Moskova Muharebesi (Tayfun Harekatı)

    Moskova Muharebesi, II. Dünya savaşının doğu cephesindeki Barbarossa harekatında yer alan 2 Ekim 1941 - 07 Ocak 1942 tarihleri arasında gerçekleşen bir muharebedir.

    Almanya'nın, Sovyetler Birliği'ni işgal ettiği Barbarossa Harekatı'nın asıl amacı Moskova'ya ilerlemek ve Moskova'yı ele geçirmekti. Bu amaç uğruna binlerce km ilerleme kaydeden Alman birlikleri Moskova'ya çok yaklaşmış, defalarca geri çekilip tekrar saldırmış fakat başarılı olamamıştır. Kod adı Moskova muharebesi olan Tayfun Harekatı birçok tarihçi için II. Dünya savaşının dönüm noktasıdır.

  • Moskova Muharebesi Öncesi Durum
    Adolf Hitler ve Joseph Stalin

    Tarihler 3 Temmuz 1941 sabahını gösterdiğinde Stalin ulusa seslenişini yapmaktaydı. Moskova radyosunda Stalin, halkı Alman istilasına karşı savaşmaya çağırmıştı. Özellikle saldırının artmasından sonra halka, geri çekilme esnasında bölgenin erzak ve kullanılır malzemeden arındırılması çalışmalarına yardım etmeleri gerektiği belirtiliyordu. İlk tank ilerlemesi sonucunda kuşatılan Sovyet birliklerine Alman Piyadelerinin ulaşması üzerine, Hitler 3 Temmuz tarihinde tankçılara ilerlemeye kaldıkları yerden devam etme emri verdi. Fakat Sovyet topraklarında artan yağmur ve çamur, ayrıca şiddetli Sovyet savunması nedeniyle panzer birlikleri çok ilerleyemediler. Bu Alman duraksaması aslında Sovyet komutanların Wehrmacht Merkez Kuvvetlerine topyekün bir saldırı fırsatı doğurdu. Fakat buna rağmen 11 Temmuz Alman Ordugah kayıtlarına göre, 329 bin tutsak, 1.800 top ve 3.340 zırhlı araç ele geçirilmişti. Ayrıca yine aynı kayıtlara göre yaklaşık 89 Sovyet tümeni tamamına yakın mensubuyla imha edilmişti.

    Alman saldırısı devam ediyordu. General Guderian, Dinyeper’in saldırıya açık olan üç noktasını 10-11 Temmuz tarihlerinde zapt etti. Fakat General’in emrinde olan işgal kuvvetlerine kanatlardan yoğun Sovyet saldırısı sürmekteydi. Fakat bu saldırılar anlamsız kalmış ve Almanlar 20 Temmuz tarihinde Smolensk kentini işgal etmişlerdi. Alman ordusunun merkez kesimi ise, 20 Temmuz tarihinde Desna’yı kontrol altına alarak Elnya’yı işgal etmişlerdi. Burada Moskova ana hedef olduğu için başkente giden önemli yolların tutulması için Smolensk’in ele geçirilmesi şarttı. Fakat Smolensk, altı Sovyet ordusu tarafından savunulmaktaydı. Alman kuvvetlerinin ilerleyişi sürerken Sovyet birlikleri 700 tankın nezaretinde Alman 3. Panzer Ordusuna saldırmışlardı. Fakat Sovyetler Birliğinin bu amansız mücadelesi sonuçsuz kalacaktı. Alman kuvvetleri tanklarının donanımının yanı sıra Hava unsurları tarafından da büyük destek görmekteydiler. Sovyet ordusunun püskürtülmesinin ardından Alman 3. Panzer Grubu kuzeyden; Alman 2. Panzer Grubu ise güneyden Smolensk yönünde taarruza geçmişlerdi. Bu iki tankçı birliğinin arasında kalan Sovyet birlikleri ise adeta bir cendereye düşmüşlerdi. Sovyet askerlerinin bütün direnişine rağmen kuşatma 26 Temmuz tarihinde sona erdi ve 180.000 Sovyet askeri Almanlara esir düştü. Bahsi geçen kuşatma, toplamda 10 gün süren amansız bir çatışmalar silsilesi olduğu gibi bu kıskaçtan kurtulmayı başaran 10.000 Sovyet unsuru ise Moskova yönünde geri çekilmeyi başarmıştı.

