İstanbul Şehir Tiyatroları

    İstanbul Şehir Tiyatrolarının serüveni 1914 yılında Osmanlı döneminde kurulan ve sanatın yanı sıra eğitim yuvası olarak görev yapan Darülbedayi-i ile başlamış ve bu kurumun görevleri 1934 yıllında İBB himayesinde kurulan Şehir Tiyatroları ismi ile bütçeli ve yasal bir çerçevede görevlerini sürdürmeye devam etmiştir. Kurumun birinci amacı, halka tiyatro eserlerini tanıtmak ve bu misyonu yürütürken düşen ücretlerle halkı zorlamaktan kaçınmaktır. Tiyatro topluluğunun kapalı sahne olarak 2.751 koltuk kapasitesine sahiptir. Fakat bunun yanında Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu bünyesinde 3.996 koltuklu bir sahne kapasitesini de bünyesinde barındırmaktadır.

    Şehir Tiyatroları ülkemizin birçok tarihi ve sanatsal gelişim saflarına öncülük etmiştir. Gerek yetiştirdiği sanatçılar gerekse sergiledikleri klasik ve geleneksel tiyatro oyunları ile Türk insanını anlatmaya ve bütün insanlara sergilemeye gayret göstermişlerdir. Tabiî ki tiyatro oyunlarının yanı sıra bu sahneler aynı zamanda çeşitli sanatçı, eleştirmen ve bilim insanının ücretsiz olarak gençlere ve halktan insanlara verdikleri seminerlere de ev sahipliği yapma nezaketini göstermişlerdir.

  • Darülbedayi’den İstanbul Şehir Tiyatroları’na Kadar Süren Bir Serüven

    İstanbul Şehir Tiyatrolarının kuruluşu, Osmanlı döneminde 1914 yılında kurulan ve Belediye Reisi olan Cemil (Topuzlu) Paşa’nın ve komisyonun kararı ile kurulan ve bugünkü Şehir tiyatrolarına öncülük eden Darülbedayi-i Osmani (Osmanlı Güzellikler Evi)’de hayata geçirilmiştir. Bu güzel eğitim kurumu için 3000 liralık bir ödenek ayrılmıştır. Kurulan bu eğitim yuvasının başına, elbette bu işin ehli olan biri yani Fransız tiyatro sanatçısı olan Andre Antonie atanmıştır. Fakat I. Dünya Savaşı sırasında farklı bloklarda savaşa katılan bu ülkelerin diğer dostane ilişkilerinin bozulması ile birlikte bu Fransız tiyatro insanı da ülkesine geri dönmüştür. Kurum bu otorite boşluğunda bir dönem bocaladıktan sonra Samato adıyla bilinen Raşit Rıza tarafından yeniden yapılandırılmıştır. Osmanlı yöneticilerinin de görev yaptığı Antonie döneminde kuruma sınavla öğrenciler alınmıştır. Darülbedayi çatısı altında birçok öğretmen ve musiki sanatçısı kişiler yer almıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:

    -Reşad Rıdvan,

    -Ali Rıfad,

    -Zekaizade Ahmet Efendi,

    -Rauf Yekta Bey,

    -Ahmed Kadir Kemali Bey,

    -Saadeddin Bey,

    -Hafız Yusuf Efendi,

    -İsmail Hakkı Bey,

    -Victor Radeglia,

    -Jean Avolio,

    -Albert Braun,

    -Furlani,

    -Paul Lange,

    -Aram Sinanyan,

    -Halo Selvelli,

    -C. Carihioponlo,

    -Mescemes,

    -Silvio Kenssy.

    Tiyatro Bölümü Öğretmenleri:

    -Minakyan Burhanettin (Tepsi),

    -Ahmed Fehim Efendi,

    -Rıza Tevfik,

    -Şahap Rıza,

    -Salih Fuat,

    -Mösyü Rioti,

    -Sadık Bey,

    -Arif Hikmet,

    -Kemal Emin,

    -Muhsin Ertuğrul,

    -Celal Tahsin,

    -Halit Fahri Ozansoy,

    -Hakkı Tahsin.

