dunyasavaslarigazisi
II. Dünya savaşında oradaydım, anlatıyorum
En Beğenilen Yazar Sırası
:
2
Toplam Başlık Sayısı
:
8
Toplam Puanı
:
777
Toplam Giri Sayısı
:
72
Bu Ayki Puanı
:
-9
En Aktif Yazar Sırası
:
2

dunyasavaslarigazisi Sözlük Seceresi

  • dumlupınar denizaltısı

    "Ah bir ataş ver" türküsünün hikayesi de buradan gelmiştir.
    Askerleri o dönemde oradan kurtarmak çok zordu. 22 kişi sığınarak hayatta kalmıştı ama denizin dibini boylamışlardı. Merkez ile irtibata geçmeleri lazımdı. Denizaltının üzerine fırlatılan bir şamandıraya bağlı telefon hattı aracılığıyla iletişime geçtiler.
    Karşıdan gelen sesi duyunca umutları yeşermişti. Merkeze duruma anlattılar ve "kurtarın bizi dediler". Onlara sembolik olarak "konuşmayın, türkü söylemeyin sigara sakın içmeyin" diye bir cevap geldi. Çünkü Denizaltının içerisindeki hava erişebilecekleri tek havaydı. Bu havayı maksimum yeterlilikle kullanmaları gerekiyordu. Aslında bu uyarı elbette gereksiz bir uyarıydı telsizin diğer ucundaki kişi de kurtarılamayacaklarını biliyordu, o dönemde denizin dibini boylamış bir denizaltını kurtarma gibi bir teknololiye sahip değildik O 22 kişiyi ilk çarpışmada ölen kişilerden daha hazin bir son bekliyordu. ama yine de en uzun süre dayanabilmeleri için bu uyarıyı yapıyordu. Yine de askerlerimiz son bir umut bekliyorlardı. Devletimiz bir yolunu bulur da kurtarır diye. Tüm ülke seferber oldu ama mümkünatı yoktu o torpidodaki o 22 kişinin çıkarılmasının. Zaman ilerliyor askerler ölümlerini bekliyordu. Ölüm zordu ama o kahraman askerlere öleceklerini anlatmak daha da zordu. En sonunda bu görev telsizin başındaki görevli askere verildi. o da o kahreden cümleyi söyledi "artık konuşabilirsiniz, hatta türkü söyleyebilirsiniz, dilerseniz sigara da içebilirsiniz" .
    22 asker ölüme terkedilmişti. O anons askerleri ölüme terkeden anonstu. Şimdi 22 asker kurtarılmayı değil havasızlıktan boğulacakları anı bekleyeceklerdi... O anda herşeyin bittiğini anlayan yiğitler "Herşey buraya kadarmış kumandan birer cigara yakalım mı" dediler ve son sigaralarını tüttürdüler.
    İşte bu yüreğimizi burkan türkü de buradan geldi. Bu türküyü her dinlediğimde o anlar gözümde belirir... 22 fidanın solduğu o gün, bazılarımıza göre tarihimizin en karanlık günüydü...

    Not: Askerleri kurtarmak adına Kurtaran gemisinin gelmesi. Olaydan 12 saat sonra ancak gelebilmesi ve 25 saat sonra ancak sabitlenebilmesi, sabitlenirken iletişim kablosunu koparması. Bu nedenle kabloyu takip edemeyen dalgıçların canı pahasına 80 m'ye kadar dalıp şuurunu kaybetmesi olayları pek bahsedilen olaylar değildir. Özellikle kurtaran'ın kabloyu kesmesinden pek bahsetmezler ki olayın suçunun donanmaya atılmasını istemezler. Bu olay tam bir trajedidir ama kurtarma çalışmaları daha da büyük bir trajedidir. Bu arada çarpışma sırasında 8 kişinin güvertede olması ve bunlardan 5'inin kurtulması büyük bir şanstır. (2'si pervaneye takılarak ölmüş, 1'i boğulmuştur) Anlatsam sabaha kadar konuşurum, konunun özünden çıkmamak için özet geçtim.
    0 4
  • imkanınız olsa hangi tarihi karakterle tanışmak isterdiniz?