    Smolensk Muharebesi Almanların üstünlüğü ile sonuçlanmış ve Times dergisi şu tarihi başlığı atmıştı: “Hitler Kızıl Ordu’yu yok edecek.” Fakat bu zafer Almanların mutlak üstünlüğü anlamına gelmiyordu. Çünkü yapılan muharebede evet Alman kuvvetleri uzun mesafeler kat etmişti; fakat bu mesafeler geçilirken kendi askerlerinden 28.000 ölü olmak üzere toplamda 390.000’ini kaybetmişti. Fakat bu savaşın arka planında, artçı saldırıların başladığı ve Polonya saldırısı ile başlayan 1 Eylül 1939 tarihinden itibaren başlayan Barbarossa Harekatında 22 Haziran 1941 tarihine kadar olan Polonya, Norveç, Fransa, Kuzey Afrika ve Balkanlardaki asker kayıpları da belirtilen rakamlara eşdeğerdi. Savaş sonucunda ortaya çıkan kayıplarda 700.000 Sovyet askeri esir alınmış olsa da, diğer taraftan Nazilerin asker kayıpları tüm birliklerin % 11’inden daha fazlaydı. Ve tarihler ilerliyor ve Alman saldırısı giderek artıyordu. Fakat savaşın başka bir yüzü olan Sovyet cephesinde artık halk tamamıyla seferber olmuş ve Almanlar, Sovyet cesetleri arasında kadın askerlere rastlamaya başlamışlardı. Harekat dördüncü haftasına ulaşmıştı. Fakat Alman Komutanlar Sovyetleri çok hafife aldıklarının farkına yeni varabilmişlerdi. Beklenmedik infilak olan zincirleme sorunlarla birlikte Almanlar, stratejik noktalara varamadan bütün cephane ve yakıtlarını tüketmişlerdi. Hitler, harekatın yavaşlaması emrini verdiğinde ordular yeni bir savaş planı için zaman kazanmış oldular. Hitler, Almanların kuşatması altındayken yüz binlerce Sovyet askerinin kuşatmadan kurtulmasını bir hayal kırıklığı olarak adletti. Bu başarısızlıkların ardından Hitler, Sovyetlere karşı ekonomik bir saldırı planlamaya başladı. Bu ekonomik saldırıların içinde, ülkeyi besleyen Harkov ve Donets Havzalarının işgaline ek olarak Kafkasya’nın içinde bulunan petrol sahalarına karşı bir dizi saldırı da bulunuyordu. Ayrıca Hitler, Leningrad’ın en kısa sürede ele geçirilmesi ve kuzeyde bulunan Finlerle yakın temas kurulmasını istiyordu.

    Fakat Alman generallerin çoğu, birliklerin parçalanması taraftarı değildiler. Bütün üst düzey komutanların aklında devletin kalbi olan Moskova’nın ele geçirilmesiyle birlikte ele geçirilecek mutlak üstünlük vardı. Ayrıca sadece devletin başkenti olması değil; her şeyden öte de Moskova, bütün ülkenin ekonomik kalbi ve yönetim sisteminin beyniydi. Ayrıca Sovyetlerin mutlak imhası demek, Kızıl Ordu’nun Moskova’da toplanan birliklerin imhasıyla mümkün olabilirdi. Fakat Hitler, General Guderian ve alt kademesi olan General von Bock’un bu fikrine uymayarak panzer gruplarının harekatını durdurarak kuzeye ve güneye kaydırılmasına dair emir verdi.

