenikelilerin zengin bakır kaynaklarının da hakimi olmaları adadaki Pers gücünü daha da pekiştirmişti. Birçok küçük krallıktan oluşan Kıbrıs’ta, Salamis Krallığı zamanla güç kazanarak Ada’daki birinci güç olmuştu. İyon Ayaklanması’nın duyulduğu Kıbrıs’ta bulunan birçok krallık Perslere haraç vermekten bıkmıştı. Özellikle Grek kökenli krallıklar tarafından başlatılan bu ayaklanmalar Ada’nın güney sahilindeki Fenikeliler’in kontrolünde bulunan Amathus dışında tüm kentlere yayılmıştı. Giderek yayılmaya başlayan isyanın önderi Salamis Kralı Gorgus’un kardeşi Onesilus olmuştu. Fakat Onesilus, abisini ikna edemeyince hem isyanın hem de Krallığın başına geçerek abisini surların dışına attı. Abisini saf dışı bırakan Onesilus, artık Ada’nın en güçlü ve en zengin Krallığının hükümdarıydı ve kısa zamanda bütün Krallıklar (Amathus hariç) isyan etmeye başlamışlardı. Onesilus isyanın lideri olarak ilk iş olarak tüm birliklerle Pers Sarayı yanlısı olan Amathus’a (Fenikeliler) saldırdı.

  • İyon Ayaklanması’na Pers Karşı Saldırısı (M.Ö 497-495)

    Heredot’a göre Kıbrıs sadece bir yıl (M.Ö 498-497) özgür kalabilmişti. Pers hanedanlığı ile ilişkisi bulunan ve Kral Darius’un kızları ile evli olan Dauries, Hymaees ve Otanes, isyan eden Kıbrıs Krallıkları üzerine gönderilmişti. Bu hareketi haber alan Salamis Kralı Onesilus, İyonya’ya haber göndererek yardım istedi. Bu yardım çağrısına İyonlar bir donanma kurarak gönderdiler.

    Kilikya’dan hareket eden Pers kuvvetleri Salamis Krallığı üzerine yürüdüler. Bu arada Perslerin müttefiği olan Fenikeliler de savaş bölgesine donanmalarını göndermişlerdi. Karadan Salamis kuvvetleri Pers ordularıyla savaşırken; denizden İyon donanması da Fenikelilerin deniz kuvvetlerine karşı koyacaklardı.

    Çarpışmanın başında Kral Onesilus’un, Pers kumandanı Artybius’u öldürmesi Kıbrıs güçlerine bir avantaj sağlasa da, Kourion Kralı olan Stesenor’un savaşta taraf değiştirerek Pers saflarında savaşmaya başlaması adeta Kıbrıs Krallıklarının sonu olmuştu. Savaşın sonu yakındı. Kıbrıs güçleri bozguna uğramış ve Kral Onesilus öldürülmüştü. Denizde İyon kuvvetleri Fenikelileri bozguna uğratmış fakat karada alınan yenilginin haberi bu zaferi geçersiz kılmıştı. İyonların kendi ülkelerine dönmelerinin ardından Kıbrıs’taki Krallıklar tek tek düştü ve en sona beş aylık kuşatmanın ardından kahramanca savunulan Soli kenti de düşmüştü.

  • Perslerin Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’ne Üstünlük Kurmaları

    Tarih M.Ö 497 yıllarına gelindiğinde Batı’daki Pers kuvvetleri Kral Darius’un damatları olan Daurises, Hymaees ve Otanes tarafından yeniden düzenlenmişti. İlk olarak Sard kentine saldıran İyon kuvvetlerini Efes Muharebesi’nde bozguna uğratan birlikler ardından taarruza devam ederek ele geçirdikleri kentleri aralarında paylaştılar.

    Kıbrıs’ın düşmesinin ardından Batı Anadolu’ya saldırıya geçen Pers generallerinden Daurises, Çanakkale Boğazı bölgesindeki Dardanus, Abidos, Percote, Lampsacus ve Paesus’u birer günlük kuşatmaların ardından ele geçirmiştir. Ancak M.Ö 497 yıllarının başlarında başlayan Karya’nın isyanıyla Daurises, birliklerini toplayarak isyanı bastırmak için güneye inmiştir. Darius’un damatlarından biri olan Hymaees ise, Marmara Denizi’ne doğru ilerleyerek Cus’u ele geçirmiştir. Daurises’in güneye Karya isyanını bastırmaya inmesi üzerine Hymaees, Çanakkale Boğazı’na ilerleyerek bugünkü Biga Yarımadası olarak bilenen Troas dahil birçok kenti ele geçirmiştir. Fakat bu kuşatmaların ardından hastalanan Hymaees, hayatını kaybetmiş ve yaptığı sefer tamamlanmamıştır. 

