• Tarihin her safhasinda birileri haddinden fazla övülmus birileride ayni oranda gömulmustur. Sanirim bu tarihcilerin adaletsizliginden kaynaklanmaktadir.Bu yazi dizesinde tarihte hak etmedigi sekilde muamele goren tarihi karakterleri anlatacagim, 



    Emir Timur Sahipkıran

    Vukuat 1: Basta Sivas olmak uzere bir cok yerde katliam.



    Oncelikle lakabindan bahsedelim 'sahipkiran', dunyanin en cool lakabini almak tabiki kolay bir sey degildir zira Emir Timur kucuk bir obanin yalnizca din ve diyanete gonul vermis haninin ogluyken, 27 hukumdarin devletine son verip hepsinin devletinde hukmedecek kadar genis topraklara ulaşti. Tabi bu kadar genis topraklarin birde dezavantaji vardi, Cokca isyanci ve iftira, yetmedi bu iftiralar edebiyatcilarin ellerinde oyle bir yogruldu ki, 5 vakit namaz kilan yanindan ilim ve din adamlarini ayirmayan Emir Timur  artik kadinlari soyup şaraplar esliginde sabahlara kadar komutanlariyla alem yapan acimasiz bir katile donustu. Kendi derdini anlatmak icin yaptiklarini bir bir yazdi ancak tabiki hic birimiz yazdiklarini okumaya gerek duymadik cunku o bizim Bayezid' imizi öldurdu. Bizde intikamimizi almak icin ona yeni bir lakap uydurdurduk Timurlenk(aksak Timur).



    Timurla ilgili en buyuk suclama suphesiz Sivas Katliamidir. Peki Emir Timur gercekten Sivas halkini kilictan gecirmis midir?

    Eger Sivasin tarihine bakarsaniz Sivas halkinin mitozla bolundugunu dusunebilirsiniz zira Sivas savunucusu tarihcilere gore sivaslilar 13. yuzyilda mogollarin katliamina maruz kalmis ve 20bin kisi katledilmis 14. yuzyilda Timur gelmis ve oda 20 bin kisiyi katletmis ardindan 16. yuzyilda yavuz gelmis ve oda 40 bin kisiyi katletmistir. Yalnizca rakamlar bile bu anlatilanlarin ne kadar gercek disi oldugunu kanitlar niteliktedir zira Ahmet Simsirgil'e gore yavuz doneminde sivasta 15 bin civari insan vardir ama ha 20 bin ha 5 bin ne fark eder diyecek olursaniz Timur'un katliam yapmadigini ikinci bir sekilde kanitlayabiliriz. Timur Ankara savasinda Yildirim'i yendi mi? Yendi. Peki bu adam artik Osmanli'nin baskentine kadar ilerleyip insanlari kilictan gecirebilir miydi ? evet bunu yapabilirdi artik karsisina cikabilecek bir ordu yoktu. Peki boyle bisey neden yapmadi?

    Neden yalnizca Sivas, sanki Sivas'a karsi ozel bir garezi varmis gibi her yeri birakti yalnizca sivasi yakti cikti. Tabiki boyle bisey de yaşanmadi tipki Yavuz zamaninda yasanacagi gibi o donemde isyanci bir gurup Sivas'a siginmisti. Timur da onlari yakalayip idam etti. Ve tabi ki bu olay saz çalmaya ve destanlara oldukca düskun olan Sivasli ozanlarin elinde yogrularak buyuk bir katliama donusturuldu.



    Vukuat 2: Yildirim Beyazid'i kafese koyup gezdirmek.



    Tarihcilerin anlattigi bu olay aslinda dilin azizliginden baska bir sey degildir. Zira o donemin konusma sekliyle bu donemin ki oldukca farklidir. Timur donemi tarihcilerinin yazdigi Beyazid'i kafese koyma hadisesi de şu sekildedir.