  • Moskova'ya Doğru İlerleme Devam Ediyor
    Moskova Muharebesinde Cepheye Giden Sovyet Askerleri

    General Halder ve aynı düşüncede mutabık olan bir grup, saldırının Moskova yönünde devam edilmesini ve Moskova önlerinde biriken Sovyet birliklerinin imha edilmesini öngörmüşlerdir. Fakat Hitler, Fransa’nın içine düştüğü bir yanlışın aynısı yaşamamak için ekonomik saldırı planından yanaydı. Çünkü Alman ordularının Moskova önlerine gelmesi ve şehri alması kolaydı; fakat kızıl ordunun Moskova gerisine çekilmesi demek, Almanların uçsuz bucaksız Sovyet topraklarında yavaş yavaş ölmesi demekti. Rusların istedikleri durum da bundan ibaretti. Asıl önemli olan saldırı düzeninde yapılan bir değişiklikle, Napolyon’un düştüğü hatanın telafi edilmesidir. Ancak orduların ikiye bölünerek kuzey ve güney yönünde bir kuşatma yapması Alman zaferini daha da perçinleyebilirdi. Ayrıca Hitler, komutanlarına şu durumu izah etmişti. Sovyetlerin bütün gücüyle başkentini savunmak için Moskova’ya akması demek, güney ve kuzey siperlerinin askerden arınması demekti. Böylece buralardaki harekatlar daha kısa zamanda ilerleyecekti. Hitler, mutlak zafer için saldırının tek koldan yapılması yerine merkez kuvvetlerinin oylamacı taktiği ile temsili bir kuşatma yapılmasını ve ardından Moskova’nın iki koldan kıskaca alınmasını ve bununla birlikte Sovyet unsurlarının geriye çekilmesinin önlenmesini öngörüyordu. Bilindiği üzere kıskaca alınan Kızıl Ordunun iki seçeneği olacaktı. Ya silah bırakıp teslim olacak, ya da savaşıp cephanesi tükendikten sonra imha edileceklerdi. Hitler Moskova kuşatmasında genel bir Cannae tipi operasyon planlamıştı.

    Savaş planı hazırlanmıştı. Hitler, bu düşüncesini 19 Temmuz günü bütün Wehrmacht birliklerine iletmişti. Emre göre önce de belirtildiği üzere Merkez Kuvvetleri grubundan iki panzer ayrılarak bu panzerlerden General Guderian komutasında bulunan birlik Kiev yönünde güneye, General Hoth komutasında bulunan birlikler ise, Moskova-Leningrad güzergahının kontrolü için kuzeye hareket edeceklerdi. Bu operasyonda Merkez Orduları temsili olarak saldırı unsuru mahiyetinde sadece piyade birlikleri ile saldıracaktı. Evet, plan çok dahiyaneydi; fakat kağıt üzerinde yazılıp çizilen mesafeler ve savaşın o özel şartları Almanları çok yanılttı. Çünkü bu operasyonun mantıklı sürmesi için Smolensk-Roslavl güzergahında bulunan Sovyet askerlerinin imhası şarttı. Ve bu imha ya da geri çekiliş çok uzun sürdüğü için operasyon ancak Temmuz ayı sonunda tamamlanabildi. Ayrıca bu cephe temizliğinin ardından yapılacak olan büyük kuşatma için de araçların tamiratı ve bakımı için bir ay daha ayrıldı. Hazırlık tüm hızıyla devam ederken bir yandan da General Halder ve Mareşal Brauchitsch Hitler’e saldırının Moskova’ya yapılması yönünde bir öneride bulundular. Fakat bu hareketleri tekrar olumsuz bir sonuçla cevaplandı. En sonunda Ağustos 21’de Panzer grupları güney ve kuzey kollarından ilerlemeye başladılar. Aslında bu saldırılar başlamadan önce güney ve kuzey kollarının karşılaştıkları Sovyet unsurlar Hitlerin endişesini doğrular nitelikteydi. Velev ki, Güney Ordular grubuna bir Sovyet taarruzu başlamıştı. Sovyetlerin Pripyat Bataklığı’ndan yaptıkları bu saldırı ve Almanların General Reichenau komutasında bulunan 6. Ordusunun Kiev önlerinde duraksaması bu durumu kanıtlar nitelikteydi.