    Bahsi geçen sınavla alım sonrası kuruma girmek için hak kazanan isimlerin çoğu ileriki yıllarda Türk tiyatrosuna büyük katkı sağlayan isimler olmuşlardır. Verilen ilk öğrenci adaylığına 197 kişi başvuru yapmıştır. Bu başvurulardan eleme ile 63 kişi seçilmiştir. Bu başvurularda Hıristiyan halktan olan sekiz kadın kendi hemcinslerini temsilde bulunmuşlardır. Kadınların Darülbedayi çatısı altında ilk çalışmaları 1918 yılından itibaren başlamıştır. Bu kadınlar Behire, Mamduha, Beyza, Refika ve Afife isimli kişilerdir. Bu isimlerden sahneye ilk çıkan (1919-Hüseyin Suat Yalçın, Yamalar adlı oyun) ise Afife’dir. Tiyatroya olan bu ilgiyle birlikte artık Türk kadınları da sahneye çıkmak zorunda olmuşlardır. Bu durum Atatürk’ün ilgisini çekmiş ve yapılan girişimler sonucu Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir tiyatro sahnelerine çıkmaya başlamışlardır. Darülbedayi çatısı altında eğitim gören isimlerden bazıları Muhsin Ertuğrul, Halit Fahri Ozansoy, Behzat Butak, Ali Naci Karacan, Peyami Safa, Emin Beliğ Belli, Celal Sahir, Eliza Binemeciyan, Ahmet Muvahhit, İ. Galip Arcan, Fikret Şadi’dir.

    Daha önce belirtildiği üzere kurum Fransız tiyatrocunun ayrılmasından sonra bir duraklama dönemi yaşamış ve hatta büyük bir tehlike atlatmıştır. Bu dönemde Reşad Rıdvan bu konuyla ilgilenerek bu çöküşü önlemiştir. 1914’lü yıllarda belediye reisi olan İsmail Bey bu kurum için resmi bir yönetmelik hazırlanması için talimat vermiştir. Kasım 1914 ve Ocak 1915 yılları arasında çalışmalar tamamlanmıştır. Bu yeni yönetmelikler 37 maddeden oluşmuştur. Bu yönetmelik ile birlikte Darülbedayi yeni bir kimlik kazanmıştır. Daha önce eğitim yuvası olarak gösterilen kurum bu yönetmelik değişikliğinin ardından sahne oyunlarını da bünyesine katmıştır. Ayrıca ek bir bilgi olarak kurumun “Darülbedayi (Güzellikler Evi)” ismi Ali Ekrem Bey tarafından bulunmuştur.

    Muhsin Ertuğrul

    Darülbedayi yeni bir tiyatro sahnelerini Fransız yazar Emile Fabre’den Hüseyin Suat tarafından adapte edilen Çürük Temel adlı temsil ile girmiştir. Bu ilk tiyatro temsillerinin çoğu 1890 yılında Rıdvan Paşa tarafından inşa ettirilen ve Tepebaşı’nda bulunan ahşap binada hayata geçirilmiştir. Daha sonra ise tiyatrolar için Şehzadebaşı’nda bulunan Ferah Tiyatrosu kullanılmıştır. İlk oyunlar oynatıldıktan sonra Darülbedayi maddi yetersizliklerle boğuşmaya başlamıştır. Bu sıkıntının giderilmesi için 14 Mart tarihinde musiki bölümü kapatılmak zorunda kalınmıştır. 1917 yılına gelindiğinde kuruma bağışlanan 3000 liralık ödenek 1000 liraya indirilmiştir. Bu yetersizliklerin içinde kurum, Halit Fahri Ozansoy tarafından kaleme alınan Baykuş adlı ilk dram türü olan yerli piyesi oynamıştır. 2 Mart 1917 yılında oynanan piyes Muhsin Ertuğrul Sahnesinde halkça çok sevilerek izlenmiştir. Bu piyesi ikinci olarak Yusuf Ziya Ortaç tarafından kaleme alınan ve sahnelenen Binnaz almıştır. Bu gelişmeler yaşanırken Darülbedayi maddi imkansızlıkları bir nebze olsun aşmış ve Şehzadebaşı’ndan Beyoğlu’nda (Hamalbaşı) bir eve taşınmıştır.

    Tarihler 1918 yılını gösterdiğinde kurumdaki temsiller artmışken huzursuzluklar da aynı yönde artmaya devam etmiştir. Ve Darülbedayi kurumu 31 Mart 1920 tarihli yayınlanan 33 maddelik yönetmelik ile tamamen sadece temsiller sunan bir oluşum haline sokulmuştur. Kurumun bu yeni yönetmeliklerle düzenlenmesi birçok sanatçının kurum ile bağlarını koparmasına neden olmuştur. Kurumdan kopan bu sanatçılar birleşerek özel bir tiyatro oluşumu olan Yeni Sahne’yi oluşturmuşlardır. Fakat özel kuruluş devletten bir destek görmediği için tiyatronun kurucusu olan Faik Bey’in iflasa sürüklenmesi bu tiyatrocuların sonu olmuştur. Bu özel tiyatro teşebbüsünden sonra Türk Tiyatrosu adında yeni bir tiyatro topluluğu daha kurulmuştur (1922). Bu karmaşa ve topluluk rekabeti 1923 yılına dek sürmüştür.

