sinemismis
sev ve say
En Beğenilen Yazar Sırası
:
72
Toplam Başlık Sayısı
:
4
Toplam Puanı
:
7
Toplam Giri Sayısı
:
9
Bu Ayki Puanı
:
0
En Aktif Yazar Sırası
:
63
  • Şeriat mı laiklik mi

    @Vahitcan hangi şeriat yönetimi altındaki ülkenin mutluluğunu gördün? Refah seviyesi olan ülkeleri araştır derim.
    1 1
  • zaman yolcusu olsan ilk nereye giderdiniz

    Mevlanayla sohbet etmek isterdim.
    Da Vinciye poz vermek isterdim.
    Nostradamus'a kahve falı baktırırdım.
    0 1
  • Sanayi devrimi

    18. ve 19. yüzyılda Avrupa'da başlayan 10 yaşında çocukların bile üretime katıldığı, buharlı makinelerin üretimde kullanılmaya başlandığı süreçtir.
    Süreç dahlinde sermaye birikimi artmıştır.
    Önce Birleşik Krallıkta ortaya çıkmış oradan da Avrupa ülkelerine hatta Kuzey Amerika ve Japonya'ya yayılmıştır. Özellikle Kuzey Amerika'ya yayılması Kuzey'de sanayileşmeyi hızlandırmış, güney tarımla uğraşmak zorunda kalmıştır. Bu da Amerikan İç Savaşına sebep olmuştur. Çünkü güney tarımda çalıştırılmak üzere siyahi kölelere ihtiyaç duyarken Kuzey siyahi işçilere (köle değil) ihtiyaç duymuştur. Bu da Abraham Lincoln'ün hayatı uğruna Amerika'da köleliği kaldırmasına kadar gitmiştir.
    Neyse konudan ayrılmayalım,
    Fabrikalaşma ilk bu evrede yaşanmıştır. Sanayide kullanılan makineler evlere sığmayınca daha büyük bir yer tutalım işçiler de buraya gelsin demişler ve fabrikalaşma olgusunu başlatmışlardır. Tabi ki bu sürecin oluşumu 1763'te James Waat'in buharlı makineyi bulmasıyla gerçekleşmiştir.
    Sanayi Devrimi= Buharlı Makineler diyebiliriz.
    Tabi fabrikalaşma ile birlikte doğan iş gücü açığı 10 yaşında çocukların bile günde 20 saat çalışmasını sağlamış işçi hakları diye bir kavramın eksikliğinin hissedilmesini sağlamıştır.
    Bu devrede de Karl Marx gibi düşünürler devreye girmiştir. İşçiyi sömürerek zenginleşen fabrikatörlere karşı çıkan düşünürler oluşmuş bu düşünürler daha sonra Lenin, Che gibi devrimcileri etkileyerek (bkz:Bolşevik İhtilali) ve (bkz:Küba Devrimi) gibi olgulara sebebiyet vermiştir.
    Yani özetle sanayi devrimi bir kıvılcımdır, alevi hala sönmemiştir.
    0 3
  • dumlupınar denizaltısı