    Temmuz ayları ortalarında Alman birlikleri Pripyat Bataklığının Güney yakasından Kiev’e yaklaşmışlardı. Ayrıca enteresan bir durum olarak Alman 17 ordusunun doğuya ve 1. Panzer grubunun güneye doğru ilerlemesi sonucu Uman bölgesinde bulunan 3 Sovyet ordusu adeta tuzağa düşmüştü. Alman piyadelerinin burada cebi daralmıştı ve fırsat bu fırsat tanklar Dinyeper Nehrini geçtiler. Ayrıca merkezde ayrılan 2. Panzer Ordusu, 2. Ordu’nun sağ kanadından Desna Nehri’nin geçtiler. Böylece tankların bu ani ilerleyişi ile birlikte dört Sovyet Ordusu adeta cenderede kalmışlardı..

    Leningrad Kuşatması

    Operasyonun başlaması mühimdi; fakat bu saldırının öncesinde Moskova’nın önemli bir besleyeni olan Leningrad alınmak zorundaydı. Bu nedenle Alman 4. Panzer Grubu’na son taarruz için takviye kuvvetler eklendi. Burada 18. Ordu ve Estonyalı Orman Kardeşler, Sovyet ordularını egale ederek Peipus Gölü’ne ilerledi ve en sonunda Alman 16. Ordu’su 8 Ağustos tarihinde Sovyet savunmasını dağıttı. Ayrıca takviye kuvvetler birlikte güçlenen 4. Panzer Ordusu Ağustos ayı sonuna kadar Leningrad güzergahında 48 km’lik bir mesafe katettiler. Bu arada Fin kuvvetleri de Ladoga Gölü’nün her iki yakasından ilerleyerek Kış Savaşı öncesi Sovyet-Fin resmi sınırlarına kadar ulaştılar.

    Artık Alman kuvvetleri büyük saldırılar ve keskin savaşlara girişmişlerdi. Verilen bütün bu kayıpların ardından artık barışçıl düşünceler yok olmuş ve Hitler tarafından Sovyet Ordularının imhası emri yayınlanmıştı. Bu emrin ardından uzun süredir teslim ol çağrılarında bulunulan Leningrad’a nihai taarruz emri verilmişti. Tarih 9 Eylül 1941’i gösteriyordu ve Leningrad işgali başladı. Ordular bu emirler birlikte on gün içinde 11 km mesafe alabilmişlerdi. Evet, ilerleme sağlanmıştı; fakat Alman askerlerinin kayıpları giderek ciddi boyutlara ulaşmıştı. Bu durumun akabinde Alman Lider Adolf Hitler, Leningrad’ın ele geçirilmesini iptal etti. Artık kentin açlığa ve ölüme mahkum edilmesi fikrini benimsemişti. Çünkü kentin işgaliyle ilgilenecek Kuzey Ordularının bir kısmının Merkez Kuvvetlere katılması Moskova kuşatması için şarttı. Leningrad artık düşünülemezdi. Savaşın sonlandırılması gerekiyordu.

    Artık bütün Alman komuta kademesi Moskova işgali için çalışıyordu. Fakat bilindiği üzere Alman kuvvetlerinin Kiev saldırısını tamamlaması operasyon için hayati önem taşımaktaydı. Güney Ordularına, Merkez Kuvvetleri tarafından yardım sağlanması şarttı. Bu sebeple Merkez Kuvvetleri Kiev yakınlarında bulunan Sovyet unsurlarını güneyde kuşattı ve Güney Alman Kuvvetleri ise bu Sovyet unsurlarını Kuzeyden kuşatınca, 16 Eylül 1941 tarihinde Sovyet Ordusu tamamen kuşatılmış oldu. Sovyet kuvvetleri kuşatıldıktan sonra asker kayıpları olmaması için Hava Kuvvetleri ve top, tank gücüyle imha edildi. On gün süren çatışmaların ardından Sovyetlerin 43 Tümeni savaş dışı kaldı. Alman kaynaklarında bu kuşatma sonunda ele geçirilen esirlerin 600.000 olduğu söylense de, gerçekteki veriler Sovyetlerin 452.720 asker ve rütbeli, 3.867 adet top ve hava mevcudunda olduğu yönündedir.