    1923 yıllarında Darülbedayi parasızlıkla boğuşmaya devam ediyordu. Ve artık defterdarlık gösterime giren piyeslerden vergi almak istiyordu. Cumhuriyet döneminde 1924 yıllında Darülbedayi adına yeni bir yönetmelik oluşturulması fikri ortaya atıldı. Artık bu karardan sonra sanatçılar düzenli olarak dönemsel bir çalışma yürütmeye başladılar. 1927 ve 1928 yılları arasında kurulan bu dönemsel toplulukların en önemlileri şunlardır:

    -Muhsin Ertuğrul- Şehzadebaşı Ferah Sahnesi,

    -Raşit Rıza- Halep Çarşısı Varyete Tiyatrosu,

    -Fikret Şadi- Anadolu Turneler.

    Kurum düzenli bir temsil hayatına başlarken 1927-1928 döneminde Darülbedayi’nin kontrolüne Muhsin Ertuğrul geçirildi. Bu dönemde gösterime başlanan tiyatro oyunları daha aktifleşti ve yeni eserler kolaylı seçime konuldu. İzleyen yılın 1928-1929 döneminde beş; 1932-1933 döneminde ise yedi eser sahnelendi. Bu artık zaman geçtikçe giderek arttı. 1930 yılında TBMM tarafından çıkarılan Belediye Kanunu kapsamında tiyatro binası yaptırmak ve topluluğu oluşturmak Belediye’nin asli görevleri içinde sayılıyordu (Belediyeler Kanunu 5. Madde 59. Fıkra). Bu kanun ile birlikte Darülbedayi belediyeye bağlandı. Ayrıca 1924 yılında kurulan komisyon Darülbedayi ismini “İstanbul Şehir Tiyatrosu” adını alması kararlaştırıldı. Tabiî ki bu ismin resmileşmesi 1934 yılında ancak yürürlüğe girdi.

  • Darülbedayi’den Sonra Yeni Kurulan “İstanbul Şehir Tiyatroları”

    Darülbedayi kuruluşu sırasında Belediye bünyesinde hayır kurumlarından ayrılan para ile temsil hayatına devam etti. Fakat 1926 yılında kurum Vali Muhiddin Bey döneminde çok yardım gördü. Ve bu dönemde tiyatronun yönetimine Celal Esat Bey getirildi. Kurumun sanat yönetmenliğine ise, SSCB’de eğitim gördükten sonra yurda dönen Muhsin Ertuğrul’a verildi. Kurumun sanatçıları bu dönemden sonra maaşlı çalışan statüsü kazandılar. 1930’lu yılların başında kurumun yürüttüğü çalışmalarda meydana gelen artışa bağlı olarak belediye nezdinde topluluğa belli bir ödenek tahsis edildi. 1934 yılında ise Darülbedayi ismi kaldırılarak kurumun ismi kalıcı olarak “İstanbul Şehir Tiyatroları” olarak değiştirildi. Bu dönemden sonra kuruma tiyatro bölümünün başkanı olan Muhsin Ertuğrul tarafından yeni bir ivme kazandırıldı. Artık temsiller ve sergilenen oyunlar 3 defa yerine 20 defa hatta 100 defa sergilenecekti. Bu slogana uygun olarak 1926 yılında “Hamlet” 7 defa oynatıldı ve bu yükseliş devam ederek aynı oyun 170 defa daha sergilendi. Tiyatro topluluğuna bu başarıyı kazandıran başka bir etmende, Tepe Başı Tiyatrosunda sergilenen ve Ekrem Reşid Rey ve Cemal Reşid Rey tarafından yazılıp bestelenen operetlerin halkın yoğun ilgisini çekmesidir.