  • Karya İsyanı - Marsyas Muharebesi

    Güneye doğru inen general Daurises, birlikleri ile Karya içlerine doğru ilerliyordu. Bu arada Karya birlikleri Büyük Menderes’in bir kolu olan Çine Çayı (Marsyas Çayı) üzerindeki “Beyaz Sütunlar” mevkiinde toplanmışlardı. Bu savaş düzeninde bir taktik uygulayarak ve Karya güçleri nehri geçip sırtlarını nehre döndüler ve böylelikle olası bir geri dönüşte Pers ordularının geri çekilmesini önleyeceklerdi. Bütün yapılan bu mücadeleye rağmen, Pers kuvvetleri Kayralı 10 bin askeri öldürdüler.

  • Labranda Muharebesi

    Marsyas Muharebesi’nden sağ kurtulan Karyalılar Zeus’a adanmış kutsal bir koruluğa çekildiler. Bu durumda Karya ordusu ya imha edilecek ya da giderek daha da ülke içlerine çekileceklerdi. Fakat aniden bir başka durum yaşandı ve Karya birliklerine bir Milet birliği katıldı. Fakat yeni katılan birlikler de Karya birliklerinin bozguna uğramasını engelleyemedi. Pers ordularının Labranda’ya saldırmasıyla başlayan çarpışmada Milet birlikleri ağır kayıplar verdiler ve geri çekilme devam etti.

  • Pedasa Muharebesi

    Karya kuvvetlerinin ard arda aldığı bu yenilgilerden sonra Pers generali Daurises, Karya yerleşimlerinin içlerine doğru ilerlemek için iyice cesaretlendi. Fakat Karyalılar teslim olmak yerine kalıp savaşmayı tercih etmişlerdi. Karyalılar açık muharebe yerine birliklerini saklayarak Pers ordusuna Pedasa yakınlarında pusu hazırlamışlardı. General Mylasalı İbanollis komutasındaki bu tuzak girişimi, akşam karanlığında adeta Pers ordusunun imhasıyla sonuçlandı. Tuzağın ardından Pers ordusunun en güçlü birlikleri imha edilmiş, Generalleri Daurises ve Pers komutanlardan Amorges, Sisimakes öldürülmüşlerdi.

    Pedasa’da Pers ordusunun imha edilmesi bütün dengeleri alt üst etti. Bu süreçten sonra yaşanan bütün çatışmalar küçük çaplı çarpışmaların (M.Ö 496-495) ötesine geçememiştir.

  • İyonya Üzerine yapılan Pers Saldırıları (M.Ö 497)

    Bu dönemde çarpışmalar ara vermeden devam etti. General Otanes ve Artaphernes komutasındaki Pers güçleri İyonya ve Aiolis’e saldırdı ve bu saldırının ardından Klazomenai ve Kymei geri aldılar. Bahsi geçen bu saldırılar tahmini olarak M.Ö 497 yıllarında gerçekleşmiştir. Çünkü iki yıl M.Ö 496 ve 495 yılında Pers ordusunun Karya isyanı sırasında Pedasa yakınlarındaki imhasıyla birlikte seferler azalmıştır. Pers saldırısı altında olan kentler direnmeye devam ederken Aristagoras, İyon kentlerinin kan kaybettiğinin farkına vardı ve kendisini kurtarmak için kendi başlattığı isyanı ve kent halklarını yüzüstü bırakarak isyanın liderliğinden çekildi. Grubunu da alarak kentten ayrılan Aristagoras, M.Ö 513 yıllarında Histiaeus ve I. Darius arasında yapılan antlaşmaya göre Histiaeus’a bahşedilen Trakya topraklarını yerleşti. Tarihçilerin çoğunun temel görüşü, Aristagoras’ın Trakya topraklarına gidiş amacının yeni birlikler ve isyanın desteklenmesine önayak olması yönündedir. Fakat bir başka düşünce daha vardır ki o da, Heredot tarafından savunulan Aristagoras’ın tamamıyla isyanın kazanılacağına olan inancının kaybolmuş olması ve yenilgiyi bütünüyle kabullenmiş olmasıdır. Keza aynı o şekilde de oldu. Heredot yine haklı çıkmıştı. Aristagoras, Trakya’daki Histiaeus’un kurduğu Myrcinus kentinde kontrolü ele geçirdikten sonra diğer Trakya topraklarına seferlere başlamıştı. Muhtemelen tarihi kaynaklarda M.Ö 497-496 yıllarında Traklar tarafından bir sefer sırasında öldürüldü. Aristagoras, isyanı bırakmasına rağmen İyonyalıların kaderini değiştirecek bir liderin vasıflarını taşıyordu. Onun ölümü ile birlikte İyon Ayaklanması artık dümensiz kalmıştı.

