II. Kongo Savaşı

     II. Kongo savaşı, 1993 ve 2003 yılları arasında Kongo’da 5 milyon kişinin hayatını kaybettiği ve milyonlarca dolar maddi zarara neden olan savaştır.

    Birinci Kongo savaşında Laurent-Desira Kabila, ülke yönetimini Uganda ve Angola gibi müttefik ülkelerin yardımıyla ele geçirmiştir. Ülke yönetiminin ele geçirilmesinin ardından ilk olarak ülkede bulunan yabancı danışman ve silahlı güçlerin ülkeden çıkarılmasına çalışmışlardır. Bu durumdan en çok rahatsız olanlar ise Rwanda’dan, Kongo’ya kaçan Tutsiler olmuştur. Güneydoğu Kongo’da yaşayan Tutsiler bu karara tepki olarak hükümete baş kaldırmış iç karışıklık ve isyan çıkarmaya başlamışlardır. Rwandan ise Tutsiler’in çıkardığı karışıklıklara destek vermek amacıyla silahlı adamlarını Kongo’ya göndermiştir. Bu desteğin ardından Kongo’da, hükümet tarafından Tutsiler’e karşı bir cephe oluşturulmuştur. Ülkede hızla ilerleyen iç karışıklıkla beraber Kongo başkanı Kabila, radyo ile bütün halka seslenmiş ve Tutsiler’in görüldükleri yerde öldürülmelerini istemiştir. Öte yandan Tutsiler’e yardım eden Rwanda’nın amacı Kongo’yu iç savaşla yok edip, topraklarını ele geçirmektir. Hatta bu savaşta müttefik olarak Burundi ve Uganda devletlerini kendi saflarında mücadele için ikna etmiştir. Başkan Kabila hızla yayılan iç savaşın bastırılması için kolları sıvamıştır. Kabila karşı grubun taktiğini kullanarak bazı devletlerle iş birliği yapmıştır. Bu ülkelerden; Angola, Namibia, Zimbabwe, Mali, Libya, Çad ülkeleri Kongo hükümetinin yanında savaşmıştır.

    Zaman ilerledikçe ülkedeki gerilim artmış ve ülke; Rwanda, Uganda ve Kongo hükümeti arasında üç parçaya bölünmüştür. 1999 yılına gelindiği zaman, taraflar arasında Lusaka Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. Fakat daha sonraki süreçte gelişen olaylara baktığımızda taraflar arasında imzalanan barış antlaşmasının pek işe yaramadığı görülmektedir. Özellikle iç savaş sırasında ülkedeki katliam ve sivil kayıplara karşı Avrupa’da tepkiler büyümeye başlamış, Birleşmiş Milletler harekete geçerek savaşmaya devam eden iki tarafa barış önerileri sunmuştur. Fakat hiçbir sonuç vermeyen barış önerilerinin ardından savaş daha da büyümüştür. Kongo başkanı Kabila, karşı grubun bir girişimiyle suikast kurbanı olmuştur. Onun ölümünün ardından ise oğlu Joseph Kabila başa geçmiştir. Taraflar arasındaki savaş ortamı zaman içerisinde sakinleşmiş ve ardından Rwanda’nın baş kuvvetlerinin bulunduğu Kongo’da ki Hutu militanlarının bitik duruma gelerek isyan çıkarmaları barış sürecini hızlandırmıştır. İki ülke kendi arasındaki sorunu Petorla antlaşması ile halletmiş ve savaş sona ermiştir.