    "Ah bir ataş ver" türküsünün hikayesi de buradan gelmiştir.
    Askerleri o dönemde oradan kurtarmak çok zordu. 22 kişi sığınarak hayatta kalmıştı ama denizin dibini boylamışlardı. Merkez ile irtibata geçmeleri lazımdı. Denizaltının üzerine fırlatılan bir şamandıraya bağlı telefon hattı aracılığıyla iletişime geçtiler.
    Karşıdan gelen sesi duyunca umutları yeşermişti. Merkeze duruma anlattılar ve "kurtarın bizi dediler". Onlara sembolik olarak "konuşmayın, türkü söylemeyin sigara sakın içmeyin" diye bir cevap geldi. Çünkü Denizaltının içerisindeki hava erişebilecekleri tek havaydı. Bu havayı maksimum yeterlilikle kullanmaları gerekiyordu. Aslında bu uyarı elbette gereksiz bir uyarıydı telsizin diğer ucundaki kişi de kurtarılamayacaklarını biliyordu, o dönemde denizin dibini boylamış bir denizaltını kurtarma gibi bir teknololiye sahip değildik O 22 kişiyi ilk çarpışmada ölen kişilerden daha hazin bir son bekliyordu. ama yine de en uzun süre dayanabilmeleri için bu uyarıyı yapıyordu. Yine de askerlerimiz son bir umut bekliyorlardı. Devletimiz bir yolunu bulur da kurtarır diye. Tüm ülke seferber oldu ama mümkünatı yoktu o torpidodaki o 22 kişinin çıkarılmasının. Zaman ilerliyor askerler ölümlerini bekliyordu. Ölüm zordu ama o kahraman askerlere öleceklerini anlatmak daha da zordu. En sonunda bu görev telsizin başındaki görevli askere verildi. o da o kahreden cümleyi söyledi "artık konuşabilirsiniz, hatta türkü söyleyebilirsiniz, dilerseniz sigara da içebilirsiniz" .
    22 asker ölüme terkedilmişti. O anons askerleri ölüme terkeden anonstu. Şimdi 22 asker kurtarılmayı değil havasızlıktan boğulacakları anı bekleyeceklerdi... O anda herşeyin bittiğini anlayan yiğitler "Herşey buraya kadarmış kumandan birer cigara yakalım mı" dediler ve son sigaralarını tüttürdüler.
    İşte bu yüreğimizi burkan türkü de buradan geldi. Bu türküyü her dinlediğimde o anlar gözümde belirir... 22 fidanın solduğu o gün, bazılarımıza göre tarihimizin en karanlık günüydü...

    Not: Askerleri kurtarmak adına Kurtaran gemisinin gelmesi. Olaydan 12 saat sonra ancak gelebilmesi ve 25 saat sonra ancak sabitlenebilmesi, sabitlenirken iletişim kablosunu koparması. Bu nedenle kabloyu takip edemeyen dalgıçların canı pahasına 80 m'ye kadar dalıp şuurunu kaybetmesi olayları pek bahsedilen olaylar değildir. Özellikle kurtaran'ın kabloyu kesmesinden pek bahsetmezler ki olayın suçunun donanmaya atılmasını istemezler. Bu olay tam bir trajedidir ama kurtarma çalışmaları daha da büyük bir trajedidir. Bu arada çarpışma sırasında 8 kişinin güvertede olması ve bunlardan 5'inin kurtulması büyük bir şanstır. (2'si pervaneye takılarak ölmüş, 1'i boğulmuştur) Anlatsam sabaha kadar konuşurum, konunun özünden çıkmamak için özet geçtim.
    0 4
  • Shell Shock Hali

    Dünya Savaşları sırasındaki askerlerin olaylara karşı verdiği tepkiyi tanımlamak için kullanılan ifadedir. I. Dünya Savaşı sırasında kullanılan topların patlama seslerinin o dönemdeki diğer savaşlarından çok daha yüksek olmasından dolayı yarı askerlerin aklını yitirmeye yakın olan bir ruh halidir. Bunun yanındaki tüm tramvatiksavaş psikolojisine verilen isimdir.
    Konu ilginizi çektiyse eğer 4 partlık şu videolar tavsiye edilir



    0 4
  • halifelik

    oldukça tepki çekeceğini biliyorum ama özgür bir platform olduğundan dolayı bu konuda saygısızlık yapmadan oldukça ağır eleştiri yapmak istiyorum. size halifeliğin islam dininde yeri olmaması gerektiğini sadece bir çelişkiyle açıklamak istiyorum. islam dini sahibi osmanlı devletinin ünlü padişahı fatih sultan mehmedin kardeş katlini yasalaştırması, islam dinine ne kadar uyuyor? Sonra da Mısır'ın işgaliyle halifeliğin Yavuz Sultan Selimle Osmanlı'ya geçmesi nasıl oluyor? Yani Mısır'ı islamı kötüye kullanan bir devlet işgal etseydi onlara mı geçecekti. Kılıçla mi alınıyor halifelik, bilgelik nerede?
    Halifelik neden bölgesel olarak geçiyor? Fethedilen yerler halifelere neden vergi ödüyorlar? Halife nasıl oluyor da cihat ilan edebiliyor? Halifeliğin papalıktan ne farkı var?
    Halifelik tamamen fetih hareketini kolaylaştırmak için kurulmuş bir makyevelist yapıdır bana göre. Bazılarını yorumlarımla incittiysem özür dilerim ama ben böyle düşünüyorum. Din bölgesel veya devletsel olamaz. Din Allah ile kul arasındaki iletişim yoludur.
    0 1
  • 10 Kasım'da bile Atatürk'e hakaret edenler