    Aristagoras’ın en yakın yardımcılarından biri olan Histiaeus, Pers Kralı I. Darius tarafından İyon Ayaklanması’nın bastırılması için Milet kentine gönderilmişti. Aslında Histiaeus, esaretten kurtularak yarım kalan bir isyanın lideri olma kanısındaydı. Fakat Sard kentine uğradığında Sard Satrabı olan Artaphernes, Histaeus’un Aristagoras ile birlikte isyanı teşvik ettiğinden son derece emindi. Hayatından endişe duyan Histiaeus, gece gizlice Sard’dan ayrılarak Sakız Adası’na gitti. Fakat I. Darius’dan nefret eden yönetim Histiaeus’u yakalayarak sorguya çekti. Aslında Pers kralının bazı düşünceleri ve siyasi hareketlerinin mutlaka bir bölümünü paylaştığı için serbest bırakılabilirdi. Fakat bir düşmanın sadece isyan söylentisi nedeniyle bırakılması barbar bir coğrafyada neredeyse imkansızdı. Evet, Histiaeus serbest bırakılmıştı. Milet kentine sığınan Histiaeus, bir tiranlık karşıtı havayla karşı karşıya kaldıktan sonra buradan direk Midilli Adası’na geçti. Histiaeus en iyi bildiği topraklara yani kendisine bahşedilen topraklara yelken Açmak için Midilli’nin başkenti Lesboslulardan sekiz gemilik bir yardım istedi ve böylelikle Bizans’a doğru yelken açtı. Bizans sularında duruma egemen olan Histiaeus, Karadeniz’de bulunan gemileri ve birliklerin hepsini ele geçiriyordu. Mürettebatın canı ise koşulsuz teslim olmaları halinde bağışlanıyordu. 

  • İyon Ayaklanması’na Karşı Son Pers Saldırıları (M.Ö 494-493) - Lade Deniz Muharebesi

    Tarih M.Ö 494 ve İyon Ayaklanması altıncı yılını bulmuştu. Yeniden kurulan Pers birlikleri artık daha güçlü ve daha kapsamlı bir kara ordusu ile Milet kenti kapılarına dayanmışlardı. Kentin denizden kontrolü ise Pers hakimiyetine boyun eğen Kıbrıs, Mısır, Kilikya ve Fenike donanmalarından kurulu bir birlik tarafından sağlanıyordu. Pers komutanlarının bu kuşatma ile tek amacı vardı. Milet’in düşmesi demek İyon Ayaklanması’nın can damarını kesmek ve isyanı boğmak demekti. Bu sefer yeteneksiz kelimesi belki ağır olacaktır fakat savaş tecrübesi bulunmayan komutanların bu birlikleri komuta etmesi düşünülemezdi. Bu kapsamlı seferin başına I. Darius tarafından Grekleri çok iyi tanıyan Komutan Datis kumandasına verildi. Bu seferin ayak sesleri duyulmaya başlandığında Milet çoktan diğer İyon kentlerinden ve müttefiklerinden yardım çağrısında bulunmuştu. Herkes biliyordu Milet’in düşmesinin Grek halkının ve kentlerinin sonu olacağını. Miletli komutanlar Panionion’da yaptıkları görüşmede bir kara ordusu ile savaşmak yerine bütün güçlerin surların gerisinde savaşarak kenti savunmasının daha mantıklı olacağını düşündüler. Kentin denizden savunulması amacıyla ise toplanabilen tüm savaş gemileri, Milet açıklarında Lade Adası’nda savaş düzeni alacaklardı. Lade Adası, Milet’in denizden savunulması için İyon kentleri ve Midilli’nin yardımıyla toplana tahmine 353 savaş gemisinden oluşan bir donanma tarafından korunmaktaydı.

