Lozan Barış Konferansı (11 Kasım 1922-1923)

    Türk Devleti ile mutabakata varılması amacıyla 11 Kasım 1922 ve 1923 yıları arasında 8 ay süren konferans, Türk tarafının bağımsızlığından hiçbir şekilde ödün vermeyeceğini belirtmesi üzerine çok çetin geçmiştir. Lozan görüşmelerinin sinyali Mudanya Mütarekesi’nde karara bağlanmıştır. Lozan görüşmelerinde Türk Devleti adına gönderilen heyetin başkanlığını ise İsmet Paşa üstlenmiştir.

  • Lozan Barış Konferans’ı Öncesi Ankara Hükümeti ve Yaşanan Politik Sorunlar

    Mudanya Mütarekesi’nden sonra barış konferansı ile ilgili sorunların çözüme kavuşması hayati önem taşımaktaydı. Ankara Hükümeti, birinci olarak konferansın nerede ve ne zaman yapılacağı konusunda şüpheliydi. Çünkü Mudanya Görüşmeleri sürerken Türk heyeti, halkın çıkarlarını korumak ve bir etki altında kalmamak için antlaşma devletlerine bir nota ile konferansın 20 Ekim 1922 tarihinde İzmir’de toplanması yönündeki teklifini iletmişti. Fakat İtilaf Devletleri, Türk hükümeti ile aynı fikirde değillerdi. Hatta, konferansın yapılacağı en azından tarafsız sayılan bir yerin bulunması hayati önem taşımaktaydı. Çünkü Türk heyetinin kendi güdümlerinde bulunan bir konferans yerinde bulunmaları, kendi maddelerini karşı tarafa kabul ettirmek için daha rahat bir ortam sağlayacaktı. Aralarında yaptıkları görüşmeler sonucunda İtilaf Devletleri, barış konferansının 13 Kasım tarihinde Lozan’da toplanmasını hem Ankara Hükümetine hem de İstanbul Hükümetine 23 Ekim 1922 tarihli bir nota ile bildirdiler. İtilaf Devlerinin bu tutumu, Ankara tarafının aklında soru işaretleri bırakmaktaydı. Konferansa katılan İstanbul ve Ankara taraflarından hangisi anlaşma hükümlerini kabul veya ret kararına sahip olacaktı. İtilaf bloğu, her iki hükümete ayrı ayrı bildirdiği konferans tarihleri ile iki taraflar farklı farklı konuları tartışacağının farkındaydı.

    Daha önce M. Kemal Paşa tarafından defalarca Türk milletinin gerçek temsilcisinin TBMM olduğunun belirtilmesine rağmen, Osman Hükümeti adına Tevfik Paşa Ankara’ya çektiği bir telgrafta Konferansta nasıl bir yol izleneceği konusunda TBMM’ye danışmıştı. Ankara hükümeti, kazanılan askeri ve siyasi zaferlere Osmanlı’nın dahil edilmesinin saltanat kurumunun devamını tetikleyeceğinin farkındaydı. Önceleri Kurtuluş Savaşı yıllarında milletin birlik ve bütünlüğünün zedelenmesinden korkan M. Kemal Paşa saltanata karşı bir tavır takınmamıştı. Fakat bu durumun yumuşamasının ardından M. Kemal Paşa ilk fırsatta saltana karşı olan olumsuz tutumu da kullanarak Saltanatın kaldırılması için TBMM’ye önergede bulunmuştur. Son yaşanan iki başlı Lozan Barış Konferansı krizi ile birlikte önceleri saltanat taraftarı olan milletvekilleri de saltanatın bu acizliğinden tiksinmişlerdir. Bu durumun hemen ardından Dr. Rıza Nur ve arkadaşları tarafından Atatürk’ün de yönlendirmesiyle saltanatın kaldırılmasına yönelik kanun teklifi sunulmuştur. En sonunda kanun teklifi yasallaşarak 1 Kasım 1922 tarihinde 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu tamamen hukuki özelliğini kaybetmiştir. Bu durumun hemen ardından Tevfik Paşa’nın istifasıyla birlikte İstanbul Hükümeti konferansa katılmaktan vazgeçmiş ve İtilaf Devletleri bu durum karşısında “bizim için sorun oluşturmaz” şeklinde yaptıkları beyanlar Osmanlının artık Avrupalı Devletleri nezdinde de bittiğinin bir göstergesiydi. Artık Ankara Hükümeti, Türk halkının yegane temsilcisi ve söz sahibi otoritesiydi.