    Özellikle sosyal medyada gördüklerim ve okuduğum yorumlar beni hayretler içerisinde bıraktı. Nasıl bir millet olduk biz, insanların görüşlerine ne kadar saygısız olduk?
    Bizim milletimiz Ramazan'da oruç tutmasa da bile iftardan önce yemek yemez, öğle yemeklerini gizli gizli yerdi. Aç birisi görür de canı çeker diye restorantlarda içeride otururdu. Müslüman olmayan bile ibadet edene saygı duyardı, bayramını kutlardı. Şimdi görüyorum ki Atatürk'ü aşağılayanlar birçok insanın yasta olduğu bugünde bile propagandalarına devam ediyor. Hala Atatürk'e özlem duyan insanları aşağılayıcı Atatürk'e hakaret edici yorumlar yaparak inananları en hassas gününde provoke ediyor. Gerçekten ne kadar saygısız bir millet olduk biz? Herşeyi bırakın burada Atatürk'e sayanların düşüncelerini çürütecek binlerce şey yazabilirim ama onu da bırakın bugün bile saygı göstermeyi düşünemediniz mi? Bugün bile mi kutuplaşmamız gerekirdi? Ne hale geldik bir geri adım atıp da bir bakın, bir düşünün....
    0 5
  • Nazi Toplama Kamplarındaki Unutulmaz Hayat Hikayeleri

    Polonyadaki ölümcül Auschwitz toplama kampındaki yedi cücelerin bir hayat hikayesi vardır ki beni çok etkilemiştir. Polonya'da Güliver'in maceralarındaki Liliput ülkesinden esinlenerek bir tiyatro grubu kuran ve ismini Liliput kuran cüceler tiyatrolarda sahne alarak geçimini sağlıyordu ta ki Auschwitz'e SS subayları gelene kadar. ss'ler Rozika, Avram, Micki, Franziska, Frieda, Perla ve Elizabeth isimlerindeki 7 cüceyi toplama kamplarındaki esirlere korkunç ve zulüm dolu deneyleri tanınan dr. mengelenin yanına götürür. dr. mengelenin cüceliğin yahudilikte genetik olduğunu ispatlaması için fırsat ayağına gelmiştir. Fakat korkunç işkencelere ve deneylere maruz kalan bu yedi cücenin hayatta kalmasını sağlayan dr.mengele olmuştur. çünkü onlar birçok insanın ölümüne şahit olsa da farklı odalarda tutulduğu için diğer yahudilerin ölmesini sağlayan gaz odalarıdan ve krematoryumlardan uzak kalmayı başarmıştır. Sovyetlerin müdahalesiyle hayatta kalmayı başarıp israil'e göç ettiler. Cücelerden Perla Dr. Mengele hakkında da şu cümleyi söylemiştir. "Ben o iblis sayesinde hayatta kaldım" (tobkz: Auschwitz'deki Yedi Cüceler )
    0 1
  • Demirtaş-Lavrov Görüşmesi