    Tam bu noktada Heredot’un anlatımına göre Pers komutanlar, kentlerinden kovulan tiranları kentlerine dönerek vatandaşları isyandan vazgeçirmek için elçi olarak görevlendirilmişlerdi. Ayrıca bu tiranların hayatları kentlerdeki halkın bu tiranları dinlemelerine ve isyandan savunmalarına bağlıydı. Pers komutanların bu tarihi manevrası aslında olası bir deniz savaşında İyon donanmasına karşı alacakları olası bir yenilgiye gerek kalmadan kentleri ele geçirmekti. Fakat umulan olmadı ve tiranlar bir gözdağı olarak görüldü ve kentlerden tekrar kovuldular. “Tarih tekerrürden ibarettir” sözü tiranlar için söylenmiş olsa gerek. Bu arada İyonların savaş meclisinde harekatın komutanı olarak Phokaialı Diosios getirilmişti. Fakat birkaç gün sonra donanmadaki talimler azalmaya başladı ve laçkalık baş gösterdi. Donanmanın alacağı hezimeti öngörüp kendi kentlerinin de savunmasız kalacağını anlayan Sisamlı komutanlar İyon donanması ve Milet’in savunmasından vazgeçmişlerdi. İşte bu dönemde savaş başlamadan İyon birlikleri kan kaybetmeye başladılar.

    Bu durumun yaşanmasından birkaç gün sonra Pers güçleri ve İyon güçleri karşı karşıya gelmiş ve savaş başlamıştı. Savaş başlar başlamaz Sisamlılar Perslerle anlaştıkları gibi İyon kuvvetlerine ihanet etmişlerdi. Bu durumu gözleyen ve geri çekilmenin nedenini anlayan Midilli donanma güçleri de geri çekilerek kendilerini ülkelerine zor attılar. Müttefiklerin dağılmasıyla birlikte emrinde kalan 100 savaş gemisi ile büyük Pers donanmasına direnen Sakız Adası filosu da daha fazla dayanamayarak yenik düştü ve İyon Ayaklanması deniz güçleri mağlup oldu.

  • Milet’in Düşmesi

    Lade Deniz Muharebesi’nde alınan yenilginin ardından İyon Ayaklanması’nın son bulduğu aşikardır. İyon deniz kuvvetlerinin başarısının ardından nihai zafer için Pers orduları kenti çepeçevre sardılar. O güne kadar görülmüş her türlü savaş tekniğini kullanan Pers komutanları, şehrin surların alttan kazarak sökmeye dahi çalıştılar ve kent düşmek üzereydi. Heredot’un kaynaklarında belirttiği gibi kente giren Pers orduları eli silah tutan bütün erkekleri öldürüp çocuk ve kadınları köle yaptılar. Persler, Milet kentini hakimiyet altına almak değil yok etmek için uğraşıyorlardı. Çünkü isyan bir daha filizlenmemeliydi. Pers ordusu kenti yağmalarken ateşe verip yakıp yıktılar. Özellikle Milet kenti için yapılan kazılarda bu büyük yangının izlerine ulaşılmıştır. Milet halkının bazıları kaçmayı başarmış ve daha sonra kentlerine geri dönmüşlerdi. Fakat kent adeta bir harabeydi ve uzun yıllar bu felaketin izlerini silemediler. İsyanın kalbi olan Milet, artık sessizliğe gömülmüştü.

    Mileti’in alınmasının ardından Pers güçleri sahil kentlerini ele geçirerek buraları Karya’ya kadar Pedasalılara bıraktılar. Esir edilen Miletliler ise önce Susa’ya gönderildi ve ardından Basra Körfezi’ne sürüldüler. Bu olan bitenlerin ardından Sisam, Perslerle olan anlaşmaları gereği eski tiranları olan Aeaces’i yeniden yönetime getirdiler. Fakat Sisam halkı, kendi güçlerinin Lade’de İyon kentlerine yaptıkları ihaneti unutmadılar ve kentten ayrılarak Sicilya kıyılarına yerleşmeleri için Messina tarafından davet edildiler.

