• abdulhamid han'ın dünyasına kısa bir bakış bölüm 3/9

    1. meşrutiyet’in sonu
    1. meşrutiyet’in ilanıyla toplanan meclis-i mebusan, problem çözmekten çok problem oluyordu. savaş çığlıkları atan mithat paşa ile taraftarlarını desteklediklerini unutan mebuslar, mağlubiyetten abdulhamid’i sorumlu tutuyorlardı. oysa abdulhamid, tam tersini savunuyordu.
    13 şubat 1878 çarşamba günü “meclis-i mebusan’ın süresiz olarak tatil edildiği” duyuruldu. böylece sultan abdulhamid’in şahsi idare devri başlıyordu.
    ruslar, osmanlı devleti’nin yapmak zorunda kaldığı ayastefanos anlaşmasıyla ege ve tabii, çok istediği akdeniz’e çıkmıştı. bu durum avrupa’nın büyük devletlerini endişelendirmek için yeterliydi. öte yandan, özellikle “dış politika konusunda asrın yetiştirdiği en büyük devlet adamı” olduğunda bütün dünyanın birleştiği abdulhamid, diplomatik yoldan harekete geçerek anlaşmanın yürürlüğe girmesini önlemeye çalışıyordu. bunu başardı. avrupa’yı arkasına aldı. yeni bir savaştan ürken rusya da buna ses çıkaramadı. rusya’nın ayastefanos anlaşmasından vazgeçmesinde en büyük rolü ingiltere oynadı. karşılığında ise kıbrıs’ın idaresi bırakıldı. hukuken osmanlı’ya bağlı kalacaktı. ayrıca rusya, osmanlı topraklarını işgale kalkışırsa ingiltere osmanlılara her türlü askeri yardımı yapacaktı. buna karşılık ingiltere, berlin görüşmelerinde osmanlı’yı destekledi. bu şartlar altında berlin anlaşması imzalandı. “büyük bulgaristan” hayali suya düştü. makedonya, osmanlı’ya iade edildi. kars, batum, ardahan ruslara terk edilirken ağrı-doğubeyazıt osmanlı’da kaldı.
    ayastefanos anlaşması çok korkunçtu. berlin anlaşması ondan bir hayli yumuşak denilebilir. sultan abdulhamid, siyasi dehasıyla çok büyük bir felaketin önüne geçmiştir.
    bir cinayetin hesabı
    “sultan abdulaziz’in katledildiği” söylentileri memleketi hala çalkalıyordu. aradan 5 yıl 23 gün geçmişti ve halk mazlum padişahı unutmamıştı. katillerden hesap sorulması isteniyordu. peki, dava neden üzerinden 5 yıl geçtikten sonra açılmıştı? neden bu kadar süre beklenmişti? şöyle ki, o “uzun” 5 yılda sultan 2. abdulhamid, bir yandan 93 harbi’nin ağır yaralarını sarmaya çalışırken, öbür yandan iktidar merkezine çöreklenmiş bulunan darbecileri kendine has yöntemlerle uzaklaştırıp ipleri yavaş yavaş eline almıştı. artık onlarla kanun önünde hesaplaşabilirdi.
    30 mayıs 1876 günü gerçekleştirilen askeri darbeyle sultan abdulaziz tahttan indirilmiş ve yerine yeğeni 5. murad geçirilmişti.
    sultan abdulaziz, dolmabahçe sarayı’nda, güya padişah’a yapılacak bir suikastı önlemek için getirilen harbiye öğrencileri tarafından sarıldı. operasyonun baş aktörleri; rüştü paşa, hüseyin avni paşa, mithat paşa ve süleyman paşa idi. ve padişah “hal’edildi.” birkaç gün sonra da feriye sarayı’ndan o feci haber geldi: abdülaziz bilek damarları kesilmiş bir vaziyette kanlar içinde bulunmuş, bundan kısa bir süre sonra da hayatını kaybetmişti. öldürüldü mü yoksa intihar mı etti? işte bunun cevabına dair son kanıt, abdulaziz’in kızı naime sultan’ın “babamın katledilişini bizzat gördüm” diyerek anlattığı yazıdır.
    büyük umutlarla tahta geçirilen 5. murad’a gelince, bu korkunç olay üzerine cinnet geçirdi. tuhaf hareketleri sonucunda padişahlık yapamayacağı anlaşılınca tahttan indirildi ve o zamana kadar kişiliği pek de iyi tanınmayan şehzade abdulhamid padişah yapıldı.
    işte “yıldız mahkemesi” adıyla tarihe geçen yargılamalar bu operasyonun ardından geldi. davacı, “maktül”ün, yani abdülaziz’in “velisi” sıfatıyla abdülhamid’di. görünüşte bir cinayet davası görülüyordu ama aslında görülen, kanlı bir darbenin hesabıydı.
    mahkeme, halka açık duruşmalar şeklinde yapıldı. sonuç olarak midhat paşa da aralarında bulunmak üzere 10 sanığa idam kararı çıktı. ne var ki abdulhamid, hep yaptığı ve yapacağı gibi idam cezalarını sürgüne çevirmekle yetindi; mahkûmlar cezalarını çekmek üzere taif’e gönderildi.
    abdulhamid için önemli olan, darbecilerin yargılanabildiğinin görülmesi ve ibret alınmasıydı.
    alındı mı?
    1909’a kadar evet.
    ya sonrası?
    o, ‘abdulhamid’siz yüzyıl’ın kanlı hikâyesidir.