  • Moskova İşgal Edilmek Üzere

    Ekim ayının gelmesiyle zaten zar zor ilerleyen Alman zırhlıları yağmurla birlikte iyice balçığa bulanmıştı. Fakat bu dönemde Merkez Ordular Gurubu’na Moskova güzergahında ilerleme emri verildi. Ayrıca Almanların Kuzey, Güney ve Merkez planlarında köklü değişikliklere gidildi. Bu durumda Kuzey Grubu, bünyesindeki askerleri Merkez Grubuna aktardığı için Leningrad üstünde kurduğu kuşatma çemberini daraltmak zorunda kaldı. Güney Grubu ise, iki panzer ve bir de motorize tümen olmak üzere üç birliğini Merkez Gruba aktardı. Ayrıca Güney Grubuna, Kırım, Harkov ve Rostov yönünde tam saldırı görevi verildi. Çünkü bu durumda Moskova saldırısı için Merkez Kuvvetlerin çok güçlü olması gerekiyordu. Son eklemelerin ardından Merkez Kuvvetleri: 46 Piyade Tümeni, 15 Panzer Tümeni, 9 Mekanize Tümen, 6 İnzibat Tümeni ve bir süvari tümeni olmak üzere toplamda asker sayısı olarak 1,5 milyonluk bir insan kuvvetiydi.

    Alman Panzerleri

    Artık 2. Panzer Grubuna dahil olan 38. Panzer zırhlı birliği Kremlin’in kulelerini görebiliyordu. Çünkü 38. Panzer bölüğü, Moskova’ya sadece 16 km uzaklıkta bulunan Lobnya’nın güneyinde bulunan demiryolu hattında ilerlemekteydiler. Moskova’ya yaklaşıldıkça Sovyetler kendi topraklarında bulunmanın verdiği rahatlıkla artık Almanlara üstünlük sağlıyorlardı. Çünkü Moskova Muharebesi esnasında takvimler 1 Aralık 1941 yılını gösterdiğinde Kızıl Ordu güçleri gayet rahat bir şekilde Sibirya’dan gelen birliklere ordularını tazeliyorlardı. Almanların işi çok zordu hele ki Sovyetler gibi büyük ve uçsuz topraklarda bir muharebe çıkmazında olmaları daha korkunçtu. Moskova önlerine kadar kan kaybederek gelen Nazi birlikleri artık güçsüz düşmüştü. Fakat Sovyetlerin Almanlardan bariz bir üstünlüğü vardı ki, kış şartlarına daha alışkın ve iyi giyinmeleriydi. Alman güçlerinin bu kan kaybı Sovyet güçlerini güçsüz gördüklerindendi. Yoksa her iki taraf da karda buzda yürümüş, her iki taraf da aynı soğuk zeminde siper kazmışlardı. Ayrıca Moskova’nın ele geçirilmesine yakın, Kızıl Ordu saldırılarını daha çok Alman Merkez Kuvvetleri üstüne gerçekleştirdi.

    Barbarossa Harekatının en çetin savaşlarından biri Kiev kuşatması sırasında yaşandı. Fakat bu saldırı Kızıl Ordu birliklerini neredeyse sonlandırdı. En kötüsü de, geride eğitimli birliklerin yokluğuydu. Evet Moskova’nın savunmasında 800 bin kişiden oluşan toplam 83 Tümenden bahsediliyordu. Fakat Stalin de biliyordu ki bu birliklerin sadece 25’i etkin savaş gücü niteliklerini taşıyordu.

    Tayfun Harekatı, Moskova üzerine 1941 yılında başlatıldı. Son olarak Kuzey Ordular Grubu emrinde alınan General Erich Hoepner komutasındaki 4. Panzer Grubu, General Kluge’nin emrine verildi. Fakat Tayfun Harekatı’nın başlama butonuna basıldığında Alman Merkez Kuvvetleri karşısında Sovyetler tarafından iki taraflı savunma hattı oluşturulmuştu. Bunlardan öndeki savunma hattı Viazma civarında diğer hat ise Moskova önlerinde mevzilenmiş durumdaydı.