    Timur Beyazid'in ordusunu yendikten ve Beyazid'i esir aldiktan sonra Beyazid'i bir ata bindirir ve ordunun en önunde onunla beraber ilerler. Ancak Tatar topraklarina gelindiginde (tatarlar biraz sinirlidir) Beyazid Tatarlarin kendisini kucumseyerek bakmasindan rahatsiz olacagini dusundugu icin kendisi kafese girmek ister yalniz buradaki kafes bildigimiz kafes degildir o devirde kafesin bir diger anlami at arabasinin arkasindaki tahtirevan dir. Bunun perdesi cekilebildiginden disardaki insanlar Beyazid'i goremeyecek ve Beyazid da daha az rahatsiz olacaktir. Yani burda Timur'un yaptigi kucuk dusurme degil tam aksine Beyazid'in itibarini korumadir. Zaten Beyazid'a ne kadar saygi duydugunu kendi yazdigi Tuzikat'i Timur kitabinda belirtir.



    Vukuat 3: Beyazid'in karisini soyup komutanlarina şarap ikrami yaptirmak.

    Bu hikayeye hicbir tarih kitabinda rastlanmasa da edebiyatcilar boyle bir iddia ortaya atmistir. Tarihciler ise Timur'un Yildirimin esini Yildirimin hizmetine verdigini soyler ancak şu net bir sekilde bilinir.Ankara savasindan sonra Timur kendi kiziyla Beyazid'in oglunu evlendirerek Osmanli ailesiyle akraba olmak istemistir ancak ayni donem Osmanlida ic karisikliklar oldugu icin şehzade Timur'un yanina gelememis bu hayal de yalan olmustur.



    Timur'u anlamak icin ogullari icin yazdigi Tuzikat'i Timur'u(120 syf) okumanizi tavsiye ederim. Kitabin her aninda peygamber torunlarina ve din adamlarina olan saygisindan bahseder. Kayzer'in (Bayezid) surekli batiya ilerleme çabasini taktir eder. Ve surekli istişarenin oneminden bahseder. Ayrica kitabin sonunda devlet yonetmek icin tavsiyelerde bulunmuştur.
  • timur'a timurlenk veya aksak demekte ne var ki?
  • ‘Bağdat'ı almaya çalışmak, Bağdat'ın kendinden daha mı güzeldi ne?’’
    Sultan IV. Murad

    Vukuatı: Herkese sigara ve içkiyi yasaklatıp kendi içmesi ve yirmi bin kişiyi bu sebepten idam etmesi

