Güzel Sanatlar Okulu

    Sözlükteki alışılagelmiş kalıpların dışında sanat demek, farklı olmak demektir. Çünkü, iki insan aynı manzaraya baktığında aynı duyguları yaşayamaz ve aynı ayrıntıları fark edemez. İşte nasıl ki insan herkesin gördüğünü göremez ve hissettiğini hissedemezse sanat eserlerini yegane ve eşsiz kılanda bu taklit edilemez bakış açısıdır. Sanat eserlerini tarihi ve günümüz bakış açısıyla değerlendireceğimiz bu yazımızda, gerek görsel gerekse duygusal sanat eserlerinin hepsine değineceğiz. Bu durumu en güzel anlatan sözcükler Schopenhauer’den gelmiştir sanırım, “Nesnelerin çekiciliği bize dokunmadıkları ölçüdedir. Hayat hiçbir zaman güzel değildir; güzel olan hayat üzerine yapılmış betimlemelerdir sadece.” Gördüğünüz gibi bu cümleden de anladığımız üzere, sanatın gerçek hayatı yansıtması olanaksızdır. Çünkü hayal dünyasıyla bezenmemiş ve insanın bilinçaltıyla yoğrulmamış sanat eserlerinin fark yaratması biraz zordur. Klasik bir girişle sanat demek: Şiir, müzik, resim, heykel, mimar, gibi insanlarda estetik yönden bir zevk duygusu uyandıran sanatlara verilen isim. Güzel sanatların amacı güzelliği ifade etmek ve yorumlamaktır.

    Avrupa milletlerinde yukarda sayılan dalların hemen hemen hepsi vardır. Geçmişten kalan ve günümüzde ortaya konan eserler, bu dalların birbirine ve kendi içlerindeki bölümlerine aittir. Güzel sanatların bazılarına Türk-islam medeniyetinde rastlanmaz. Bunlar, İslam dininin yasak ettikleridir. Güzellik; cemiyetlere, zamana ve bazen insana göre değişen izafi bir kavramdır. Güzellik, eşya ve olayların insan tarafından anlamlandırılmasından doğan bir anlayış ve hükümdür. Bu anlayış ve hüküm, her zaman değişebildiğinden, bazı cemiyetler için güzel bilinen şeyler, bir başka cemiyet için çok çirkin olabilir. İnsanların sahip olduğu inançların da, güzelin tarif, tespit ve anlamına büyük etkisi vardır. Asırlar boyunca Müslümanlarda, islamiyet’in bildirdiklerine ters bir güzellik olamayacağı anlayışı hakim olmuştur. Bu bakımdan Türk-slam medeniyetinde güzel sanat dallarının Avrupa’da bulunan şiir, mimari gibi dalların yanı sıra hatt, tezbih, tezhib, tezyihat, hakk, oyma vs. orijinal ve fevkalade güzel sahaları doğmuştur. Asırlar boyunca bu sahalarda gelişen ve paha biçilmez eserler verilen güzel sanat dallarına, Meşrutiyetten sonra Avrupa’dan yavaş yavaş resim, heykel ve bunlara benzer sanatlar da dahil edilmiş, zamanla yaygınlaşmıştır. Son yıllarda kendi güzel sanat dallarımız tamamen unutulmuş, yerlerini Avrupa kaynaklı olanlar almıştır

    Güzel sanatların amacı, insanlarda estetik heyecan uyandırmaktır, denilebilir. Ancak bu sanatların gayesi ve tarifi tarih boyunca filozoflar arasında ihtilaflara yol açmıştır. Her felsefi akım, hatta her filozof mahsus bir amaç ve tarifle ortaya çıkmıştır. Bu da tarih boyunca gereksiz tartışmaları ortaya çıkarmıştır.

    Sanat sözcüğü genelde görsel sanatlar anlamında kullanılır. Sözcüğün bugünkü kullanımı, Batı kültürünün etkisiyle, İngilizce’deki “artifikal” yani yapay anlamı taşıyan kelimeden, gerekse Arapçadaki “sanat” suni ve yapay anlamındaki kelimeden de türetilmiştir. Sanat, bu geniş anlamından Rönesans zamanında sıyrılmaya başlamış; ancak yakın zamana kadar zanaat ve sanat sözcükleri dönüşümlü olarak kullanılmaya devam edilmiştir. Buna ek olarak Sanayi Devrimi sonrasında tasarım ve sanat arasında da bir ayrım doğmuş, 1950 ve 1960’larda popüler kültür ve sanat arasında tartışma kaldıran bir üçüncü çizgi çekilmiştir.