  • Histiaeus’un Geri Dönüşü, Sakız Adası ve Malene Muharebesi (M.Ö 493)

    Perslerin Milet kentini yağmaladığını duyan Histiaeus, kendisini artık İyon Ayaklanması’nın lideri olarak görmüştü. Emrindeki kuvvetleri toplayan Histiaeus, Bizans’tan hareket ederek Sakız Adası’na geldi. Fakat kötü şöhreti nedeniyle Lade Deniz Muharebesi’nden kalan gemilerle çarpıştı ve bunları imha etti. Bu çarpışmanın ardından Histiaeus, Pholikhna’yı ele geçirerek bütün Sakız Adası’nı işgal etti ve kendisine üs olarak kullandı. Histiaeus Sakız Adası deniz güçlerini yenerek kendini kanıtlamıştı.

    İyon ve Aiol kuvvetleriyle birleşen Histiaeus, Taşoz’u kuşatma altına aldı. Fakat adanın ele geçirilmesinin ardından Pers filosunun yaklaştığını haber alan Histiaeus, Midilli Adası’na geri döndü. Bu arada ordu güçleri erzak takviyesi için Atarneus ve Myus üzerine yağma için sefere çıktı. Fakat tesadüfen bölgede bulunan General Harpagus komutasındaki Pers güçleri ile karşılaşan Histiaeus komutasındaki donanma Malene Muharebesi’nde ağır bir yenilgiye uğradı. Histiaeus kendini kurtarmak için kaçarken Pers güçlerinin eline geçti ve I. Darius’tan af dilemek fırsatı için teslim oldu. Fakat Histiaeus büyük bir şanssızlığa uğradı çünkü ifadesi için I. Darius değil Sard Satrabı olan Artaphernes gelmişti. Histiaeus’un yaptıklarından haberdar olan Artaphernes, Histiaeus’u kazığa oturttu ve kellesini hiç bozulmadan I. Darius’a gönderdi. 

  • İyon Ayaklanması’nın Son Bulması ve Son Pers Saldırıları (M.Ö 493)

    Pers ordusu kışın kalmak içim Milet kentini kendisine kışlık yapmıştı. Tarih, M.Ö 493 yılının başlarına geldiğinde Pers güçleri artık İyon Ayaklanması’nı tamamen bastırmak için harekete geçti. Pers kuvvetleri Midilli, Sakız ve Bozcaada’ya saldırarak buralarda bulunan isyancıların hepsini ele geçirdiler. Kıyı kentlerinin ele geçirilmesinin ardından Pers kuvvetleri Önasya’daki İyon kentlerine de boyun eğdirmek için harekete geçtiler. Tüm iyon kentlerindeki direniş sönmüş ve hemen hemen hepsi Milet ile aynı elem kaderi paylaşmışlardı. Lade önlerinde tiranların kentlerdeki halka söyledikleri vahşetin hepsi gerçekleşmişti. Pers kuvvetleri, İyon kentlerinin ele geçirilmesinin aksine adeta bir soykırım mücadelesi içinde oldular. İyon kentlerini ele geçirdikten sonra en güzel ve genç erkekleri hadım eden Persliler, genç kızları da Kraliyet Haremi’ne gönderdiler. Bu arada Sard’da İyonluların Kibele Tapınağı’nı yakmasının intikamı için bütün dini yerleri ve mabetleri yaktılar. Kentlerdeki bu yıkım hali biraz abartılı görülmektedir. Heredot’un yazdıkları güvenilir olmakla birlikte bu yakılıp yıkıldığı söylenen bu kentler, 13 yıl sonra başlayacak olan Yunan-Pers Savaşları’na 100 savaş gemisinden oluşan bir kuvvet gönderilmişti. Pers ordusu artık ilerlenemez bir yükselişe geçmişti. İlk olarak Marmara Denizi’nin Asya tarafındaki kentleri istila ettiler. Askeri birlikler karadan istilaya devam ederken donanma Çanakkale Boğası’nın Avrupa kıyısını ele geçirmeye başladı. Daha önce Perslilere biat eden Kyzikos dışında bütün Gelibolu Yarımadası’ndaki kentler tamamıyla yakılıp yıkıldılar. Önasya’nın istilası ile birlikte Pers hakimiyeti en sonunda İyon Ayaklanması’nı tamamen sonlandırmıştı.