    TBMM hükümetinin bir başka sorunu ise Lozan Barış Konferansına gidecek olan temsil heyetinin kimlerden oluşacağı ve heyetin başkanlığını kimin yapacağıydı. Dönemin askeri ve politik liderlerinden bazıları olan Rauf Orbay, Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey, Fethi Okyar ve Kazım Karabekir’in heyet başkanlığı konusunda isimleri gündeme gelmişti. Meclis tarafından sunulan bu isimler M. Kemal tarafından uygun görülmedi. Aslında daha ilk başlarda Mudanya Görüşmeleri esnasında Türk tarafının haklarını ve şerefini başarıyla savunan İsmet Paşa bu iş için biçilmiş kaftandı. Tabiî ki konferansın yurt dışında yapılması sebebiyle M. Kemal Paşa delegelerine önderlik yapması için en güvenilir adamını göndermek zorundaydı. Daha önce belirtilen isimlerin Osmanlı ile olan ilişkileri de İsmet Paşa’nın başka avantajıydı. Çünkü diğer isimlerin aksine İsmet Paşa Batılı devletlere karşı hiçbir şekilde bir korku veya sığınma mantığında olmadığını Mudanya’da kanıtlamıştı. M. Kemal, Ali Fuat ve Fevzi Paşalarla birilikte Yusuf Kemal ve İsmet Paşanın da görüşleri alınarak İsmet Paşanın heyet başkanlığı kesinleşti. Heyet başkanlığının kanuna uygunluğu için Yusuf Kemal Bey Dışişleri Bakanlığından istifası sağlanmış ve İsmet Paşa bu bakanlığın başına getirilerek Heyet Başkanı olması sağlanmıştır. İsmet Paşa’nın başkanlığının kesinleşmesinin ardından Türk tezi olarak adlandırılan 14 maddelik yol haritası heyete sunulmuştur. Bu Türk tezinin içeriği şöyledir:

    1. Doğu Sınırı: Türkiye’nin Doğu sınırında kurulması planlanan Ermeni Devleti, kesinlikle kurulması kabul edilmeyecek ve bu düşünceye karşı çıkılacaktır.
    2. Irak Sınırı: Süleymaniye, Musul ve Kerkük istenecektir. Konferansa gitmeden önce delegeler çıkabilecek herhangi bir sorun karşısında uygulanacak prosedür için Bankanlar Kurulu tarafından alacaklardır. Ayrıca İngilizlere petrol vb. konularda bazı imtiyazlar tanınabilir.
    3. Suriye sınırının düzeltilmesi alanında imkanlar mevcudunda çalışılacaktır.
    4. Adalar sorunu ise duruma göre şekillenecektir. Ülkemize yakın olan adaların ilhakı sağlanarak bu durumun tersine dönmesi halinde Ankara’nın görüşüne başvurulacaktır.
    5. Trakya sınırına Misak-ı Milli maddesi uygulanarak 1914 sınırının yeniden sağlanması için gereken her şey yapılacaktır.
    6. Boğazlarda ve Gelibolu yarımadasında asker bulundurulması konusundaki düşünceler devam ederse görüşmelerin kesilmesi için Ankara’nın görüşüne başvurulacaktır.
    7. Özellikle devletin bütün ekonomisini sömüren kapitülasyonlar kesinlikle kaldırılacak. Bir ayrıcalık sağlanmayacak ve aynı durumun tekrarlanması halinde görüşmeler kesilecektir.
    8. Görüşmelerde yabancı kurumların Türk kanunlara tabi olmasının yanında, özellikle Azınlıklar konusunda gerekenin yapılması sağlanacaktır.
    9. Ordu ve donanmanın sınırlanması imkansızdır. Ayrıca Duyun-u Umumiye idaresi tamamen etkisiz kılınacaktır. Türkiye’nin borçları, Yunanistan’ın ödemesi gereken savaş tazminatına karşılık sayılacak, bu duruma itiraz halinde konu Ankara hükümetine bildirilecektir.
    10. Cemaatler ve İslam Vakıfları Hukuku, eski düzene göre yapılacaktır.
    11. Türkiye’den ayrılan memleketler için, Misak-ı Millinin özel maddesi yürürlüktedir. 
  • Lozan Görüşmelerinin Başlaması ve Konferansın Birinci Dönemi