    Şekil verilen malzeme değiştikçe sanatın farklı isimlerle birbirinden ayrılması mümkündür. Ancak, sanatı çeşitlendirirken sadece malzeme yönüyle sınıflandırma yapmak mümkün değildir. Malzemenin yanı sıra, ifade ediş biçimi veya daha kapsamlı  bir ifadeyle yaratıcılık, bu sınıflandırmada önemli bir etkendir. Mesela bir marangoz ve heykeltıraş aynı anda bir kütüğe şekil verebilir. Fakat burada göz ününe alınması gerekilen nokta, marangoz alışılmış çizgilerinden vazgeçmeden bir ürün yaparken; heykeltıraş, alışılmış çizgilerden uzaklaşarak farklı bir sanat eseri oluşturur. İşte bahsetmeye çalıştığımız nokta ortaya çıkan sanat eserinde işlenen temadır.

    Bu bakımdan sanatı ikiye ayırmamız mümkündür

    1. Pratik sanatlar/Endüstriyel sanatlar (zanaat),
    2. Güzel sanatlar.

    Güzel sanatlardan bahsedildiğinde aklımıza insan yaratıcılığı, insanın ilk çağlardan bu yana kendini ifade ettiği ve gerek mağaralara. Gerekse kilden ve taştan yontma sütunlara işlemeye çalıştığı fikri, hayali ve yaşam tarzını yansıtan şekillerle günümüze kadar gelmiştir. Fakat, ilkel dönemlerin atlatılmasının ardından sanat, Rönesans sanatçıları, yapılar, anıtlar, köprüler, müzeleri dolduran resimler, sonrasında şiirler yada Mimar Sinan’ın camileri veya köprüleri örnek gösterilebilir. Günümüze geldiğimizde ise sanat eserleri insan zekasının doğayla birlikte kaynaşması ve daha çok estetik kaygılar güden eserlerde devam etmektedir. Çağdaş sanatçılar olarak adlandırdığımız bu kesim, çağdaş resim, heykel, roman, tiyatro, sinema, çelik ve cam yapılar, takı eşyaları, sesin, ışığın, rengin ve ilüzyonun birleştiği büyük sahne şovları şeklinden sıralanabilir. 

  • Güzel Sanatların Çeşitleri
    1. Edebiyat: Kelimelerle yapılan güzel sanatların bir dalıdır. Nazım ve nesir yoluyla kaleme alınan bütün eserler Edebiyat dalındaki sanat eseri sayılmaktadır.
    2. Resim: Yağlı, sulu ya da kuru boyalarla bir tual üzerine çizilen çizme ve boyama suretiyle oluşturulan güzel sanat dalıdır. Resim yapan ve bu işi kendine meslek edinen kişiye “ressam” denir.
    3. Heykel: Ya tabiatta var olan ya da hayalde canlandırılan varlıkları ve duyguları, taş, çamur, tahta, maden gibi maddeler kullanarak üç boyutlu bir şekilde meydana getirmektir. Heykel sanatına kendini adamış ve ün sahibi olan kişilere “heykeltıraş” denir.
    4. Mimarlık: İnsanların estetik zevklerine hitap edecek şekilde yapılar inşa etmektir. Tarihe geçmiş ünlü yapılar, tapınaklar, camiler, köprüler, katedraller, saraylar, bir medeniyetin en güzel kültürel mirasını meydana getirirler. Mimarlık yaparak yapıtlar inşa eden kişilere “mimar” denir.
    5. Musiki: Sesleri melodi haline getirerek beste yapmak sanatıdır. Musiki sanatçılarına “musikişinas” denmektedir.
    6. Tiyatro: Bir hikayenin veya daha önceden derlenmiş bir roman metninin, oyuncular tarafından sahnede canlandırılmasıdır. Günümüzde gereken önem verilmemsine rağmen tiyatronun drama dalından ziyade komedi dalı daha da rağbet görmektedir. Özel ve devlet tiyatrolarında, televizyonlarda, sinemalarda tiyatro oyunlarına ulaşabilir. Sahnede tiyatro oyununu canlandıran bayan oyuncu “aktris”, erkek tiyatro oyuncusu ise “aktör”dür.
    7. Dans: Müziğin ritmine uyularak yapılan ritmik ve ahenkli hareketler bütünüdür. Salsa, çaça, samba, rumba, tango, vals gibi çeşitli gruplara ayrılabilir. Dans sanatında asıl olan kişinin partneriyle olan uyumu ve hareketlerindeki zarafettir. Çünkü az önce isimleri verilen bu dans çeşitleri farklı figürler, elbiseler ve müziklerle seyirciye sunulmaktadır. Günümüzde sanat dalları içince en çok önem verilendir diyebilir. Müzik ve dans yaşamın vazgeçilmezlerindendir. 
  • Güzel Sanatların Sınıflandırılması

