bosveryaaa
Ben de isterdim problemsiz, ortalama bir salak olarak doğmayı ama olmadı işte.
En Beğenilen Yazar Sırası
:
3
Toplam Başlık Sayısı
:
36
Toplam Puanı
:
754
Toplam Giri Sayısı
:
265
Bu Ayki Puanı
:
126
En Aktif Yazar Sırası
:
3
  • son sultan vahidettin'in kaçışı

    @sotarih en komiğime giden de birilerin çıkıp bana sen yanlış biliyorsun, kandırılmışsın azıcık kafanı kullan demesi. (:
    0 0
  • son sultan vahidettin'in kaçışı





    "Vahdettin 17 Kasım 1922'de İngilizlere sığınıp kaçarken sadece vatanını değil eşlerini de İngilizlere emanet etmişti"

    kaynak (sinan meydan) : http://twitter.com/SMEYDAN/status/799259793512943616?lang=tr
    0 0
  • suriye'de yapılmak istenilen

    sizden bir de kişisel bir ricam olacak fakat beni yanlış anlamazsanız sevinirim. bana bosveryaaa deyin, lan oğlum hani kitap sikecem yapacağın işi deyin, la bebe falan deyin vs... deyin işte bir şeyler kafanıza göre takılın ama lütfen hocam demeyin, alınıyorum. (:
    0 0
  • suriye'de yapılmak istenilen

    bir aya bitse, 15 günde dizgisi-basımı ve dağıtımı sürse en geç 45 güne bilemedin iki aya elinizde olur. (tabi ben bu tempoya dayanamayıp ölmezsem)
    0 0
  • suriye'de yapılmak istenilen