    Lozan görüşmeleri, İtilaf Bloğunun aralarında ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve İngiltere’nin sorunları nedeniyle 13 Kasım 1922 tarihi yerine 20 Kasım 1922 tarihinde başlatılmıştır. Lozan Konferansına Türkiye, İtalya, İngiltere, Japonya temsilcileri ve ABD’nin Roma Büyükelçisi katılmıştır. Sınırlı görüşmeler ise, Romanya, Bulgaristan, Sırp-Hırvat-Sloven Devleti, Yunanistan ve Rusya delegeleri kendileri ile ilgili konularda geçerlidir. Konferansın yönetilmesi, üç ayrı komisyon kullanılarak çalışmalara başlanmıştır. Bu komisyonlardan birincisi, askerlikle ilgili konularda, Boğazlar sorunun çözülmesinde yetkili olarak İngiltere başkanlığında Lord Curzon tarafından yönetilmekteydi. Mali ve ekonomik konuların görüşüleceği ve sınırlarının belirleneceği komisyonun hakimiyetine ise, Fransız Barare getirilmiştir. Azınlık ve diğer hukuki sorunların çözülmesi için ise, İtalyan Garroni üçüncü komisyonun başına getirilmişti.

  • Görüşmelerin ve Çatışmaların Başlangıcı İtilaf Bloğunun Çıkarları

    Lozan Konferansının daha ilk günlerinde Türk heyeti, Fransa ise kapitülasyonlar ve imtiyazlar, İngiltere ile Musul ve Boğazlar sorunu, İtalyan tarafı ile ise kapitülasyonlar ve kabotaj konularında büyük bir çatışma içine girmiştir. Özellikle Yunanistan ile nüfus mübadelesi ve savaş tazminatı hakkında anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştı. Hatta her konuda ayak direten İsmet Paşa’ya İngiliz temsilci olan Lord Curzon tarafından “Her şeyi reddediyorsunuz. Ancak ülkeniz haraptır. Yarın paraya ihtiyacınız olduğunda, İngiltere’den başka para bulabileceğiniz ülke yoktur” şeklindeki beyanla Türk heyeti tehdit edilmiştir. Bu davranış aslında İtilaf Devletinin konferansı sadece isteklerini Türk heyetine kabul ettirmek için hazırladıkları kanısını uyandırmıştır. Bu durum yaşandıktan sonra Türk Heyeti, konferansın tartışmasız otoritesi olan İngiltere’nin az da olsa sırtının sıvazlanması gerektirdiğini görmüştür. Hata bu konuda Sovyet Rusya’nın bütün karşı çıkmalarına rağmen Boğazlar konusunda İngiltere’ye tavizler verilmesi düşüncesinde mutabakat sağlanmıştır. Bu ayrıcalığın haricinde diğer tüm konularda çatışmalardan bir sonuç alınamamış ve bunun sonucunda 4 Şubat 1923 tarihinde görüşmeler kesilmiştir. Konferansın son bulmasının ardından Türk Heyeti Lozan’dan ayrılmıştır.