    ermeni meselesi

    bu arada rusya ve bazı avrupa devletleri, osmanlılarla kaynaşmış ermenileri kışkırtmaya çalışıyorlardı. en büyük gayreti rusya gösteriyordu. 93 harbi’ni kazanmıştı gerçi, ama umduğunu alamamıştı.
    diğer devletler rusya’ya dirsek çevirmişlerdi. bulgaristan rusya’ya tavır almıştı, sırbistan avusturya’ya yaklaşmıştı. böylece rusya’nın balkanlar’dan akdeniz’e inme planları suya düşmüştü. tek çare, doğu vilayetlerimizde yoğun olan ermenileri kışkırtıp ayrı devlet kurmalarını sağlamak ve o yoldan iskenderun veya basra körfezine sarkarak güneye, sıcak sulara inmekti.
    ingiltere’ye gelince… osmanlı’yı destekleme siyasetini terk etmişti. başbakan koltuğunda gladstone oturuyordu. amansız bir islam ve türk düşmanı olan gladstone, bir gün avam kamarası’nda yaptığı bir konuşmada kuran-ı kerim’i eline almış, bir sürü hakaretler sıralamış, en sonunda, “bu kitap türklerin elinde bulunduğu ve buna uyduğu müddetçe onları tarihten silemeyiz” demişti. gladstone hem ermeni teröristleri hem de rusya’nın ermeni politikasını destekliyordu.
    gerek ayastefanos anlaşması’nın 16. maddesi gerekse berlin anlaşması’nın 61. maddesi, osmanlı devleti’nin ermenilerin oturduğu osmanlı vilayetlerinde “ıslahat” yapması hükmünü getiriyordu. osmanlı devleti bu maddeleri kabule hem ingiltere hem de rusya tarafından şiddetle zorlanmıştı. ama sultan abdulhamid bu maddeleri hiçbir zaman uygulamadı. çünkü “ıslahat” demek, “sonu istiklale varacak bir dizi imtiyaz” demekti. daha önce lübnan’da, girit’te, bulgaristan’da ve sair yerlerde yapılan ıslahatlar, bu toprakların ve milletlerin osmanlı’dan kopmasına neden olmuştu. bu bakımdan, sultan abdulhamid adı geçen maddeleri uygulamamak için direniyor:
    “doğu anadolu’yu bağımsızlığa götürecek ıslahatı kabul etmektense ölmeyi tercih ederim!” diyordu.
    ermeniler isviçre’de 1886 yılında “hınçak” isimli gizli bir örgüt kurmuşlardı. rusya ve ingiltere gibi büyük devletler tarafından besleniyordu. çeteler kurmuşlardı. ermeni çeteleri türk köylerine saldırıyor, masum halkı kılıçtan geçiriyor veya kurşuna diziyordu. hatta ermenileri bile öldürüp, suçu türklerin üstüne atıyorlardı. dünya çapında, şimdi olduğu gibi kesif bir propagandaya başlamışlardı. sultan abdulhamid, ermeni çetecilerle mücadele için “hamidiye alayları”nı kurdu.
    bu faaliyetlerin sonucu olarak bazı avrupalı aydınlarda şiddetli bir abdülhamid düşmanlığı başladı. alfred vandal, “kızıl sultan” lakabını taktı. ingiltere başbakanı gladstone da “büyük cani tabirini kullandı.
    0 0
  1. Yeni Konu Ekleme

    Bu alana yazacağınız yazı sizin konu başlığınız olacaktır. Eğer konunuz var ise listelenecek, eğer konunuz yok ise yeni konu ekleme sayfasına yönlendirileceksiniz. Konu başlığınızı yazdıktan sonra ileri butonuna yada enter butonuna basınız.

  2. Arama Butonu

    Arama butonuna basarak sayfaya yönlendirileceksiniz.