    Sovyetlerin bu savunma hatlarının yaklaşık 121 km güneyindeki Alman 2. Panzer Ordusu tarafından ilk taarruz başlatıldı. Sovyet ana unsurları bu taarruzu hiç beklemiyorlardı ve Alman 2. Ordu birliklerinin savunma hattının batısına saldırması üzerine Panzer Ordusu Bryansk yönünde ilerlemeyi sürdürdüler. Böylece Savunma görevini sürdüren Sovyet 3-13 Orduları kuşatmanın tam ortasında kaldılar. Kuzeyde Alman 3. ve 4. Panzer Orduları Viazma yönünde ilerleyince, Sovyetlerin 19-10-24 ve 32. Ordu birlikleri tuzağa düştüler. Böylece Sovyetlerin birinci savunma hattı Almanların eline geçmiş ve 673 bin Kızıl Ordu mensubu esir alınmıştı. Böylece Almanlar toplamda Sovyet kara unsurlarına dahil 3 milyon askeri esir etmişlerdi. Artık Sovyet Savunma hattı olarak sadece Moskova önünde bulunan 90 bin asker ve 150 tank kalmıştı.

    Birinci savunma hattının parçalanmasının ardından Alman 3. Panzer Grubu 13 Ekim 1941 tarihinde hedefe 140 km kadar yakınlaşmıştı. Artık Moskova için tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Bu sebeple Almanların yaklaşması ile birlikte kentte olağanüstü hal ilan edildi. Fakat Moskova üzerine başlatılan saldırının (Tayfun Harekatı) devamında hava şartları artık çok kötüleşmişti. Bölgenin ısısı düşmekte ve yağışlar askerlere zor anlar yaşatmaktaydı. Bu kötü hava koşulları nedeniyle Alman birlikler Moskova yönünde günde ancak 3,5-4 km ilerleme imkanı bulmaktaydı. Ayrıca Orduların ikmali imkansızlaştı ve Alman Yüksek Komutanlığı 31 Ekim tarihinde taarruzu durdurma emri verdi. İşte bu duraksama ile birlikte Sovyetler artık yeni kan nakli yapmak için zaman kazandılar.

    Fakat bu duraksama hiç işe yaramadı. Çünkü beklenenin aksine Tundra ikliminde durum hiç iyi gitmiyordu ve toprak donmaya başlamıştı. Bu sebeple Alman saldırısı 15 Kasım tarihinde yeniden başlatıldı. Fakat harekete devam eden birliklerin ikmali hali hazırda karşılanmamıştı. Alman taarruzu karşısında Sovyet savunmasını 5-16-30-43-49 ve 50. Ordular karşılamaktaydı. Fakat Alman saldırı planı doğrudan kente yapılacak bir saldırı mantığında değildi. İlk öncelikle Alman 3. ve 4. Panzer Grupları Moskova Kanalı yönünde ilerleyerek Moskova’yı kuzeydoğu yönünde kuşatma altına alacaklardı. Aynı şekilde 2. Panzer Grubu Tula yönünden saldırarak şehrin güney yakasını ele geçirecekti. Böylece Sovyet savunma hattı iki koldan sarılacak ve Merkez Ordular Grubuna dahil olan 4. Panzer Grubu Sovyet savunma hattından etkilenmeyecekti. Fakat Almanların Moskova önlerinde başlattığı ilerleme adeta kaplumbağa gibiydi. Çünkü birliklere akaryakıt ve mühimmat ikmali çok yetersizdi. Ayrıca Güneyde bulunan Alman 2. Panzer Grubu karşısında, Sovyet 49 ve 50. Orduları tarafından beklenmedik bir başarı sağlanmıştı ve bu birlikler durdurulmuştu. Fakat kuzey cephesi yönünde Alman 4. Panzer Grubu gayet başarılı bir şekilde 16. Sovyet Ordusunu geçerek Moskova Kanalı yönünde ilerlemeyi sürdürdü.