    IV. Murad neden sigara ve içki yasağına gerek duydu?
    IV. Murad tahta geçtiğinde Osmanlı o zamana kadar yaşadığı en kötü durumdaydı. IV. Murad ise bu görevi daha 10 yaşında almıştı devlet genel olarak annesi Kösem Sultan ve Vezirinin kontrolü altındaydı. IV. Murad 12 yaşına geldiğinde işlerin yanlış yürütüldüğünü fark etti ve önce annesini sürgün etti(başka bir saraya) ardından vezirini idam etti ve kontrolü eline aldı. Ancak işi kolay değildi her yerde yeniçeri isyanları vardı ve bu isyanlar bir padişahı öldürecek kadar ileri gitmişti, buda yetmezmiş gibi doğuda İran avına saldırmayı bekleyen leş kargası gibi olan biteni izliyor ve ortalığı iyice kızıştırıyordu. Artık yeniçerileri zapt etmek gerekliydi, önce yeniçerilerin merkez buluşma noktası olan meyhanelerden başlamalıydı çünkü yeniçeriler düzenli olarak bu meyhanelerde toplanır ve kafayıda bulmanın etkisiyle delice ve korkusuz kararlar alır isyan ederlerdi. IV. Murad da bu gidişatı durdurmak için içkiyi yasakladı. Gene bu dönemlerde büyük İstanbul yangını yaşanmıştı ve yüzlerce insan hayatını kaybetmişti. IV. Murad yangının sebebinin araştırılmasını emretti ve yangının bir yeniçerinin attığı sigara izmariti yüzünden olduğu ortaya çıktı bunun üzerine sigara içme yasağıda getirildi. Ancak bu iki yasakta halkın tamamını etkilemiyordu. İnsanlar gene gizliden sigarasını ve içkisini içebiliyordu ve buna göz yumulabiliyordu asıl amaç yeniçerilerdi, avlanması gereken onlardı. Ve bu yaptırımlar yeniçerilere öyle şiddetli şekilde uygulandı ki kısa sürelerde yeniçeriler ondan korkmaya başladı. Yani asıl amaç içki ve sigarayı yasaklamak değil yeniçerilerin hakkından gelmekti ve hedefine ulaştı. IV. Murad aynı zamanda en güçlü Osmanlı padişahıydı devasa bir cüssesi vardı. Silah olarak kendine 60 kiloluk bir gürz seçmişti ve bunu zorlanmadan savurabiliyordu, hatta anlatılanlar göre onu öldürmek için odasına kadar giren 4 suikastçiyi kendi elleriyle öldürmüştü. Tarihçi Hammer'a göre attığı mızrakla 8 kalkanı delebiliyordu. Okmeydanında yayıyla 706 metrelik atış yapmış (ki dünya rekoru 846 metre ile Tozkoparan İskender'e aittir ve bu adamın kol kaslarına zarar gelmesin diye eğer kolunun üstüne yatarsa onu dürterek uyandıcak görevliler vardır.) ve namına nişantaşı diktirmişti. Kudreti bu kadar büyük olunca başta genç askerleri olmak üzere yeniçerilerinde saygısını kazanmıştır. Bu saygı ve korkuyu arkasına alarak tek tek bütün yeniçerilere biat ettirip Bağdat Seferine çıktı ve Bağdat'ı fethetti.

    IV: Murad içki içti mi?
    Oldukça dindar olan bu padişaha 'herkese içmeyi yasaklamış kendi sürekli içermiş, deliymiş deli' denmesinin sebebi nedir?
    Bilindiği üzere Topkapı Sarayı'na müslüman olmayan biri asla giremezdi bu yüzden padişahın portresini çizmek isteyen Avrupalı bir ressam onu ancak Cuma Namazına camiye giderken görebilir ve çizebilirdi (hiçbir padişah ressamın karşısına geçip eline gül alıp poz vermemiştir). IV. Murad’ada Avrupalı bir ressam veya gezgin yada herneyse bu şekilde pusu kurmuştu. IV. Murad’ın arabasından inip camiye doğru yürürken ayaklarının yere tam basmadığını görünce de hemen kendi çapında bir açıklama getirmişti ‘haa bu adam yere düzgün basamıyo kesin ayyaştır.’ Halbuki olay aslında çok daha farklıdır. IV. Murad’ın nitrix(gut) hastalığı olduğu bilinir bu hastalık inanılmaz acılar çektiren hatta ileriki seviyelerde yürümeye bile engel olan bir hastalıktır ve padişahların, kralların kısacası zenginlerin korkulu rüyasıdır. Ancak IV. Murad gibi et yemeyi çok seven bir adam için tam bir işkencedir . Hal böyle olunca aldığı ilaçlarda yatıştırıcı(haşhaş vs.) şekildedir yani ya bu ilaçlar yüzünden ve ağrıları yüzünden yere düzgün basamaz. Bütün hikaye bundan ibarettir.
  • şuraya da bir hikaye koyalım
    Habib Baba ve 4.Murad'ın hamam hikayesi
    Habib Baba, 4.Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır,fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.

    Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda İstanbul'a gelmiştir.Yolculuğ unun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider... Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak... Bedenini de ruhuna denk kılmaktır.

    Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez.

    'Bugün' der, 'Sultan Murad'ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.'

    Habib baba üzülür... Rica, minnet eder, yalvarır...

    'Ne olursun' der, 'kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım.Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum.Binbir dil döker.Hamamcı ehl-i insaftır... Dayanamaz... Kabul eder... Hamamın en sonundaki odayı göstererek ...

    'Baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem. Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.'

    Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar... Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. Onunda görünümü fakirdir... Ama sadece görünümü... İkinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.Murad'dır. O gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir.

    'Hele bir bakalım' demiştir, 'bizim vezirler, hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?'

    Ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir.

    Az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır.. .

    Hamamcı vezirler der almak istemez... Padişah ise, ne olursun der, bastırır ve padişah galip gelir... Habib babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, genç padişahın kulağına fısıldar:

    'Şu odada bir ihtiyar yıkanıyor. Sende sar peştemali beline gir yanına... Beraber sessizce yıkanın, bir an evvel çıkın... Ve ekler: 'Aman ha! Vezirler varlığınızı bilmesinler.'

    Sonra 4.Murad da Habib babanın yanına süzülür. Beraber sessizce yıkanmaya başlarlar. Bu arada, hamamın büyük salonundan gelen tef, dümbelek, şarkı, türkü sesleri ortalığı çınlatmaktadır. ..

    Habib babanın gözü, genç hamam arkadaşının sırtına takılır. Biraz kirlenmiş gibi gelir ona... Allah hikmeti gereği dostuna, o yanındakinin tedbil-i kıyafet etmiş padişah olduğunu ilham etmemiştir...

    Ve yanındakini, görüntüsüne uygun, kendi gibi fakir bir delikanlı zanneden Habib baba yumuşak bir sesle konuşur:

    'Evladım' der, 'Sırtın fazlaca kirlenmiş, müsade edersen bir keseleyivereyim.'

    Padişah aldığı bu teklif karşısında şaşkınlaşır ve bü yük bir haz duyar... Haz duyar, çünkü ömründe ilk defa biri ona, padişah olduğunu bilmeden, sırf bir insan olarak, karşılık beklemeksizin bir iyilik yapmayı teklif etmektedir.

    Memnuniyetle Habib babanın önünde diz çökerken: 'Buyur baba' der, 'ellerin dert görmesin'

    Bu arada içerideki alemin sesleri hamamı çınlatmaya devam etmektedir. Habib baba, 4.Murad'ın sırtını bir güzel keseler... Fakat padişah kuru bir teşekkürle yetinmek istemez.. Ne de olsa insandır ve o da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir.

    'Baba' der, 'gel bende senin sırtını keseliyeyim de ödeşmiş olalım.' Habib baba, teklifin kimden geldiğinden habersiz, tebessümle;

    'Olur evlad' deyip, sultanın önünde diz çöker. Bu arada, Sultan Murad kese yaparken bir yandan da Habib babayı yoklar, ağzını arar...

    'Baba' der, 'görüyormusun şu dünyayı... Sultan Murad'a vezir olmak varmış... Bak adamlar içerde tef,dümbelek hamamı inletiyorlar, sen ve ben ise burada iki hırsız gibi...'

    Habib baba Sultan Murad'ın cümlesini tamamlamasına fırsat bile bırakmaz, kendi hükmünü söyler... Sultan Murad'ın Habib babadan duydukları, ağzı açık bırakıp, keseyi elden düşürten cinstendir:

    'Be evladım' der, Habib baba, 'Sultan Murad dediğin kimdir? Sen asıl Alemlerin Sultanına kendini sevdirmeye bak ki, O seni sevince sırtını bile Sultan Murad'a keselettirir.

Bu konuda 1 sayfada toplam 4 adet üst yorum vardır.

  1. Yeni Konu Ekleme

    Bu alana yazacağınız yazı sizin konu başlığınız olacaktır. Eğer konunuz var ise listelenecek, eğer konunuz yok ise yeni konu ekleme sayfasına yönlendirileceksiniz. Konu başlığınızı yazdıktan sonra ileri butonuna yada enter butonuna basınız.

  2. Arama Butonu

    Arama butonuna basarak sayfaya yönlendirileceksiniz.