    yılmaz özdil'in 27 aralık 2016 tarihli köşe yazısıdır.
    *****
    Robert Booker Baer, kısaca Bob adıyla tanınıyordu, CIA'in Irak şefiydi. Irak'tan önce Fransa'da Hindistan'da Lübnan'da Sudan'da Fas'ta Tacikistan'da görev yapmıştı. Anadili seviyesinde Arapça, Farsça, Fransızca, Almanca, Rusça, Tacikçe konuşuyordu, anca Belucistan'da duyabileceğiniz Beluçça'yı bile biliyordu.
    *
    Peşmergeleri örgütledi, 1995'te Saddam'ı devirmek için darbe organize etti. Beceremediler, çuvalladılar, fiyaskoyla sonuçlandı. E haliyle yanlarına kalmayacaktı, Saddam hepsini imha edecekti.
    *
    CIA apar topar tahliye operasyonu başlattı, maşa olarak kullandığı 10 bin civarında peşmergeyi kaçırdı. Aileleriyle birlikte Habur'dan Türkiye'ye soktular, Batman'dan nakliye uçaklarına bindirdiler, tee pasifik okyanusundaki Guam adasına götürdüler.
    *
    Peki niye tee oraya götürdüler? Çünkü, adeta Allah'ın unuttuğu yerdeki bu adada ABD'nin en önemli hava ve deniz üslerinden biri vardı. Bu seferki girişimlerinde başarısız olan peşmergeleri, bir dahaki sefere başarılı olmaları için eğiteceklerdi.
    *
    Bazılarını, Special Activities Division, Özel Operasyon Bölümü tarafından eğitip, adı üstünde, örtülü operasyonlarda kullanacaklardı. Bazılarını da, akademik konularda eğitip, merkez bankası, nüfus idaresi, tapu dairesi, vergi dairesi gibi, yakında kurulacak olan Kürdistan'ın bürokrat kadrosunu yetiştireceklerdi.
    *
    Küçük bi pürüz vardı… CIA'in peşmergeleri ABD Adana Konsolosluğu denetiminde sınırdan geçirilip Silopi'deki hac konaklama tesislerine yerleştirilmişti ama, pasaportları yoktu, kimlik bilgileri yoktu. Daha doğrusu, elbette vardı ama, Amerikalılar yok diyor, yok dedirtiyordu, maşalarının kimlik bilgilerini Türkiye'ye vermek istemiyorlardı.
    *
    Akıl öğrettiler… “Sizin pasaport kanununuzda bu tür durumlara uygun madde var, parmak izlerini alın, geçirin” dediler. Bizimkiler hık mık etti ama, elleri mecburdu, geçirmiyoruz birader diyecek halleri yoktu. Ankara'dan beş kişilik uzman ekip getirildi, peşmergelerin tek tek parmak izleri alındı, buyrun geçin denildi. Parmak izi bilgileri, MİT arşivine kaldırıldı.
    *
    (Parantez açalım… CIA peşmergelerinin Habur'dan Batman'a transferi sırasında ABD Ankara Büyükelçiliği'nde Batman doğumlu Kürt kökenli bir genç çalışıyordu. Elçilik tarafından Silopi'ye getirildi, Amerikalılarla peşmergeler arasında tercümanlık yaptı. Gel zaman git zaman, bu kabiliyetli gencimiz, Türkiye Cumhuriyeti'ne bakan oldu.)
    *
    (Aynı günlerde, ABD İstanbul Başkonsolosluğu'nda siyasi ataşe olarak çalışan Amerikalı'nın adı neydi biliyor musunuz? James B. Bond'tu! Şaka değil, gerçek… Hem adı, hem işlevi açısından James Bond'tu. Almanya'da yayınlanan Geheim-Gizli dergisi, 1995'te Türkiye'de görev yapan CIA ajanlarının listesini yayınlamıştı, bu arkadaşın adı da o listedeydi. Parantezi kapatalım.)
    *
    Üç sene sonra… Guam'a götürülen peşmergeler artık iyice pişmiş, olgunlaşmış, “Guamerge” olmuşlardı. Gene Türkiye üzerinden, bazıları da Ürdün üzerinden, Kuzey Irak'a sokuldular.
    *
    Bu dönemde, Kuzey Irak'taki otorite boşluğundan en çok PKK faydalanmıştı, Kandil dağına iyiden iyiye yerleşmişti. Özellikle Guamergeler döndükten sonra, PKK'nın bölgeye geçişi hızlanmıştı. Peşmergeyle PKK'nın işbirliği ayyuka çıkmıştı.
    *
    Acaba… Guam'a götürülenler arasında PKK'lılar da var mıydı?
    *
    Bu sorunun cevabını bulmaya çalışan Türk istihbaratı, Barzani'ye haber saldı, PKK faaliyetleri hakkında konuşmak üzere, bölgedeki aşiret liderlerini toplantıya davet etti. Randevu ayarlandı. Kuzey Irak'ta, bizim kontrolümüzdeki bir adreste buluşuldu. Biraz sohbet edildi, bilahare mevzuya gelindi. Türk tarafı rahatsızlığını dile getirdi, aşiret liderleri sessizce dinledi. O sırada çay servisi yapılıyordu. Garsonlar tabii ki garson değildi. Çaylar içildi, çay bardakları garsonlar (!) tarafından toplandı, mutfağa götürüldü, o bardağı kim kullandıysa onun adıyla etiketlendi, kolilendi, Ankara'ya getirildi.
    *
    Üç sene önce Guam'a götürülenlerin parmak izleriyle eşleştirildi. Bingo… PKK'ya açık destek veren 17 aşiret lideri, Guamerge'ydi!
    *
    Yedi sene sonra, Syriana filmi vizyona girdi. Başrolünde George Clooney vardı. Senaryosu pek sürükleyiciydi, Amerikan petrol şirketleri, gizli servisler, suikastler, köktendinci örgütler ve Ortadoğu hükümetleri arasında dönen dolapları anlatıyordu. Suriye'yi andıran Syriana kelimesi, Ortadoğu'yu yeniden dizayn etme projesinin, yani, Büyük Ortadoğu Projesi'nin kodadıydı.
    *
    (Hani şu asrın liderimizin “eşbaşkanıyım” dediği Büyük Ortadoğu Projesi var ya… İşte onun kodadıydı Syriana.)
    *
    Bu filmdeki rolüyle Oscar ödülü kazanan George Clooney, tecrübeli CIA ajanı Bob Barnes'ı canlandırıyordu. Bilmiyorum Bob Barnes adı size birini hatırlattı mı? Evet… Filmdeki hayali karakter Bob Barnes, aslında, kısaca Bob adıyla tanınan, Robert Booker Baer'di.
    *
    Çünkü… Syriana filminin senaryosu, bizzat Robert Booker Baer'in yazdığı “See No Evil” adlı kitabından uyarlanmıştı. Kitaptaki hadiseler, Robert Booker Baer'in hatıralarından oluşuyordu.
    *
    Büyük Ortadoğu Projesi'nin kodadı… Syriana'nın birebir ilham kaynağı, Guamergelerin mucidiydi!
    *
    Bu maharetli Bob'un, dünyada büyük ilgi uyandıran bir kitabı daha var, The Devil We Know… Suriye'deki içsavaşın başlamasından hemen önce, 2008'de yazmıştı. Ve bu kitabında, yeni Ortadoğu'yu inşa etmek için bir başka aksiyon filmini, Mad Max'i öneriyordu.
    *
    Kelimesine kelimesine şunu diyordu… “Yeni Ortadoğu'yu kurabilmenin tek yolu, Mad Max seçeneğiyle, bölgede geniş çaplı şii-sünni savaşını tetiklemekten geçiyor. Niye biz Amerikalılar ölelim ki? Bırakalım, müslümanlar kendi aralarında birbirlerini öldürsünler!”
    *
    Muhtemelen gözlerinize inanamıyorsunuz ama, doğru okudunuz…
    Kürdistan'ın mimarı açık açık böyle yazmıştı, “niye biz Amerikalılar ölelim ki? Bırakalım, müslümanlar birbirlerini öldürsünler!”
    *
    Vaziyet bu kadar net ve açıkken… Suriye'den, adını bile ilk defa duyduğumuz yerlerden şehit üstüne şehit gelirken… Ocak ayı içinde Ankara'da Kürdistan konsolosluğu açılacağı resmen ilan edilirken… Sayın ahalimiz hâlâ, televizyon haberlerinde film gibi seyrediyor, sevinip alkışlıyor, “Suriye'de istiklal savaşı veriyoruz, El Bab'a girdik, sırada Münbiç var, Rakka'ya gireceğiz” filan…

    kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/yilmaz-ozdil/el-bab-filan-1587657/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger
    0 0
  • tarihi olaylar sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkı

    0 0
  • Fyodor Mikhaylovich Dostoyevsky

    1822'de Moskova’da koyu Katolik bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası doktordu. Hasta bir annesi vardı. Evleri babasının çalıştığı hastanenin bitişiğindeydi. Ama babası onun dış dünyayla, özellikle hastaneyle ilişki kurmasını yasaklamıştı. Dostoyevski bu yüzden içine kapanık bir çocuk olarak büyüdü. Annesi ölünce babası içkiye düştü, oğluyla da ilgilenmedi. On altı yaşına geldiği zaman Petersburg’daki mühendislik okuluna gönderildi. Okuldayken babasının bir cinayete kurban gittiğini öğrendi. Bir daha da onun adım ağzına almadı. Bu arada hayallerinin ürünlerini vermeye başladı. Yarım yaratılmış insanların hikâyesi olan -insancıklar- adlı romanını yazdı. Bundan sonraki dönemlerde aydınlarla birlikte hareket etti. Çarı devirip yerine cumhuriyet yönetimini getirmek için yapılan hareketlere katıldı. En sonunda tevkif edildi. Önce ölüm cezasına çarptırıldı, kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgüne çevrildi. Çarın emriyle Sibirya’da kürek mahkûmluğuna gönderildi. Omak kalesinde ayakları zincire bağlı olarak dört yıl kaldı. Bundan çok etkilendi, ruhunda silinmeyecek izler meydana geldi. Bunun sonucu olarak sara nöbetlerine tutuldu. 1859 yılında Petersburg'a yeniden dönme izni çıktı. Geçimini sağlamak için durmadan yazdı. Eserlerinde güçlü psikolojik çözümlemeler vardı. İnsan ruhunu kendi hayat tecrübelerini de katarak ustaca yansıtmasını biliyordu. Çocukluğundan beri rüyalarını dolduran yoksul, merhamete layık, garip insanların romanlarını yazmaktan büyük zevk duyuyordu. Ölü Bir Evden Hatıralar, ecinniler, Ev Sahibesi, Budala, Karamazof Kardeşler, Kumarbaz önemli eserleri arasındadır.

    İnsan, hayata iki anlam yükler: Biri ağlarken, diğeri gülerken ve tek bir kere kıymet bilir; O da elindekini kaybederken. -Dostoyevsky
    0 1
  • Lev Nikolayevich Tolstoy