    Arkadaşlar nedense burnuma kötü kokular geldi o yüzden sizlerle bu görüşme ile ilgili tezimi paylaşmak istedim. Bugün yapılan demirtaş-lavrov görüşmesi rusya ile ilişkilerin bu raddede iken ne kadar iyi niyetli olduğunu sorgularım. Yıllar 24 Aralık 1979'u gösterdiğinde Afgan-sovyet savaşı başlamıştı ya hani sovyetler marksist hükümetin daveti üzerine afganistana girmişti ya hani o zamandan beri afganistan bu halde işte. beğenmediğimiz bugün teröristlerin yuvası olduğu afganistanda insan eğitimi üzerinde neler yapılıyordu bir bilseniz. üniversitelerde afgan kadınları ile erkeklerin yarışı söz konusuydu. Amerikanın Irak'a demokrasi getirmesi varya işte öyle bir şey bu olay. Daha düne kadar sempati duyduğumuz Rusya devlet başkanı Vladimir Putin'den uçak düşürülmesi olayından sonra herkes nefret eder oldu. adam haklı veya değil onu tartışıyorum şuanda sadece ilişikiler bu seviyede iken bu zaman kadar ülkemizin doğusundaki dökülen kanlar Rusya'nın zerre umrunda değilken ne oldu bu kriz sürecinde demritaşla bu brunch keyfi mantığım oturmadı kusura bakmayın. Türk-kürt çalışması bu zamana kadar değersiz görülürken demirtaş kimdir Suriye konusunu da masaya yatırdık ifadeleri yer alıyor görüşme detaylarında. Biraz akıl biraz ihsan rica ediyorum hakkaten. Dünya devletlerinin çıkar oyunları şimdide ülkemize mi geldi. 25 senedir neredeydiniz. Orta doğunun kirli tuzaklarının sınırlarını genişletme politikasıdır bu başka bir şey değil. Hala daha ülkemizdeki belirli zihni sihirler varki dünya yansa ülkemize zeval gelmez diyorlar ya türkiye piyondan başka bir halt değildir bu kadar net. Hatta ve hatta bana kalırsa bu kadar çok ayrılıkçı görüşün olduğu ülkenin belinin bükülmesi o kadar çok kolaydır ki saniyesinde iç savaş olur ertesi günde ülke paylaşılır a dostlar hiç merak etmeyin. ama biz ne deriz biz türkiye'yiz, biz koskocaman türkiye'yiz, biz dünyanın en büyük ordusuna sahip 10. ülkeyiz. Adama inş canım ya diyerek bakarlar haberiniz yok. kirli oyunların patronajları var ya bu ülkeden korkuyorlar mı. Bırakın bu istanbul'un fethi kafasını. Gün gelir adama bir türk sözüyle karşılık verirler; ülkeni verirsen ekime vermezsen kasıma...
    0 4
  • 1979 İran İslam Devrimi

    Orta doğunun en etkili isimlerinden birisi olan iran’ın nereden nereye dedirtecek tüm dünyaya damgasına vuran 1979 İslam Devrimi’ne girişine; medeniyetin başladığı coğrafya olan mezopotamya bölgesindeki iran’nın tarihinden başlayarak anlatmaya başlayacağım.

    Bölüm 1: zerdüştlük'ten islam'a:

    Bundan 2500 yıl öncesinde bölgedeki önemli güç olan Persler, Akamanış Hanedanı'nı kurucusu Büyük Kirüs zamanında oldukça parlak yıllar yaşıyorlardı. Buna bir de Büyük Kirus’un MÖ 539 yılında, Babillileri yenmesi eklenince persler giderek devleşiyordu. Bu da yetmiyor Büyük kirus'un Babil halkı için "adalet, merhamet ve yüce gönüllülük ile muamele etmeye kararlı" olarak sunduğu anıt yazısı tarihe damgasını vuruyordu. Sebebi ise bu anıt yazının günümüzün en eski ‘insan hakları sözleşmesi’ olarak kabul görmesiydi.

    Günümüzdeki İran halkı Büyük Kirus’un varisleri olarak sadece medeniyet çatışması yaşayan ve petrol zengini bir ülke olarak görülmekten de oldukça rahatsız. Çünkü bu denli büyük bir imparatorluğun soyu olmak bunu gerektirirdi. İnsanlığa, bilime ve edebiyata katkılarının dünya tarafından hatırlanmaması ve onların kültür çatışması yaşayan bir devlet olarak görülmesi kimi olsa rahatsız ederdi zaten.

    Her ne ise bu dünyanın sultan süleymana’a da kalmadığı gibi Büyük Kirus’a da kalmadığı görüldü. Ve bölge işgallere doyamadı. Buradaki işgallerin kronolojik geçişlere (tobkz: iran ) veya http://www.tarihiolaylar.com/ulkeler/iran-136 buradan bakabilirsiniz.