  • Lozan Konferansı’nın Kesilme Dönemi-Türkiye’de Yaşanan Olaylar

    Lozan Konferansı’nın durdurulmasının ardından yaşanan bu dönem, 4 Şubat ve 23 Nisan 1923 tarihleri arasındaki dönemi kapsamaktadır. Konferansın ardından yeni görüşmelerin başlaması ve tarafların bir uzlaşma sağlaması için Türkiye’de yeni bir dönem başlamıştır.

    Konferansın ardından Türkiye’de yaşanan olayların ilk aşaması, 17 Şubat 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nin toplanmasıdır. Türkiye, bu kongrede yabancı sermayeye düşman olmadığını belirtmiş ve ülkenin bağımsızlığına zarar verilmediği sürece kabul edilebilir. bu duruma göre Türkiye Sosyalist değildi, yine aynı şekilde Türkiye bu kongrede ekonomik bağımsızlığının sınırlanması anlamına gelen kapitülasyonların hiçbir şekilde kabul etmeyeceğinin altını bir kez daha çizmişti.

    İzmir İktisat Kongresi yapılırken o esnada Ankara diken üstündeydi. TBMM’de bulunan bir grup milletvekili, Lozan’dan dönen heyete neden koşulların esnetilmediği ve birçok konuda eleştirilerde bulundular. Bu tartışmalar sürerken M. Kemal, İsmet Paşa’ya olan güveninin arkasında durarak onu savunmuştur. Bu tartışmanın bitmesinin ardından Lozan Konferans’ının ilk bölümünün atlatılmasının ardından yeni politikalar görüşülmeye başlanmıştır. Bu bağlamda Türkiye, 8 Martta İtilaf Devletlerine barış için yeni bir yol haritası sunmuştur. Bu yol haritasına göre taraflar arasında en büyük sorun olan Musul Sorunu, öncelikle İngiltere ve Osmanlı arasında konferansın ardından 12 ay içerisinde mutabakata varılacak, durumda bir anlaşma sağlanamazsa sorun Milletler Cemiyeti’ne gidecektir. Bu projede Boğazlar sorunu, azınlıklar, kapitülasyonlar ve borçlar konusunda Ankara hükümeti hiçbir şekilde tavrını değiştirmeyecektir. Bu notada kapitülasyonların kaldırılmasını, borçların taksim edilmesini istemiştir. İtilaf Devletleri bu notaya cevap vererek görüşmelerin 23 Nisan tarihinde yeniden başlayacağını belirtmiştir.

    Türk notasının kabulünden sonra TBMM, 1 Nisan 1923 yılında seçimleri yeniden yapılmasını kararlaştırmıştır. Bu seçimler, mecliste birinci Lozan görüşmelerini sıkıntıya sokan muhalif grubun işleyişini bozmaktır. Çünkü Lozan Konferans’ında antlaşma sağlansa dahi meclisteki bu muhalif grup antlaşmanın onaylanmasını zor sokacaktır. Meclisin seçim kararının onaylanmasının ardından Kurtuluş Savaşını sürdüren ve yöneten Kurucu Meclisin görevi de sona ermiştir.

    Aynı zamanda bu kesinti döneminde ABD menşeli olan Chester grubuna madenler, petrol yatakları, demiryolları ve limanlarla ilgili birçok imtiyaz verildi. Aslında bu şirketin aldığı bu imtiyazlar aynı zamanda Lozan Konferansı’nda ABD’nin Ankara hükümeti tarafında bulunmasını sağlamaktadır. Özellikle İngiltere karşısında Musul konusunda ABD’nin desteği sağlanacaktı. Fakat Musul sorununun çözülememesi Chester şirketinin imtiyazlarını engellemiştir.