  • İyon Ayaklanması’nın Sonuçları

    Ayaklanmanın sonlandırılması ile Persliler cezalandırma ve infazların ardından artık bölgede anlaşmazlık istemiyorlardı. Pers hakimiyeti artık kesindi. İyon Ayaklanması’nın bitmesinin ardından bu kentlere saldırmak artık hiç akılcı olmazdı. Bu nedenle Artaphernes, bu İyon kentleriyle iyi ilişkileri yeniden başlatmaya çalıştı. Bunu sağlamak için ise Satrap olduğu Sard kentine bütün kent temsilcilerini toplayarak artık eski çatışmaların sürmeyeceğini anlatmaya çalıştı. Artık Pers ve kentler arasında uyuşmazlıkların çözümü tarafsız bir hakem heyeti tarafından sağlanacaktı. Bu süreçten sonra anlaşmazlıklar adilce çözülecek ayrıca saldırı ve yağmacılık yapılmayacaktı. Ayrıca ülkedeki adaletsiz vergi yükünün adil olması için kent toprakları ölçülerek belli bir oranda uygulanacaktı ve toprağın verimliliğine göre vergi tarifesi olacaktı. Artaphernes, İyon kentlerinin halkının tiranlardan ne kadar hoşnutsuz olduğunu bildiği için bu düzenin de değişmesi gerektiğinin kanısındaydı. Bir yıl sonra I. Darius’un damadı olan Mardonius, İyon kentlerine gelerek tiranları kaldırmış ve demokratik bir yönetim kurmuştu. Artaphernes döneminde yapılan bu son çalışmaların adaletli olduğu yönünde birçok görüş mevcuttur. Pers Kralı olan I. Darius, bölgedeki Pers yöneticilerin Apollon Tapınağı ile ilgilenmesi ve bu şekilde Grek inancı ile bütünleşerek halkın isyan etmesinin engelleneceğini düşünmektedir. Dönemin tarihi kayıtlarında da bu görüşün kanıtları bulunmaktadır. Örneğin bu hoşgörü ortamında Grek ve Pers soyluları arasındaki evlilik akitleri sıklaşmış ve akrabalık ilişkileri ile birlikte sosyal ilişkiler de sıklaşmıştır. Fakat Perslilerin uzlaştırıcı politikaları İyonya’da bir propaganda malzemesi olarak kullanılmış ve bu durum Perslilerin Grek asimilasyonu olarak lanse edilmiştir. Tarih, M.Ö 491 yıllarına gelindiğinde Persliler Yunanistan’a elçiler göndererek “Toprak ve su” istediğinde, Atina ve Sparta dışındaki bütün Grek kentleri teslim olmaya razı olmuşlardı.

    Persliler İyon Ayaklanması’nın destekçileri olan Atina ve Eretria’yı cezalandırmak istiyordu. Çünkü İyon Ayaklanması, I. Darius’un hakimiyetine karşı büyük bir tehlike ortaya çıkarmıştı. Evet, Pers tarafından ayaklanma bastırılmıştı fakat Yunan topraklarındaki isyan hareketi devamlılığı sürüyordu. Bu tehdit ile birlikte I. Darius, Atina ve Eretria istilası ile başlayarak tüm Yunanistan’ı ele geçirme hareketine başlayacaktır.

    Darius, ertesi yıl M.Ö 492’de Yunanistan’ı işgale başlamıştı. Hatta Pers General Maronius, Yunanistan’ın karadan ele geçirilmesi için istilaya öncülük etmişti. General, ilerlemenin devamı halinde Atina ve Eretria üzerine de bir saldırıda bulunacaktı. İyon Ayaklanması’nın ardından Pers güçleri ilerlemeyi sürdürdüler. İlk önce Trakya yeniden ele geçirildi ve Makedonya Krallığı, Pers hakimiyetine boyun eğdi. Fakat Yunanistan’ın ele geçirilmesi için görevlendirilen General Maronius, deniz muharebesinde yenilerek başarısız olmuştu. Yunanistan üzerine başlatılan ikinci sefer ise M.Ö 490 yılında General Datis ve Sard Satrabı olan Artaphernes’in oğlu Artaphernes tarafından komuta edilmişti. Pers kuvvetlerinin kara kuvvetlerini de taşıyan Pers donanması Eğriboz’a saldırdı. Ada, ele geçirildikten sonra yakılıp yıkıldı. Ada’nın ele geçirilmesinin ardından Pers güçleri Yunanistan’a saldırdı. Fakat karaya çıkar çıkmaz Pers güçleri, Attika’dan Maraton Koyu’nda iki ordu birlikleri ile karşılaştı ve Maraton Muharebesi’nde Pers güçleri ağır bir yenilgiye uğradı. Bu yenilgiyle birlikte Pers donanması geri çekildi ve böylece Yunanistan’ın fethedilmesinin ikinci girişimi de hezimetle sonuçlandı.