    Luftwaffe

    Alman kara unsurlarına bağlı 258. Piyade Tümeni 2 Aralık tarihinde Moskova’ya 24 km uzaklıkta durdu. Almanlar Moskova önlerine dayanmışlardı. Fakat Kremlin bir adım ötedeyken kışın ilk kar fırtınası başlamıştı. Almanların Doğu Orduları (Ostheer) kış şartlarına alışıklardı. Fakat soğuktan kastımız muazzam bir ısı kaybıdır. Çünkü Alman Orduları soğuk ve hastalıklardan dolayı Moskova önlerinde üç hafta içinde 155 bin askerini kaybetmişti. Hatta bazı Tümenler artık işlevlerini yitirmişlerdi. Ayrıca soğuk, silahların ve araçların işlevini kaybetmesine neden olmuş, ağır hava koşulları nedeniyle Alman Hava Kuvvetleri (Luftwafe) kara unsurlarına yardım edememişlerdi.

    Alman birlikleri artık en büyük düşmanları olan kış soğuğuna yenik düşmüşlerdi. Bu sebeple artık saldırının kıymetsizleştiği görülmüş ve ordunun bekası için kuşatma durdurularak birlikler Kaluga-Viazma yönüne çekilmişti. Fakat Hitler 4. Ordu için kesinlikle geri çekilmeme emri verdi. Bu karardan sonra 4. Ordunun kalması ile General Guderian birlikleri geri çekilmişti. Ayrıca Kızıl Ordu birlikleri General Guderian komutasındaki bu birliklere ağır zayiat verdirdikleri için geri çekilme kararı sevinçle karşılanmıştı. Fakat bu geri çekilmenin verdiği vehamet ağırdı. Çünkü 4. Ordu birliklerinin kuşatmayı sürdürmesi demek birliklerin sol kanadında bulunan General Hoepner komutasında bulunan birliklerin imha edilmesine yol açabilirdi.

    Almanların geri çekilmesi mantıklıydı. Çünkü son haftalarda kör topal ilerleyen Nazi taarruzu ile birlikleri Sovyet orduları ikmali rahatlıkla yapılmıştı. Böylece Moskova savunması 500 bin askere ulaşmıştı. Sovyet birlikleri 5 Aralık tarihinde başlattığı saldırı ile Alman birliklerini 320 km kadar geri atmışlardı. Evet savaşlar iniş ve çıkışlarla sürmüştü. Fakat bu sefer Almanlar son Sovyet saldırısı ile 250 bin askerini kaybetmiş ve 500 bin yaralı ile karşı karşıya kalmışlardı. Bu kayıplar aslında Moskova kuşatmasında Ekim ile başlayan taarruzlar sonucunda ortaya çıkmıştı. Fakat bu kayıplara ek olarak sadece Alman (Waffen-SS) kayıpları değil, Macar, Romen ve Fin kayıpları da oldukça fazlaydı.