  • Lozan Konferansı’nın II. Dönemi ve Antlaşmanın İmzalanması

    Birinci konferansta seçilen heyet başkanı aynı şekilde İsmet Paşadır. Fakat Türk heyeti II. Dönemde daha da kararlı ve güçlü bir konumdaydı. Çünkü heyet, muhalif grubun bastırılmasıyla Lozan Konferansı’na daha güçlü gitmiştir. II. Dönem görüşmelerinde İngiltere’yi Horaca Rumbold, Fransa’yı General Pele, İtalya’yı ise Montagna temsil etmiştir. İkinci dönem görüşmelerinde Heyet İngiltere’nin çekileceğini düşünüyordu. Aynen öylede oldu, İngiltere birinci görüşmelerde aldığı imtiyazlarla ikinci görüşmelere katılmadı. Birin Lozan oturumunda ve ardından yaşanan kesinti döneminde İngiltere ile yapılan toprak ve sınır anlaşmaları ile sorunların çoğu çözülmüş, ikinci dönem görüşmelerde ise ekonomik ve mali konuların konuşulmasına ağırlık verilmiştir. İngiltere’nin çekilmesiyle birlikte Türkiye, mal, ve ekonomik sorunlarda Fransa ve İtalya ile karşı karşıya gelirken, Yunanistan ile ilgili tazminat sorunu bir çözüme kavuşturulamadı. İkinci dönem görüşmelerindeki en önemli noktalardan biri, Türk heyeti ve Anakara hükümeti arasındaki anlaşmazlıklardı. Özellikle İsmet paşa ile Türk hükümeti vekiller heyeti başkanı Rauf Bey arasında verilen talimata göre, İstanbul’un boşaltılması ve borçların frank olarak ödenmemesi konusunda taviz vermemesini istemişlerse de, İsmet Paşa bu talimatı geç uygulamıştır. Hatta Yunanistan’a ödenmesi planlanan savaş tazminatına karşılık Venizelos tarafından Karaağaç istenmiş ve Ankara hükümeti buna karşı olmasına rağmen İsmet Paşa bu duruma olumlu yaklaşmıştır. Son Yunanistan probleminden sonra iyice gerginleşen Rauf Bey ve İsmet Paşa arasındaki bu gergin ortam M. Kemal Paşa’nın uzlaştırıcı mantığıyla çıkabilecek muhtemel bir kriz engellenmiştir. Ankara hükümeti ve heyet arasındaki sorunların çözülmesinin ardından Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanmıştır.

  • Lozan Görüşmelerinin Kesintiye Girmesinin Nedenleri

    Lozan görüşmeleri kesinti dönemi dahil toplam 8 ay gibi bir süre devam etmiş ve hararetli tartışmalara neden olmuştur. Bu durumun başlıca nedenlerinden biri, Türk heyetinin çoğu maddelerde taviz vermekten kaçınmasıdır. Çünkü Türk heyeti kayıtsız şartsız bir bağımsızlık için ekonomik ve siyasi prangaların artık atılması gerektiğini bilmekteydi. Fakat karşı taraf asırlar boyunca çatıştıkları Türklerin tamamen Orta Doğu’ya egemen olmalarını kolay kolay kabul etmeyeceklerdir. Fakat Türkiye, önceki atalarının aksine at sırtında bir zaferden ziyade dünya düzenine uyarak kendi varlığını uluslararası hukuk ile meşrulaştırmıştır. Lozan Konferansı’na devletler Sevr mantığı ile geldikleri için antlaşma kolay sağlanamamıştır. Çünkü, Sevr’i kabul eden Osmanlı çoktan hukuki olarak ortadan kalkmış ve Yeni Türk hükümeti ile yeni bir barış görüşmesi kaçınılmaz gözüküyordu.

    Bir başka sorundan daha bahsetmek isteriz. İtilaf Devletleri Türk devletini, yendiklerini sanıyorlardı. Aksine Türk devleti yıkılan Osmanlı devlerinin olumlu-olumsuz mirasçısı olamazdı. Fakat bunu anlamaları zor olmuştur. Türk Devleti, son çatıştığı Yunanistan’a karşı zafer kazanmış bir devlet olarak Lozan’a gitmiştir. Yoksa I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış şekilde değil. Türk Devleti, Lozan Konferansı’nda en öncelikle kendi bağımsızlığını bütün cihana göstermiş ve kanıtlamıştır. 