    Geleneksel sınıflama, güzel sanatları hitap ettiği duyu organlarına göre sınıflar. Sözgelimi görsel sanatlar, göze ve görmeye dayanan sanatları, resim, heykel, mimari gibi dalları bir grupta toplamaktadır. Fonetik sanatlar ise, müzik ve türleri ile edebiyatı; ritmik sanatlar ise, hem görme ve hem de hareketle ilgili olan sinema, opera gibi sanatları kapsamaktadır. Fakat, bu sınıflandırmanın eksik yanları ve kapsamı dar olabilmektedir. Sözgelimi, karikatür ve seramik gibi sanat dalları bu sınıflamanın dışında tutulur. Bu sebeple daha çağdaş bir sınıflandırmaya gerek duyulmuştur. Bu sınıflama, söz konusu edilen sanat dalının niteliği ve tekniği dikkate alınarak yapılmaktadır. Aşağıda yaptığımız sınıflama ile, bütün sanat dallarını içine alan bir sınıflama yapmış oluruz.

    1. Yüzey Sanatları: Bütün iki boyutlu sanat çalışmaları, yani eni ve bir boyu olan kağıt ve tuval üzerine, bir duvar ya da kumaş üzerine işlenmiş sanat eserlerini kapsamaktadır. Resim ve türleri, duvar resmi, minyatür, karikatür, fotoğraf, süsleme vb.
    2. Hacim Sanatları: Üç boyutlu sanat çalışmalarının genel adıdır. Örnek vermek gerekirse, heykel, seramik, anıt, köprü ve çoğu mimari eser.
    3. Mekan Sanatları: İç ya da dış mekanı içine alan ya da düzenleyen sanat dallarıdır. En başta mimari olmak üzere (bahçe düzenlemesi, peyzaj mimarisi), çevre düzenlemesi gibi mekana ilişkin tüm tasarım çalışmaları.
    4. Dil Sanatları: Edebiyat ve yazı türlerini kapsayan sanatlardır. Roman, hikaye, şiir, deneme, tiyatro metni, film senaryosu vb. gibi.
    5. Hareket Sanatları: İnsanın, bedeniyle anlatım gücü kazandırdığı sanattır. Bale, dans türleri, halk dansları, pandomim buna örnek olarak gösterilebilir.
    6. Dramatik Sanatlar: İnsanın, harekete dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır. Tiyatro, opera, müzikal oyun, kukla gösterisi gibi sahne sanatları, sinema, gölge oyunun gibi türleri buna örnek olarak gösterebiliriz.

İlginizi çekebilecek diğer olaylar

Biyografiler

  • Sabiha Gökçen CV
    BİYOGRAFİ
  • Charlie Chaplin CV
    BİYOGRAFİ
  • Cengiz Han CV
    BİYOGRAFİ
  • Galileo Galilei CV
    BİYOGRAFİ
  • Vladimir Lenin CV
    BİYOGRAFİ
  • Henry Ford CV
    BİYOGRAFİ
  • VII. Kleopatra CV
    BİYOGRAFİ
  • Joseph Goebbels CV
    BİYOGRAFİ
  • Kemal Sunal CV
    BİYOGRAFİ
  • Mimar Sinan CV
    BİYOGRAFİ
  • Mustafa Kemal Atatürk CV
    BİYOGRAFİ
  • Ömer Hayyam CV
    BİYOGRAFİ
  • Alexander Graham Bell CV
    BİYOGRAFİ
  • Nasrettin Hoca CV
    BİYOGRAFİ
  • Deniz Gezmiş CV
    BİYOGRAFİ

Tarihiolaylar.com internet sitesinde bulunan bütün içerikler Tarihi Olaylar editörleri tarafından hazırlanmaktadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Copyright 2019 - Tüm Hakları Saklıdır.