    Tolstoy, soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Okulda hiçbir zaman iyi bir öğrenci olmadı. Yapısı biçimsiz ve yüzü de oldukça çirkindi bu da onu fazlasıyla üzüyordu. Hatta bir keresinde çocukluğunu anlatırken:” Herkesin beni tanımasını ve sevmesini öyle isterdim ki… “demişti. Hukuk öğreniminden sonra subay olarak orduya katıldı. Kafkas ve kırım savaşlarında bulundu. Savaştayken bile ünlü ünlü Fransız yazarlarının eserlerini okudu; onlardan geniş şekilde yararlanarak etkilendi. Sağlığı nedeniyle ordudan ayrılmak zorunda kaldı. Batı ve Güney Avrupa ülkelerine yaptığı gezilerden sonra Rusya’ da kişisel düşünce yerine uygun bir hayat sürdürdü. Gerçeklere dayalı olarak yazdığı eserlerinde toplumsal ve töre ile ilgili görüşlerini ortaya koydu. Eserlerinde yer alan kişiler ve olaylar, onun hayal gücüyle de birleşerek hayatı yansıtıyordu. Hayatı çok karışık ve fırtınalı geçen Tolstoy, düştüğü bunalımdan kurtulmak için mistisizme, dine yöneldi. Fakat bunun da çıkar yol olmadığını gördü. Hep değişiklik, yenilik isteyen ruhunun sesine uyarak bir sonbahar mevsimi evini terk etti. Trendeyken hastalandı. 10 kasım 1910’ da astrapova köyünün istasyonunda zatürreden acı bir şekilde hayat gözlerini yumdu.

    Zor zamanlar geçiriyorsanız, sevdiklerinizi kaybetmekten dolayı acı çekiyor ya da gelecekten korkuyorsanız, hayatın sadece şimdiki zamandan mevcut olduğunu aklınızdan çıkarmayın, tüm düşünce ve hatıralarınızı şimdiki zamana yöneltin. Böyle yaptığınız takdirde, geçmişe ait tüm acılarınız, geleceğe dair tüm endişeleriniz yok olur gider, mutluluğu ve özgürlüğü duyumsarsınız. -tolstoy
    0 0
  • kabala

    her şey iyi hoşta istediğim hızla ilerleyemiyorum. hepi topu haftada bir gün iznim var onda da işim çıkmayacak, arkadaşlar çağırmayacak da yazacağım. hadi tamam tüm bu saydıklarım oldu diyelim kız arkadaşım hayatta anlamaz söz geçiremiyorum yarasa gibi oturup akşamları geceleri yazıyorum sabahta tekrar işe gidiyorum. ama bir yönden de iyi oluyor hiç boş vaktim kalmıyor. bu gidişle kültürden öleceğim amk
    0 0
  • kabala

    kitap çıkaracağım ve bu konuları atakan hocamın önerisiyle kitaba bırakmaya karar verdim. biri bizi gözetliyor mu başlıklı araştırma yazımı da aynı sebepten siteden kaldırdım.
    0 1
  • Süleyman tapınağı

    üç yumurtayı kırdım önce, portakalı dilimledim ince ince, göz kararı da biraz süt kattım diyorsunuz yani. oysa ki ben kısa, net bir soru sormuştum ve kısa, net bir cevap bekliyordum ama siz bana inandığınız bir takım şeylerden bahsetme gereği duymuşsunuz ve kek tarifi gibi de cevap vermişsiniz. ben vazgeçtim sorumu geri alıyorum hangi kaynaklardan yararlandığınızı az çok tahmin edebiliyorum.
    0 0
  • Ataturk kımlık bılgılerı Aılesı ve Egıtımı Bolum 1

    0 0
  • Almanya 2. Dünya savaşını kazansaydı ne olurdu

    "the man in the high castle (yüksek şatodaki adam)" tam olarak bu konuyu ele alan bir tv dizisi. ben de az önce keşfettim fakat henüz izleme fırsatım olmadı. konusunu aynen taşıyorum:
    --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Philip K. Dickin 1961 yılında yayınlanan aynı isimli kitabından esinlenerek yapılacak dizidir. Kitapta Alman ve Japonların ikinci dünya savaşını kazandığı bir dünya kurgulanmıştır.

    Nazi Almanyası ve Japon İmparatorluğu II.Dünya Savaşı'nı kazanmışlardır. Dünyanın çeşitli yerlerine kukla hükümetler kurarlar. ABD'nin bir kısmını Japonya işgal etmiştir. İtalya tüm akdenizi ele geçirmiştir. SSCB dağıtılarak yok edilmiştir. Dünyada Almanya ve Japonya arasında soğuk savaş başlar. Hitler'in yerine gelen Bormann Ay, Venüs ve Mars'ta koloniler kurdurur.