    Kurum gelişmeye ve sahnelediği oyunları tekrarlamaya ve yenilemeye devam ettikçe büyüdü ve daha geniş kitlelere ulaştı. Sadece 1971-1972 yılları arasındaki dönemde tiyatronun sahnelediği beş sahnede 310.000 seyirciye ulaşılmıştı. Bu ne demek oluyordu peki? Her temsil başına 270 kişi seyirci demekti. 1935 yıllarında kurum üç ayrı sahnede seyircilerin karşısına çıkıyordu. Bu tiyatrolardan Tepe Başında dram ve komedi; Fransız Tiyatrosunda operet; yine Tepe Başında bulunan Asri Sinemasında çocuk tiyatrosu ile seyircilere hizmet vermekteydi. Bu tiyatrolarda Shakespeare gibi ünlü yazarların temsiller sahnelenirken bunun yanında Pirandello, Çehov, Bernard Shaw, Dostoyevski, Tolstoy, Ibsen, Gorki gibi yazarların da topluma tanıtılması ve kazandırılmasına çalışılmıştır. Bir süre sonra aynı rutininde devam eden toplulukta bir süre sonra operetlere ve müzikli eserlere son vererek, bu eserlerin yerine komedi ve vodviller yerleştirildi. 1952 yılında kurumun sanat işlerini yürütmek ve geliştirmek için Avusturya kökenli olan Max Meinecke göreve getirildi. Kısa bir aradan sonra 1959 yılında Muhsin Ertuğrul göreve getirilerek 1966 yılına kadar görevde kalması sağlandı. Muhsin Ertuğrul görevde kaldığı süre içinde tiyatroyu halkın ayağına götürmeyi kendine ilke edindi. Bu amaçla Kadıköy, Üsküdar, Fatih ve Zeytinburnu tiyatrolarını kurdu.

    1943-1944 sezonunda sahnelenen Reşat Nuri Güntekin imzalı bir yapıt olan Yaprak Dökümü, aynı zamanda tiyatro tarihinde bir ilke imza atarak 100. temsili aşan ilk yerli oyun olmuştur. Bu dönemden sonra 1944-1945 yılları arasında sahnelen Çeviri bir eser niteliğindeki Edmond Rostand imzalı Cyrano de Bergerac, temsil sayısı olarak 105 kere sahnelenerek çeviri dalında sergilenen eser kategorisinde bir ilke imza attı.

    İstanbul Şehir Tiyatroları olarak belirteceğimiz tiyatro topluluğu, aynı zamanda tiyatro dergisi yayınlayarak kendi dalında yapılan çalışmalara bir ışık tutmuştur. Bu tiyatro dergisinin ilki, 1918-1920 yılları arasında “Temaşa” adlı dergi ile yayın hayatına başlayarak 25 sayı yayınlanmış, ardından derginin adı 1930 yılında Darülbedayi Türk Tiyatrosu ve Şehir Tiyatrosu adlarıyla günümüze kadar yayın hayatına devam etmiştir. Bu tiyatro dergisi dünyada yayınlanan uzun soluklu tiyatro dergilerinden biridir.

     

    İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenleri:

    -Erhan Yazıcıoğlu (2014 yılında göreve getirildi),

    -Muhsin Ertuğrul,

    -Vasfi Rıza Zobu,

    -Gencay Gürün,

    -Erol Keskin,

    -Şükrü Türen,

    -Nurullah Tuncer,

    -Mazlum Kiper,

    -Orhan Alkaya,

    -Ayşenil Şamlıoğlu.

     

    İstanbul Şehir Tiyatroları Sahneleri:

    -Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi,

    -Kadıköy Haldun Taner Sahnesi,

    -Fatih Reşat Nuri Sahnesi,

    -Gaziosmanpaşa Sahnesi,

    -Gaziosmanpaşa Ferih Egemen Çocuk Tiyatrosu Sahnesi,

    -Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi,

    -Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi (Ekim 2006-214 koltuklu),

    -Kağıthane Sadabad Sahnesi (601 koltuklu),

    -Kağıthane Küçük Kemal Çocuk Tiyatrosu Sahnesi,

    -Ümraniye Sahnesi.

İlginizi çekebilecek diğer olaylar

Biyografiler

  • VII. Kleopatra CV
    BİYOGRAFİ
  • Nasrettin Hoca CV
    BİYOGRAFİ
  • Osho CV
    BİYOGRAFİ
  • Ömer Hayyam CV
    BİYOGRAFİ
  • Mahatma Gandhi CV
    BİYOGRAFİ
  • Van Gogh CV
    BİYOGRAFİ
  • Joseph Goebbels CV
    BİYOGRAFİ
  • Kanuni Sultan Süleyman CV
    BİYOGRAFİ
  • İbni Sina CV
    BİYOGRAFİ
  • Jean-Jacques Rousseau CV
    BİYOGRAFİ
  • Al Capone CV
    BİYOGRAFİ
  • Friedrich Nietzsche CV
    BİYOGRAFİ
  • Che Guevara CV
    BİYOGRAFİ
  • Barış Manço CV
    BİYOGRAFİ
  • Mimar Sinan CV
    BİYOGRAFİ

Tarihiolaylar.com internet sitesinde bulunan bütün içerikler Tarihi Olaylar editörleri tarafından hazırlanmaktadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Copyright 2022 - Tüm Hakları Saklıdır.