  • Lozan Barış Antlaşması’nın Maddeleri

    Lozan Antlaşması, 143 maddelik metin ve 4 bölüm halinde görüşülerek karara bağlanmıştır. Bu bölümlere kısaca değinecek olursak:

    1. Sınırlar:  (Yunanistan ve Türkiye Trakya Sınırı) Antlaşmanın sınır birliğinde Karaağaç Türkiye’de kalacak ve Meriç nehri sınır kabul edilecektir. Yunanistan olan mutabakatın yanı sıra İmroz, Bozcaada ve Tavşan Adaları dışındaki Ege adaları Yunan devletine bırakılacaktır. Bunun yanında Türkiye’nin askeri bir müdahaleden ari olması için Midilli, Sakız ve Sisam asker ve silahtan arındırılacaktır. Bu arada Türkiye Kıbrıs ve Mısır’ın İngiliz yönetimine geçtiğini kabul edecektir.         

    (Suriye Sınırı), Suriye sınırı ile ilgili olarak Fransa ile Türkiye arasında imzalanan Ankara İtilafnamesi (20 Ekim 1921) hükümleri aynen geçerli kalacaktır.

    (Irak Sınırı), İngiltere ve Türkiye arasında Irak üzerinde süren bir Musul sorunu bulunmaktaydı. Bu sorun antlaşmanın imzalanmasından 9 ay içinde çözüme kavuşmazsa Milletler Cemiyeti olaya el koyacaktır.

    (Boğazlar Sorunu), İtilaf Devletlerinin İstanbul’u işgali ile birlikte Boğazlar İtilafçıların eline geçmişti. Bu dönemden sonra uluslararası bir komisyon seçilerek Türkiye başkanlığında Boğazlar denetim altına alınacaktır. Bu komisyonda Türk temsilcilerin yanında İngiltere, Fransa, Japonya, İtalya, Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan temsilcisi de bulunacaktır. Boğazların her iki tarafından 15 km. olarak belirlenen bir alan silahsızlandırılacak ve Türkiye bir savaşa girerse Boğazları kapatarak bu bölgeleri silahlandıracaktır. Ayrıca Türkiye’nin müdahil olmadığı bir savaşta devlet, Karadeniz’e geçen ticari ve askeri gemilere tonaj kotası uygulayacaktır. Fakat barış zamanında Boğazlardan her türlü geminin veya aracın geçmesine izin verilecektir.

    2. Kapitülasyonlar: Lozan Antlaşması ile birlikte Kapitülasyonlar tamamıyla kaldırılmış, bu ayrıcalıklarla kurulan yabancı şirketlerde Türkiye hukuku ve mali yasalarına uyma yükümlülüğü getirilmiştir.

    3. Borçlar: İtilaf Devletleri Osmanlının Avrupa’dan 1854 yılından itibaren aldığı dış borcu Osmanlı İmparatorluğu toprakları üzerinde kurulan devletler arasında bölüşülecektir. Türkiye kendi payına düşen borcu ödemek amacıyla alacaklı olan devletlerle ödeme planı hakkında iletişime geçecektir. Türkiye’nin payına düşen dış borç 1933 yılında ödenmeye başlanmış, 1954 yılında bu borç tamamen kapanmıştır.

    4. Azınlıklar: Azınlıklar konusunda katı bir tutum yerine onları sahiplenmeyi amaçlayan bir tutum sergilenmiştir. Türkiye topraklarında yaşayan tüm azınlık mensupları Türk vatandaşı sayılmıştır. Ayrıca Yunanistan’da bulunan Türkler ve Türkiye’de bulunan Rumlar arasında bir nüfus mübadelesi yapılacaktır. Yapılan mübadeleye İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri dahil edilmeyecektir.