    Rufus Sewell, Luke Kleintank ve Alexa Davalos'un başrollerinde olduğu dizinin yapımcılığını usta yönetmen Ridley Scott üstleniyor.
    kaynak: türkçe altyazı
    --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    0 0
  • mesele suriye ise hedef Türkiyedir

    0 0
  • Tasavvuf, Tarikatlar ve Tek Dünya Dini

    0 0
  • Süleyman tapınağı

    @Billythekid 2. yazının sonunda "...ama kuranı kerım'de acık yazar hz mehdı bulacaktır o sandıgı ahır zamanda ve allah herseyın dogrusunu bılendır." demişsiniz. bu hangi ayet acaba yazabilir misiniz? ek olarak da faydalandığınız kaynakları da belirtirseniz sevinirim.

    edit: http://www.tarihiolaylar.com/sozluk/index.php?sayfa=yorum&kriter=konu&yorumId=7517
    0 0
  • Bab-ı Ali Baskını

    0 0
  • illuminati kart oyunu

    Bugün biraz kartlara baktım ve bazılarını sizler için seçtim.

    Rewriting history: (geçmişi yeniden yazmak)



    illuminati’nin dünya kaynaklarını tekelleştirmek ve hükümetleri şirketleştirmek için 1. Dünya savaşını planladığını ve uyguladığını biliyorsunuz. Bundan sonra ise tarihin yeniden yazılması ve geçmişin değiştirilmesi gerekiyordu. Günümüzde de dahil tarihin nasıl çarpıtıldığını anlatmama gerek yok sanıyorum. İşte bu kart tamda bunu açıklıyor. Derin tarihinde dediği gibi: “tüm bildikleriniz tarih olacak!” bilmem anlatabildim mi?
    ***
    Terrorist nuke: (terörist saldırısı)



    11 eylülü önceden haber veren onlarca film, animasyon, afiş vs. mevcut. Bu da işte onların atası, ilk insanı.
    (11 eylül gerçeği için: http://www.tarihiolaylar.com/sozluk/index.php?sayfa=yorum&kriter=konu&yorumId=6763 )
    ***
    Pentagon:



    yukarıda verdiğim 11 eylül gerçeğini izleyin.
    ***
    Population Control: (nüfus kontrolü)



    adından da anlaşılacağı üzere uluslararası bankerlerin dünya nüfusunu azaltma planları var. tüm o doğum kontrolleri, laboratuvarda üretilmiş hastalıklar falan hep bundan işte. Baktılar olmadı toptan bir savaş veya salgınla işi kökten hallederler.
    ***
    Center For Disease Control: (hastalık kontrol merkezi)



    bu kart şunu anlatıyor: yakın zamanda ışidin biyolojik silah kullanıldığı tespit edildi mi, edildi. Peki bunu dağda yaşayan kıçını taşa silen araplar mı yaptı, hayır. Ama onları suçlayacaklar. Kapiş.
    ***
    Epidemic: (salgın)



    aids, ebola vs. yeni dünya düzeninin bir taşla kuş sürüsü avlamak adlı planının bir parçası. Hem nüfusu azaltmak hem birilerine göz dağı vermek hem de böylelikle ilaç lobisine para kazandırmak.
    ***
    Combined Disasters: (kombine felaketler)



    depremler(yapay), terörist saldırıları, orta doğuda ilk kıvılcımları başlayan 3.dünya savaşı, bankalar ve borsaların çöküşü, ekonomik kriz ve bir türlü dünyayı istila edemeyen uzaylılar. Zamanı geldiğinde kullanıldılar ve zamanı gelince tekrar kullanılacaklar.
    ***
    Goal: Kill For Peace: ( hedef: barış için öldür)



    resimdeki eğilmiş polis memuru eskimiş ve kokuşmuş şimdiki dünyayı sembolize etmektedir. Tepesinde bekleyen zalım ise gelecek kuşağı temsil etmektedir ve bu çürümüş düzenin de değişmesi ancak savaş ile mümkündür.

    örnekleri için bkz: halep, ırak, suriye, mısır,Libya, (allah korusun türkiye) vs.

    ***
    Şimdilik bu kadar.
    0 1
  • samuray

    0 0
  • Merak Ediyorum Sizce Dünyayı Kim Yönetiyor?

    uzun uzun anlatmaktansa kısa ve net bir cevap vereyim: dünyanın en büyük 200 şirketi. (forbesten bahsetmiyorum yırtın atın onu)
    0 0
  1. Yeni Konu Ekleme

    Bu alana yazacağınız yazı sizin konu başlığınız olacaktır. Eğer konunuz var ise listelenecek, eğer konunuz yok ise yeni konu ekleme sayfasına yönlendirileceksiniz. Konu başlığınızı yazdıktan sonra ileri butonuna yada enter butonuna basınız.

  2. Arama Butonu

    Arama butonuna basarak sayfaya yönlendirileceksiniz.