    @machiavelli o günler de gelecek inşallah. Sözlükte çok güzel bilgiler veren arkadaşlar var mutlaka hepsini ileride tek tek tanımak isterim. Tüm öne çıkan dünya liderlerinin hala makyevelizmi kullanmalarının sebebi halkın makyevelizmi bilmemesi ise ve bunu önce Mussolini sonra Hitler sonra ortadoğu liderleri şimdi de bazı dünya liderleri hala kullanabiliyorsa bunun tek sebebi halkın makyevelizmi bilmemesidir. Sizin de burada verdiğiniz bilgiler gençlerimize ve vatandaşlarımıza ışık saçıyor. Hepinizi ileride tanımak isterim.
    Bu arada konuya yorum yapmak gerekirse ben Karl Marx'ı tanımak isterdim. Düşüncelerine tam olarak katılmasam da Tüm dünyayı etkilemiş bir kişidir kendisi ve bunu yaparkenki en önemli silahı belli ki ideolojisine bağlılığı. O ideolojisine bağlılığını, sürgünlerdeyken bile yılmadan inandığı şey uğruna savaş vermesini ve o inancına bağlılığını gözlerinde görmek isterdim.
    0 1
  • tarihi olaylar sözlük

    Teşekkür ederim. O sizin güzelliğiniz.
    0 0
  • Sanayi devrimi

    18. ve 19. yüzyılda Avrupa'da başlayan 10 yaşında çocukların bile üretime katıldığı, buharlı makinelerin üretimde kullanılmaya başlandığı süreçtir.
    Süreç dahlinde sermaye birikimi artmıştır.
    Önce Birleşik Krallıkta ortaya çıkmış oradan da Avrupa ülkelerine hatta Kuzey Amerika ve Japonya'ya yayılmıştır. Özellikle Kuzey Amerika'ya yayılması Kuzey'de sanayileşmeyi hızlandırmış, güney tarımla uğraşmak zorunda kalmıştır. Bu da Amerikan İç Savaşına sebep olmuştur. Çünkü güney tarımda çalıştırılmak üzere siyahi kölelere ihtiyaç duyarken Kuzey siyahi işçilere (köle değil) ihtiyaç duymuştur. Bu da Abraham Lincoln'ün hayatı uğruna Amerika'da köleliği kaldırmasına kadar gitmiştir.
    Neyse konudan ayrılmayalım,
    Fabrikalaşma ilk bu evrede yaşanmıştır. Sanayide kullanılan makineler evlere sığmayınca daha büyük bir yer tutalım işçiler de buraya gelsin demişler ve fabrikalaşma olgusunu başlatmışlardır. Tabi ki bu sürecin oluşumu 1763'te James Waat'in buharlı makineyi bulmasıyla gerçekleşmiştir.
    Sanayi Devrimi= Buharlı Makineler diyebiliriz.
    Tabi fabrikalaşma ile birlikte doğan iş gücü açığı 10 yaşında çocukların bile günde 20 saat çalışmasını sağlamış işçi hakları diye bir kavramın eksikliğinin hissedilmesini sağlamıştır.
    Bu devrede de Karl Marx gibi düşünürler devreye girmiştir. İşçiyi sömürerek zenginleşen fabrikatörlere karşı çıkan düşünürler oluşmuş bu düşünürler daha sonra Lenin, Che gibi devrimcileri etkileyerek (bkz:Bolşevik İhtilali) ve (bkz:Küba Devrimi) gibi olgulara sebebiyet vermiştir.
    Yani özetle sanayi devrimi bir kıvılcımdır, alevi hala sönmemiştir.
    0 3
  1. Yeni Konu Ekleme

    Bu alana yazacağınız yazı sizin konu başlığınız olacaktır. Eğer konunuz var ise listelenecek, eğer konunuz yok ise yeni konu ekleme sayfasına yönlendirileceksiniz. Konu başlığınızı yazdıktan sonra ileri butonuna yada enter butonuna basınız.

  2. Arama Butonu

    Arama butonuna basarak sayfaya yönlendirileceksiniz.