    5. Savaş Tazminatı: Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç ve çevresini Türkiye’ye vermiştir.

    6. İstanbul ve Boğazların Boşaltılması: Antlaşma imzalandıktan hükme uygun olarak İtilaf askeri birlikleri İstanbul ve boğazlar bölgesini Türk topraklarını boşaltacaklardır. Atatürk’ün yaverine belirttiği gibi “Geldikleri gibi giderler”…

  • Lozan Barış Antlaşmasının Tarihi Önemi ve Sonuçları

    Antlaşmanın en önemli sonucu yeni kurulan Türk Devleti artık bütün Dünya tarafından kabul edilmiş ve bağımsızlığını kanıtlamıştır. Dünyanın en kanlı savaşlarından biri olan I. Dünya Savaşı (28 Temmuz 1914), Lozan Antlaşmasının imzalanmasının ardından sona ermiştir. Dış politikada asırlardır süren Şark Meselesi yeni bir boyut kazanmış, iç siyasette ise hükümet yıllarca Lozan’ın etkisinden çıkamamıştır. Lozan görüşmeleri sırasında ortaya çıkan İsmet Paşa ve Rauf Bey arasındaki siyasi anlaşmazlıklar siyasi taraf olarak ilerde karşı karşıya gelmelerine sebep olmuştur. Lozan barışı ile ilgili farklı düşüncelerin ortaya çıkmasının ardından başlayan süreç, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurulması ve ardından çıkarılan Takrir-i Sükun Kanununa kadar uzanmıştır.

    Lozan Barışı ile birlikte Türk diplomasi tarihi büyük bir zafer kazanmıştır. Çünkü hem kapitülasyonlar kaldırılmış hem de Misak-ı Milli büyük ölçüde sağlanarak tam bağımsızlık kazanılmıştır. Türkiye Lozan’da Musul’un ülke sınırları dışında kalması, Hatay sorunu ve Boğazlarda mutlak üstünlük gibi konularda mutlak başarı sağlayamamıştır. Daha sonra süreçte Türkiye, Hatay sorununda olumlu bir karar alırken Musul’u tamamen kaybedecektir. M. Kemal Atatürk verdiği bir demeçte şu şekilde anlatmıştır Lozan’ı: M. Kemal Paşa’ya göre, Sevr ile Türk milletine dayatılan katliam, açlık ve sefalet adeta yurda suikast şeklinde gelişmiş; fakat Lozan görüşmeleri ve akabinde imzalanan antlaşma göstermiştir ki Avrupalı devletler bu amaçlarına ulaşamamışlardır (“Bu antlaşma Türk milletine karşı, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşmasıyla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın, sonunda neticesiz bırakıldığının belgesidir”).

İlginizi çekebilecek diğer olaylar

Biyografiler

  • Benjamin Franklin CV
    BİYOGRAFİ
  • Adolf Hitler CV
    BİYOGRAFİ
  • Karl Marx CV
    BİYOGRAFİ
  • Sabiha Gökçen CV
    BİYOGRAFİ
  • Hulusi Kentmen CV
    BİYOGRAFİ
  • Fatih Sultan Mehmet CV
    BİYOGRAFİ
  • Cemal Süreya CV
    BİYOGRAFİ
  • Sokrates CV
    BİYOGRAFİ
  • Marilyn Monroe CV
    BİYOGRAFİ
  • Vecihi Hürkuş CV
    BİYOGRAFİ
  • II. Abdülhamid CV
    BİYOGRAFİ
  • Joseph Goebbels CV
    BİYOGRAFİ
  • VII. Kleopatra CV
    BİYOGRAFİ
  • İbni Sina CV
    BİYOGRAFİ
  • Mahatma Gandhi CV
    BİYOGRAFİ

Tarihiolaylar.com internet sitesinde bulunan bütün içerikler Tarihi Olaylar editörleri tarafından hazırlanmaktadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Copyright 2018 - Tüm Hakları Saklıdır.