    Savaş resmi olarak sona ermişse de hala baskılar ve karışıklıklar son bulmamıştır. Toprakları cevherlerle dolu olan Kongo ülkesi, yabancı ülkelerin stratejik hedefi haline gelmiştir. Tutsiler’e verilen destek tamamen çıkar amaçlıdır. Yabancı ülkeler, Demokratik Kongo Cumhuriyet’ini parçalayarak zengin topraklarını ele geçirmek için isyancılara destek vermekten başka bir çare bulamamışlardır. Bu iç savaşta insanlar vahşice öldürülmüş ve katledilmişlerdir. Ruanda’ya göre Tutsiler, bu iç savaşın ardından içerisinde yaşadıkları Kongo toprakları üzerinde bağımsız ve özgür bir etnik köken olmuşlardır. Afrika kendi coğrafyası içerisinde son 30 yılda, İkinci Dünya Savaşı’ndan daha çok kayıp vermiş ve dünya ülkeleri de bu iç savaşa ve vahşete seyirci kalmışlardır.

    Kongo'daki çocuk askerler

    Kongo’da yapılan iç savaşlarda, çatışma gücü olarak genellikle çocuklar kullanılmış ve savaşan çocuklar koşup eğlenmek yerine, silahlandırılarak sokaklarda insan öldürmüşlerdir. O kadar saf duyguların kanla kirletilmesi ne kadar acımasız değil mi? İnsan etinin yenmesi ya peki? İşte etnik kökenlere karşı yapılan ve yüzyıllardır devam eden bu ayrım belki de o insanları farklılaştırmıştır. Bu etnik ayrımlar insanların canavarlaşmasında en büyük role sahip olmuştur. İşlenen suçların FDLR militanları tarafından örgütlendiğini bütün dünya bilmektedir. Ülkenin kendi Ordu’su da yaptığı vahşi uygulamalarla birçok kez dikkatleri üzerine çekmiştir. Bir ülkede merkezi ordu bile kendi halkını kasıtlı olarak öldürebiliyorsa bu işte sadece FDLR militanlarını suçlamak doğru olmayacaktır. Kongo iç savaşının nedenlerini sıralamamız gerekirse; ülkenin toprak zenginliği açısından stratejik konumu, birçok ülkenin bu topraklarda gözü olması, etnik köken ayrımının gün geçtikçe daha alevlenmesi, olgun insanların değil de çocukları savaşa dahil edecek kadar kişilik bozukluğu olan kişilerin yönetime sahip olması gibi daha bir çok sebep vardır.

    2015 yılına gelmemize rağmen hala devam eden bu ayrım ve ülkede var olan etnik kökenlerin iç savaşları devam etmektedir. BM hazırladığı rapora göre Kongo’da yaşanan iç savaştan sonra binlerce insan barıştan sonra bile tecavüze uğramış ve yurtlarından kovulmuşlardır. Ölenlerin sayısı ise belirsizdir; çünkü en son 2003 yılından bu yana yaşanan çatışmalarda 1000 kişinin öldürüldüğü bilinmektedir. Peki ya bilinmeyenler? Özellikle ülkedeki savaş ortamı ve genel düşünce yapısı olarak yapılan etnik kökenli savaşlar dünyanın ayıbı olarak gözler önüne serilmektedir.

İlginizi çekebilecek diğer olaylar

Biyografiler

  • Henry Ford CV
    BİYOGRAFİ
  • Nasrettin Hoca CV
    BİYOGRAFİ
  • Sokrates CV
    BİYOGRAFİ
  • Osho CV
    BİYOGRAFİ
  • Jean-Jacques Rousseau CV
    BİYOGRAFİ
  • Cemal Süreya CV
    BİYOGRAFİ
  • Kemal Sunal CV
    BİYOGRAFİ
  • Marilyn Monroe CV
    BİYOGRAFİ
  • Sabiha Gökçen CV
    BİYOGRAFİ
  • Adam Smith CV
    BİYOGRAFİ
  • Che Guevara CV
    BİYOGRAFİ
  • Benjamin Franklin CV
    BİYOGRAFİ
  • Marco Polo CV
    BİYOGRAFİ
  • Heinrich Himmler CV
    BİYOGRAFİ
  • II. Abdülhamid CV
    BİYOGRAFİ

Tarihiolaylar.com internet sitesinde bulunan bütün içerikler Tarihi Olaylar editörleri tarafından hazırlanmaktadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Copyright 2019 - Tüm Hakları Saklıdır.