    Bunlar işin devlet boyutlarıydı. Asıl önemli konu ise tarihten beri süre gelen insanın maneviyatı idi. Bu maneviyat duygusu özünde din duygusu da... Persler zamanında bölgede Zerdüştlük hakim olmuştu, hatta persler Zerdüştlüğü resmi din olarak kabul etmişti. Fakat Zerdüştlükten sonra da Emevilerle beraber M.S. 630'larda Müslüman Arap akınlarının olduğu bölge islam dini ile bütünleşmeye başladı...
    0 6
  • 1979 İran İslam Devrimi

    Bölüm 2: pardon orası ortadoğu mu? varsa bir petrolünüz alırım

    Zerdüşlük’ten İslamiyet’e İran geçen 20. Yüzyıla kadar birçok devletin egemenliğinde olmuştur. Fakat 20. Yüzyılın tüm dünyayı etkileyip İran’ı etkilememesi olmazdı tabi. 17. Yüzyıldan 20. Yüzyıla kadar olan sürede batı’nın reform, rönesans ve sanayi devrimi ile gelişip değişen dünyası anca gelmişti kaçar hanedanına. Tabi bu arada 20. Yüzyılın başlarındaki osmanlı imparatorluğunun sona yaklaştığını es geçmemek gerek. Özellikle sanayi devrimiyle beraber emperyalizm sistemi baş göstermiş, ülkelerin doğal rezervleri oldukça önemli bir konu haline gelmişti. Bununla beraber de tarih sahnesinde ‘great game’ya da ‘büyük oyun’ olarak anılan strateji oynanmaya başlandı.
    Neydi bu Great Game, başta İngiltere (Büyük Britanya) ve Çarlık Rusya olmakla beraber, Almanya ve Fransa arasında Osmanlı İmparatorluğu toprakları, Orta Asya ve Uzak Doğu ülkelerinin topraklarını elde etme çabasıydı. Bunu da sanayi devrimine bağlayacak olursak değerli topraklara sahip olan ortadoğu emperyalist güçlerin en sevdiği pastası oluverdi. Bu pastanın bütün dilimlerinde pay sahibi olmak isteyen devletlerce ortadoğu’nun bitmek bilmeyen çilesi başlamış oluyordu.
    Peki bu durum iran’ını yani dönemin kaçar hanedanı’nı nasıl mı etkiledi? 20. Yüzyılın başlarında zaten bir otorite boşluğu ve yönetimsel sıkıntıları olan kaçar hanedanında kırsal bölgelerde hala feodal bir yapı hüküm sürerken kentlerde ise küçük ama tehlikeli burjuvazi hava vardı. Bu grubun içinde mollalar, ulemalar ve çarşı esnafı olarak adlandırılan gruplar kendi içlerinde bir anda örgütlenip tehlike yaratabiliyorlardı.
    Ortadoğu’da kıymetli topraklara sahip olan fakat yönetim yapısı aşure gibi olan kaçar hanedanı’nda yanı iran’da büyük oyun’un oyuncuları teker teker devreye girmeye başladı. Ülkede petrol rezervlerinin olduğu 1900’lerin başında öğrenilince ne oldu dersiniz ülke isyandan geçilmez oldu. Koskoca pers krallığının torunları bu duruma dayanamıyor ülkenin yönetiminde bu kadar sıkıntının yaşanmasına akıl almıyordu.
    Size en basit bulmacayı söylüyorum bir bölgede petrol varsa halayın başını kim çeker dersiniz? tabiki de Büyük Sömürü Krallığı (İngiltere)...
    Çünkü neydi emperyalizm sömürmekti...batı onu çok iyi bilirdi...
    0 4
  1. Yeni Konu Ekleme

    Bu alana yazacağınız yazı sizin konu başlığınız olacaktır. Eğer konunuz var ise listelenecek, eğer konunuz yok ise yeni konu ekleme sayfasına yönlendirileceksiniz. Konu başlığınızı yazdıktan sonra ileri butonuna yada enter butonuna basınız.

  2. Arama Butonu

    Arama butonuna basarak sayfaya yönlendirileceksiniz.