  • Moskova Muharebesinin Önemi ve Sonuçları

    Moskova saldırısı için Merkez Kuvvetleri planı açıklandığında aynı şekilde Güney Kuvvetleri içinde bir hareket planı geliştirilmişti. Ayrıca Kızıl Ordu birliklerine Kiev yakınlarında büyük bir kıyım uygulanmıştı. Fakat Merkez Kuvvetleri Moskova yönünde saldırı başlatılınca Stavka, başkentin korunması için diğer bütün öncelikleri bir kenara bıraktı. Böylece Güney Cephesi çok açık kalacaktı. Alman Güney Kuvvetleri güzergahı, Eylül başlarında Novgord-Dnipropetrovsk-Kırım hattı olarak belinlenmişti. Hitler’in bu birlikleri komuta için görevlendirdiği General Gerd von Rundstedt, ilk olarak Voronej ve Rostov hattında ilerleyecek, bu bölümde birliklerin sol kanadı Don Nehri vasıtasıyla Stalingrad’a; sağ kanadı ise Rostov güzergahından Maykop’a saldıracaktı. Ancak Stavka bu durumun takibi hiç bırakmadı ve Güney Cephesi de yeni askerlerle takviye edildi. Alman Güney Kuvvetlerinin sol kanadı Stalingrad güzergahında ilerlerken Kursk’da durduruldu. 16. ordunun bu duraklamasıyla birlikte güneyinde bulunan 17. Ordu da ilerleyemedi. Sonuçta taarruzun en güneyinde yer alan General von Kleist komutasındaki Alman 1. Panzer Grubu Sovyetler tarafından durduruldu. Fakat 3. Panzer Grubu ilerlemesini sürdürerek 22 Kasım tarihinde Rostov’a girmeyi başardı. Fakat Sovyetler Rostov’un Almanlara teslimine kayıtsız kalamazlardı ve iki taraf arasında şiddetli çatışmalar baş gösterdi. Sonuç olarak Alman birlikleri Rostov’dan işgalden bir hafta sonra çıkarak şehrin 30 km uzağında bir savunma hattı oluşturdular. Bu geri çekiliş Sovyet Ordusu tarafı için büyük moral odlu. Fakat bu ileri saldırıların aksine Mareşal von Rundstedt komutasında bulunan 11. Ordu, Sivastopol ile Kerç Yarımadası’nın doğusu hariç, Kırım Yarımadası’nda büyük bir üstünlük kurmuşlardı.

    Berlin'de Sovyet Bayrağı Dalgalanıyor

    Hitler, Moskova saldırısının evvelinde ana birliklere Ukrayna’nın ele geçirilmesini emretmiştir. Böylece Güneyde bulunan Alman birliklerinin sol kanadı güven altına alınmış olacaktı. Fakat bu durum Sovyet başkentinin genel taarruzunu geciktirmiştir. Çünkü Merkez Ordudan ayrılan ve Güney hattına yardıma giden birlikler Moskova kuşatmasına geri döndüklerinde karşılarında daha da güçlenmiş bir Kızıl Ordu ile karşılaşmışlardı. Bununla birlikte Sonbahar yağmurları ve ardından yağan kar Alman ileri harekatını durdurdu ve birlikler geri çekildi. 

    Bu noktadan sonra tarih yeniden yazılmaya başlandı, Sovyetlerin dirilişi ile birlikte Barbarossa Harekatı'ndaki Sovyet direnişi Alman saldırılarından üstün geldi. Tarih tekerrür etmişti ve Moskova yine ele geçirilememişti.

    Almanların bu gerileyişi II. Dünya savaşının dönüm noktası oldu. Ara ara çatışmalar sürerken Sovyetler, Almanları iyice geri püskürttü, ta ki Berlin'e kadar. 8 Mayıs 1945'te artık Berlin'de Sovyetler Birliği bayrağı dalgalnıyordu.

     

İlginizi çekebilecek diğer olaylar

Biyografiler

  • Adam Smith CV
    BİYOGRAFİ
  • Kemal Sunal CV
    BİYOGRAFİ
  • Adile Naşit CV
    BİYOGRAFİ
  • Deniz Gezmiş CV
    BİYOGRAFİ
  • Heinrich Himmler CV
    BİYOGRAFİ
  • Alexander Graham Bell CV
    BİYOGRAFİ
  • Joseph Goebbels CV
    BİYOGRAFİ
  • Che Guevara CV
    BİYOGRAFİ
  • Mahatma Gandhi CV
    BİYOGRAFİ
  • Van Gogh CV
    BİYOGRAFİ
  • Yılmaz Güney CV
    BİYOGRAFİ
  • Alparslan Türkeş CV
    BİYOGRAFİ
  • Kanuni Sultan Süleyman CV
    BİYOGRAFİ
  • Sokrates CV
    BİYOGRAFİ
  • Niccolò Machiavelli CV
    BİYOGRAFİ

Tarihiolaylar.com internet sitesinde bulunan bütün içerikler Tarihi Olaylar editörleri tarafından hazırlanmaktadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Copyright 2019 - Tüm Hakları Saklıdır.