  • İyon Ayaklanması’nın Dünya Tarihindeki Önemi

    İyon Ayaklanması, başlangıç ve gelişim süreci ile birlikte Yunan-Pers Savaşları’nın başlangıcı olarak görülmektedir. Perslerin İyonlarla olan mücadelesi Salamis Deniz Muharebesi, Maraton Muharebesi ve Termopil Muharebesi gibi önemli çarpışmaların yaşandığı ve Yunanistan’a yönelen ilk saldırıları oluşturmaktadır. İyon kent devletleri için bu isyanın bastırılması sırasında Persliler tarafından uygulanan yıkım ve yağmalamalar hem ekonomik hem de insan kaynakları açısından yıkıcı olmuştur. İsyanın kalbi olan Milet kenti dışında diğer kentler daha sonra daha da gelişerek zenginleştiler. Pers tarafında ise bu isyan ile birlikte, elli yıl sürecek büyük savaşların ihtiyaçlarının karşılanması için büyük bir ekonomik külfetin altına girilmişti. Ayrıca donanmadaki hasar ve askeri kayıpta çok büyüktü.

    Askeri ve siyasi olarak İyon Ayaklanması’nın sonuçları ve etkileri çok sınırlıdır. Fakat gerek çevre coğrafyalarda gerekse İyon ve Pers savaş stratejileri konusunda büyük tecrübeler edinmişlerdir. Ayrıca Yunanistan’a yapılan son Pers saldırılarından sonra Pers süvarileri karşısında Yunan güçleri daha ihtiyatlı davranmışlardır. Ağır bir Pers yenilgisiyle sonuçlanan Maraton Muharebesi’nde, ilk kez hoplitlerden (Antik Yunanistan Piyade Savaşçıları) oluşan bir ordunun göz ardı edilmemesi gerektiği anlaşıldı. İlk yenilginin ardından ağır piyade güçleri oluşturma şansları olmasına rağmen ikini saldırıda da aynı olumsuz koşullarla karşı karşıya kaldılar. Benzer şekilde diğer çarpışmalarda da aynı durum yaşandı ve Pers kuvvetleri Grek kuvvetleri karşısında aldıkları yenilgileri sonlandıramadılar. Aslında Yunanistan’da alınan bu yenilgilerin en büyük nedeni, Marsyas Nehri Muharebesi, Efes Muharebesi ve Labranda Muharebesi’nde benzer Grek orduları karşısında alınan büyük galibiyetlerin verdiği rehavettir. Fakat Yunanistan güçleri, falanks düzeniyle savaşan hoplitlerin savaş tecrübe ve yeteneklerini, hayatlarını kaybetmelerine neden olacak kadar gözden çıkarmaları gibi trajik bir sonuçla tarih sahnesine adların kazımışlardır. Fakat bu durum Yunan ve Pers Savaşları’nın daha başlangıcıdır. 

İlginizi çekebilecek diğer olaylar

Biyografiler

  • Albert Einstein CV
    BİYOGRAFİ
  • Niccolò Machiavelli CV
    BİYOGRAFİ
  • Galileo Galilei CV
    BİYOGRAFİ
  • Al Capone CV
    BİYOGRAFİ
  • Cemal Süreya CV
    BİYOGRAFİ
  • Fatih Sultan Mehmet CV
    BİYOGRAFİ
  • Vladimir Lenin CV
    BİYOGRAFİ
  • Alan Turing CV
    BİYOGRAFİ
  • Kemal Sunal CV
    BİYOGRAFİ
  • Karl Marx CV
    BİYOGRAFİ
  • VII. Kleopatra CV
    BİYOGRAFİ
  • Joseph Goebbels CV
    BİYOGRAFİ
  • Marilyn Monroe CV
    BİYOGRAFİ
  • Barış Manço CV
    BİYOGRAFİ
  • II. Abdülhamid CV
    BİYOGRAFİ

Tarihiolaylar.com internet sitesinde bulunan bütün içerikler Tarihi Olaylar editörleri tarafından hazırlanmaktadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Copyright 2019 - Tüm Hakları Saklıdır.